1998 MAYIS
Üstündeki ince,küçük kırmızı puantiyeli beyaz elbiseye daha çok sarıldı. Rüzgar yüzünden açık bıraktığı,kırmızı bandanayla tutturduğu sarı saçları oraya buraya savruluyor,yüzüne çarpıyordu. Tek Allah'ın kulunun geçmediği bu ıssız sokaktan geçerken tek düşündüğü,biricik nişanlısının yanına kestirme yoldan varmaktı genç kızın. İşlek caddeleri bırakıp bu ıssız sokağa saptığında bir tek nişanlısını düşünüyordu.
Etrafında,eski camları ve kapıları kırık,çatlak duvarları olan 2-3 katlı evler ve dükkanlar vardı. Sokağı aydınlatması beklenen küçük sarı ampul cızırtılı sesler çıkarıp tekliyordu.Derin,içten bir nefes verdi genç kız. Yürümeye devam etmeli ve ulaşmalıydı restoranda bekleyen nişanlısına. Gülümsedi. Vereceği büyük haber birbirlerine duydukları sevgiyi daha da güçlendirecekti.
15 dakika daha yürümenin ardından 5-6 metre ileride ki küçük restoranı gördü genç kız. Adımlarını daha da hızlandırıp dönerli kapıdan içeri girdi. Koşarak onu görünce ayağa kalkan nişanlısının boynuna sarıldı ve gözlerini kapadı genç kız. Ama nişanlısı sarılmamıştı genç kıza. Aldırış etmeden geri çekildi ve oturdu sandalyesine. Nişanlısının da oturmasını bekledikten sonra gözlerinin içine baktı. Nişanlısı gergindi bu akşam.Genç kız sezmişti bir sıkıntı olduğunu ama aldırış etmedi. Gözlerini, oturdukları masaya çevirdi. Beyaz masa örtülü,üstünde vazo içinde papatyalar olan bir masaydı. Genç kız gülümsedi. Papatyaları çok seviyordu.
Genç adamın titrek bir nefes alışı gözünden kaçmamıştı. Adam bir süre sevdiği kadının gözlerine baktı. Aralarında çok uzun bir sessizlik oldu. Saliseler saniyeleri,saniyeler dakikaları kovaladıkça, genç adam sevdiği kadının gözlerindeki o masum ışıltıyı gördükçe içindeki konuşma dürtüsü bedenini terk ediyordu. Adam yeniden titrek bir nefes alıp konuşmayı denedi. Genç kız sabırla sevdiğinin konuşmasını bekliyordu. "Tehlikeli." dedi adam. Genç kız kalbine saplanan acıya aldırmadan kaşlarını çattı. "Birlikte olmamız, yanlış." bu sefer genç kız konuşma yetisini kaybetmiş gibiydi,sustu sadece. "Seni seviyorum Sevda'm ama bu bitmeli..." hafızasını yokladı. Söyleyecek başka bir şeyi kalmadığına emin olduktan sonra ince,uzun parmaklarından alyansını çıkarıp beyaz örtülü masanın üstüne koydu ve sandalyesini biraz geriye iterek ayağa kalktı. Birkaç adım attı ve sevdiği kadının alnına son öpücüğünü kondurdu. Ayakkabılarının tok sesler bıraktığı ahşap zeminde, dönerli kapıya ilerledi ve kapıdan çıkıp oradan uzaklaştı. Genç kızın sol gözünden bir damla yaş süzüldü yanağına doğru. Sevda'm demişti yine genç kıza. Adı Sevda değildi aslında. Gözlerini yavaşça masada duran alyansa çevirdi. Sadece sevdiği adamın parmağında güzel duran alyansa... Gözlerini sevdiği adama ait olan alyanstan çekmeden elini yavaş hareketlerle karnının üstüne koydu ve fısıldadı. "Hamileyim."
kitabı kapatıp Murat Bey'in koltuğunda geriye yaslandım Bu kitap devam etmem gereken bir kitapta esmen al verdim varmış gibi beni biraz daha derdin içine sürüklemekten başka bir şey yapmamış çünkü derin bir nefes alıp bulanan mideme bastırmak istercesine elime yeniden karnıma koydum çok fazla yemek yiyordum ve çok fazla yemek yediğim için çok sık midem bulanıyordu ama bir yandan da doymuyor dum.
böyle bir döngü işte.