Ahmet’in o iki kelimesiyle birlikte her şey bulanıklaştı. “Hakan Ağa… uyanmış.” İçimdeki yankısı öyle derin, öyle sarsıcıydı ki ne düşüneceğimi bilemedim. Aslan bir an bile beklemeden yerinden fırladı. Ardından koşarken ben de aceleyle ona yetişmeye çalıştım. Merdivenleri üçer beşer atladı. Ayak seslerimiz koridorda yankılanırken içimde karmaşık bir his büyüdü. Yoğun bakım kapısına vardığımızda iki hemşire bizi karşıladı. Hemşirelerden biri elini nazikçe kaldırdı. “Lütfen… sadece bir kişi alabiliyoruz.” Aslan konuşacak gibi oldu ama Feyza Hanım’ın sesi hepimizi susturdu. “Ben giriyorum. O benim oğlum.” Sesi bu kez netti. Titremiyordu. Güçlüydü. Aslan ona sadece başını salladı. Feyza Hanım içeri girerken gözlerim, kapıdan içeri süzüldü. Aralık kalan camlı bölümden sadece beyaz duvarlar

