Sabah kalktığımızda çok temiz bir hava bizleri karşıladı. Gerçekten de daglardaki temiz hava çok etkiliydi. Bunu, daha ilk saniyelerde anladım. Tuğrul ve Okan kahvaltı sırasında daha da yakınlaşmıştı. Bu durum yüzümde kocaman bir gülümseme olmasını sağlıyordu. İkisini beraber böyle gördükçe, aslında Okan'ın çok fazla eksiklik çekmeyeceğini hissediyordum. Kahvaltıdan sonra Tuğrul bizi aldı ve bir mağazaya götürdü. Mağaza bir sürü ekipman vardı. "Hadi sen de sec bir tane. Bak bu skateboard. Kaykay gibi bir şey, bir de normal. Kayak takımı var iki tane ayrı olarak ayağında olur. Hangisini istersen onu alabilirsin." dedi Tuğrul. "Hayatım... Ben korkarım. Siz yapın. Okan çok sever ama dikkatli olun düşüp bir yerlerini kırarsınız şunlara baksana..." dedim ben de ışıl ışıl kayak takımlarına ba

