2

1092 Words
"Murat Bey e bakmıştım," dedi soğuk bir sesle. "Kendisi şu an burada değil, " dedim başımı işlerimden kaldırmadan. ,"Ne zaman gelecek?" Kapının ağzında durmayı bırakıp bir kaç adımla içeri girdi. "Bir iki saate gelir." Yanaklarını şişirip bıkkınca üfledi. Sonra kolundaki saate bakıp "Sanırım bekleyebilirim," dediğinde ona kısa bir bakış atmıştım. "Siz bilirsiniz tabii." Karşımdaki sandalye birden çekildiğinde boşlukla irkildim. Kafamı kaldırıp ona baktığımda sandalyeye oturuyordu. "Burada bekleyebilirim o zaman." Başımı sallayıp işlerime devam ettim. Bu evrakları sıralamam ve gerekli tiyatroculara imzalatmalıydım. Aynı zamanda gelir ve gider bordrosu da benim elimdeydi. Her şeyi ayarlayıp muhasebeciye vermeliydim. ,"Bir kahve içerim." Başımı hiç kaldırmadan ona baktım. Gözlerini devirme Deniz. Gözlerini devirme Deniz. O da benim ona baktığım gibi ifadesiz bir suratla bakıyordu. Yapmacık bir şekilde gülümseyip "tabii," demekle yetindim. Sonuçta misafirdi. Telefondan çay ocağınun numarasını tıklayıp ilgili abinin telefonu açmasını bekledim. "Sinan abi bir türk kahvesi- " "Sade olsun," dedi başını sandalyede geriye yaslanarak. Gözlerimi devirmemeliyim. "Sade olacak." dedim sesimin tonunu aynı tutmaya özen göstererek. Sinan abi "Tamam kızım," dediğinde telefonu kapatıp masaya bıraktım. O sandalyenin önündeki sehpaya bacaklarını uzatıp gözlerini kapattığında bu kadar özgüvenin yalnızca tanınmaktan ve şöhretten olduğunu bilmek sinirlerimi bozmuştu. Bu rahatlık neydi böyle? Görmezden gelmeye çalışarak başımı çevirdim. Görmezden gelip işime devam etmeye çalıştım. İkimiz de sessizdik, bir süre tek gözünü aralayıp sra ara bana baktı, sonra yeniden gözlerini kapatıp öylece durdu. Ben de o yokmuş gibi kağıtlarla uğraşmays fevsm ettim. Kapı tıklatılıp kahve geldiğinde Sinan abi içeri bana gülümseyerek girdi. Sonra da karşımda oturan Aras ı görünce önce gözleri büyüdü, ardından "Aras bey..." dyerek hayranlığını belli etti. Sen de mi be Sinan abi. Elindeki kahveyi masaya bırakıp heyecanlı bir şekilde doğruldu. "Sizi çok severek izliyoruz." Aras gülümseyerek koltukta doğruldu. "Öyle mi? Çok sevindim." gülümsemesi samimiydi. "Evet, kızım da sizi çok seviyor. Bir fotoğraf çekilelim mi?" Cebinden telefonunu çıkartırken mahçup bir şekilde gülümsedi. "Kızım sevinir görünce." Aras ellerini birleşitrip yine samimi bir sesle "Tabii ki !" diyerek ayağa kalktı. Birlikte fotoğraf çekilirlerken dehşet içinde onu izliyordum. O Sinan abiydi, buraya gelen hiçbir oyuncu için güzel tek bir şey bile söylememişti. Aras a böyle davranması bana bile garip geldi. Sevdiriyor kendini maymun Aras ın gözleri kameraya gülümserken arkalarında duran bana takıldı. Bakışımı görünce güldü, sonra poz vermeye devam etti. Ben de işime devam ettim. Sinan abi odadan çıkmadan önce bana döndü. "Deniz kızım, sen de bir şey içmez misin?" Ona gülümsedim "Yok abi, teşekkür ederim." "Aslında..." dedi Aras bana kısa bir bakış attıktan sonra Sinan abiye dönerek. "Bir kahve de ona getirir misin abi? Şöyle karşılıklı bir kahve içelim." Ben hayır dememe rağmen Sinan abi Aras a tamam diyip bana da kahve yapmaya gitti. "Teşekkür ederim," dedim o odadan çıktıktan sonra. "Ama gerek yoktu." Az önce gülümseyen suratının yerini yeniden suratsızlığı aldı. "Ellerin titriyor, kafeine ihtiyacın var. " O an kalem tutan elime baktım. Gerçekten titriyordu ama karşımda otururken bunu ne ara fark etmişti bilmiyorum. Hiçbir şey söylemedim. Söylenecek bir şey yoktu zaten. Bir süre daha Allah ın belası evraklarla uğraştım, o sırada Sinan abi yine içeriye girip kahvemi bıraktı. "Eee," dedi kahvesinden bir yudum alırken. Kahvesini benimki gelene kadar içmemişti. "Sen neden benimle fotoğraf çektirmek istemedin?" Önce şaşkınca yüzünr baktım, ardından sesli bir şekilde güldüm. "Seninle neden fotoğraf çektirmek isteyeyim?" Gülüşüme bozulduğu belliydi ama hemen düzeltti. "Normalde kızlar ister de..." Ben de onun gibi sandalyede arkama yaslanıp kahvemden bir yudum aldım. "Bir avuç libidosu yüksek ergen yüzünden tüm kızları suçalamasan mı?" O da güldü. "Bu söylediğin çok ayıp," Eliyle saçını düzeltip o da kahvesini yudumladı. "Oyunculuğunu beğeniyorum, çok yeteneklisin." Sonra yüzümü buruşturdum, istemsiz olmuştu. "Şöhretin umrumda değil." Başını sallayıp güldü. "En azından bunu kabul ettin, güzel." "Neden geldin?" dedim aniden. "Murat Bey'le görüşmem gereken bir kaç şry var." Başımı sallayıp bitirdiğim dosyaları zarflara yerleştirdim, o sırada Murat bey içeri girdi. Aras ı görünce o da aşırı mutlu bir tavır sergilemişti. Bu sahte tavıra göz devirmemek için kendimi zor tuttum. Bitirdiğim zarfları alıp onun koltuğundan kalkarken yeniden kapı çalındı ve Emir içeri girdi. "Denizkızım, hadi yemeğe gidelim!" Bağıra bağıra girdiği odada yalnızca benim olmadığımı görünce afallamıştı. "Pardon, " dedi sesini azaltıp. Murat bey bana bakıp "Çıkabilirsin Deniz." dediğinde başımla onaylayıp kapıdan çıktım. Kapıyı arkamdan kapatırken Aras la göz göze gelmiştik. Gözümü yavaşça kapatıp açtım. Bu görüşürüz ya da bay bay falan demekti işte. O da başıyla selam verdi. Bakışları hâlâ ifadesizdi. Kapıyı kapatıp çıktım . Emir şaşkın şaşkın bakıyordu. "Niye gelmiş o? Provalar başladı mı?" Başımı iki yana sallayıp saçımı kulağımın arkasına koydum. "Hayır, daha dört koca gün var." Parmaklarıyla şakaklarına oluşturdu ovuşturdu "Bugün başım çok ağrıyor" dedi. "Ağrı kesici ister misin?" diye sordum başını hayır anlamında iki yana salladığında çoktan yemekhaneye çıkmıştık. Burası öyle büyük bir yerdi ki yemekhanesi bile vardı. Tepsiyi elimize alıp yemeklerimizi doldururken "Var mı seninkinden bir haber?" diye sordu aklıma onun gelmesi ile kalbim yerinden çıkacakmış gibi sancıdı. başım olumsuz anlamda iki yana salladım "Hayır. " Oflayıp tepsiyle birlikte masaya geçmiştik. "Sinem nerede?" "Aradı, geliyor." Başımı sallayıp yemek yemeye başladım ama canım hiçbir şey istemiyordu. Çorbadan bir kaç kaşık alıp bıraktım. O sırada Sinem ellerini sallayarak yanımıza geldi. "Nasılmış benim güzellerim?" Sinem benim en yakın arkadaşımdı. Cemre ve Emir onun hemen arkasından geliyorlardı. Üniversitenin ilk yıllarından itibaren burada çalışmaya başlamıştım. Onlar da benimle birlikte aynı dönemde başladılar. Başlarda Sinem'den hiç haz etmemiş olsam da zamanla en çok onu sevdim. Şimdi hepimiz buradaydık bazen boş günlerimiz uyuşmadığı için görüşemiyor olsakta vaktimizin çoğu burada hep birlikte çalışarak geçiyor. Sinem kostüm sorumluluklarımızdan. Emir daha çok işin perde kısmı ile uğraşıyor. takvimdeki düzenlemeler, yapılacak gösterilerin sahne dekorları ve tabii ki oyuncular gibi diğer her şeyin denetimi ile Emir ilgileniyor denetim kısmında benim de payım var Ben de denetim ve sözleşme kısmın dayım oyuncuların sözleşmesi oyuncu takvimi ve kabul edilen sergilenecek skeçlerin tablosu önce bana geliyor Emir ile işlerimiz belli bir noktada birleşiyor. O belli noktamız da tabii ki Murat Bey. Murat Bey'in işi yükünü böldüğümüz için birimiz onun sağ kolu diğeri de sol kolu görevini görüyor. Yıllardır buradayız, bu pozisyonları almak için tabii ki çok uğraştık hatta yakın zamanda bir aksilik çıkmazsa benim terfim de var. İmza yetkisi alacağım, tabii Murat Bey verirse. Şu an emir'in de benim de hatta sinem'in de yaptığı hiçbir işte imza yetkisi yok. Hepimiz bir üstümüze yani görevlimiz e bağlıyız ancak benim görevliyim buranın baş sorumlusu olduğu için ben onun yerini o istifa etmeden alamam. Malum Murat Bey'in öyle bir niyeti tabii ki yok, o yüzden Müdürlüğe terfi edebilirim imza yetkim o zaman olur. Benim müdür olmam emir'in de işine gelecek tabii ki ben onun da üstü olacağım için imzalar işine bir başkasının peşinde koşmadan bana devrilebilecek o yüzden terfi en çok isteyenlerden biri de Emir.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD