11

370 Words
"Ne demek haberi yok?" "Bak, çok zor bir dönemdi. Ben sana hamileyken babanla nişanlıydık. Ve tam ona söyleyeceğim zaman , benden ayrıldı. Bir şey diyemedim. Ne diyebilirdim ki?" Gözümden akan yaşlara meydan okurcasına güçlü bir sesle bağırdım. "Sen gururun yüzünden , benim 17 yılımı mahvettin! 17 yılımı babasız geçirmeme neden oldun!" Sessizce gözyaşlarını silerken yine otoritesini korumaya çalışıyordu."Odana git, Sevda. Sakinleştiğin zaman-" "Sakinleştiğim zaman olmayacak! Lanet olsun burda daha fazla durmayacağım!" Hızlı ve kendinden emin adımlarla ilk önce mutfaktan, daha sonra da montumu alıp ayakkabılarımı ayağıma geçirerek evden çıktım. Bunca yıl babamı suçlamıştım. Beni bıraktığı için. Hiçbir şey olmamış gibi kendi hayatına devam ettiği ve beni kendinden mahrum bıraktığı için. Ama bilmediğim ayrıntı, beni babamdan mahrum bırakanın annem olmasıymış. Denize karşı bir kez daha öfkeyle bağırırken sesimin babama değilde boşluğa ulaşması, kalbimde yeniden derin bir sızının ortaya çıkmasına neden olmuştu. "Neden ya neden?!" Neden baba? Neden o lanet gün bıraktın ki bizi? Denize karşı oturmuş düşüncelerimin dalgalar halinde kayalara çarpmasını izliyordum. Güçsüzdüm, yorgundum ve uykusuzdum. Bacaklarımı kendime çektim ve kollarımı dizlerime sarıp başımı yasladım. Dalgaların beynimde yankılanması içimi tarifsiz bir huzurla doldururken saatin sabaha karşı olmasını umursamadım bile. "Oturabilir miyim küçük bayan?" Başımı hafifçe kaldırıp 30 lu yaşlarının sonlarında gibi görünen adama baktım. "Farketmez." Yavaşça eğilerek kumların üzerine oturdu. Bana baktığını hissediyordum. "Evden mi kaçtın?" Bakışlarımı adama çevirdim. "Sizi ilgilendireceğini sanmıyorum." Hafifçe güldü."Sabahın dördünde, ağlamaktan kızarmış gözlerle, sahil kenarında depresif bir şekilde oturan bir genç kız. Kesinlikle evden kaçmamış." Hafifçe güldü. Başka bir zaman olsa gülebilirdim ancak şu an, hiç keyfim yoktu. O da hafifçe öksürerek gülmesini bastırdı. "Bak küçük bayan, her ne olduysa kesinlikle haklısındır. Kesinlikle. " Kaşlarımı çattım. "Nasıl? Küçük bir kız çocuğuna hak veriyorsun öyle mi?" Başını ciddiyetle salladı. "Evet. Bu yaşlarda aileler çocukların üstlerine çok geliyorlar. Özellikle babalar, çok anlayışsız-" "Benim babam yok." Diyerek sözünü kestim." Yani ben daha doğmadan, gitmiş." Kaşlarını çattı. "Belki de başka seçeneği yoktur? Yani belki bir kızı olacağını bilmiyordur, " Gözlerim yeniden dolarken "öyleymiş" dedim. "Haberi yokmuş." "Tanışmadık seninle." Başımı salladım ve tokalaşmak için uzattığı elini sıktım. "Emre." Dedi. "Cemre." Dedim bende. Sonra düzelttim. "Yani , Sevda Cemre. " gülümsedi. "Sevda mı?" Başımı salladım. "Ama ben o isimden nefret ediyorum. " gülümsedi. "Üzgünüm küçük bayan, ama ben sana Sevda diyeceğim. "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD