Arama emrinin çıkması kırk dakikadan biraz fazla sürdü.
Bu süre boyunca Nathan Voss dairesinden çıkmadı. Dylan kapının önünde kaldı, Nina ise binanın girişinde bekledi. Edian geri döndüğünde koridor aynı sessizliğini koruyordu.
Nathan kapıyı bu kez itiraz etmeden açtı.
Yüzündeki gerginlik kaybolmamıştı.
“Avukatımı aramak istiyorum.”
“Arayabilirsiniz,” dedi Edian. “Ama arama başlayacak.”
Olay yeri ekibi birkaç dakika içinde daireye girdi.
Edian doğrudan salondaki siyah spor çantasına yönelmedi. Önce dairenin bütünü fotoğraflandı, ardından eşyalar sırayla incelenmeye başladı.
Çanta masanın altından çıkarıldığında Nathan gözlerini başka tarafa çevirdi.
Fermuar açıldı.
İçinden para çıkmadı.
Bir dizüstü bilgisayar, iki harici disk, birkaç dosya ve küçük metal bir anahtar bulundu.
Dylan anahtara baktı.
“Kasa 317?”
Edian cevap vermedi.
Anahtar delil poşetine yerleştirildi.
Grant, dizüstü bilgisayarı incelemek üzere teslim alırken çantanın altından çıkan dosyalardan birini açtı. Sayfaların tamamında Vega Financial’a ait işlem kayıtları vardı.
North Vale Consulting yalnızca başlangıçtı.
Eastern Bridge Logistics.
Copper Hill Services.
Raymond Advisory.
Daniel’ın kendi bilgisayarında araştırdığı şirketlerin hemen hepsi.
Edian Nathan’a döndü.
“Bu çanta size mi ait?”
Nathan dudaklarını birbirine bastırdı.
“Hayır.”
“Dairenizde bulundu.”
“Biri bırakmış olabilir.”
Dylan başını kaldırdı.
“Kapıyı açık bırakma alışkanlığınız mı var?”
Nathan cevap vermedi.
Edian dosyalardan birini eline aldı.
“Daniel Ross’un evinden çıkan adamın elinde buna benzeyen bir çanta vardı.”
Nathan’ın bakışları kısa süreliğine dosyaya kaydı.
“Ben Daniel’ın evine gitmedim.”
“Aracınız dün gece o bölgede.”
“Kevin’deydi.”
“Kevin Harris diye birini henüz bulamadık.”
Nathan ilk kez gözlerini Edian’dan kaçırdı.
“Soyadını yanlış hatırlamış olabilirim.”
Dylan’ın yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
“Yakın arkadaşınızın mı?”
Edian ona kısa bir bakış attı. Dylan sustu.
“Dün gece nerede olduğunuzu tekrar soracağım,” dedi Edian. “Bu kez düşünerek cevap verin.”
Nathan’ın nefesi ağırlaştı.
“Evdeydim.”
Edian başını salladı.
“Peki.”
Tartışmadı.
Yalan söyleyen insanların çoğu, karşılarındaki kişinin kendilerine inanmadığını anladığında daha fazla konuşurdu. Nathan ise susmayı seçmişti.
Bu da bir cevap sayılırdı.
Arama yaklaşık bir saat sürdü.
Yatak odasındaki dolabın arkasında küçük bir plastik kutu bulundu. İçinden dört farklı şirket adına düzenlenmiş banka kartları çıktı.
Şirketlerden üçü Daniel’ın kayıtlarında vardı.
Grant kartlardan birini görünce Edian’a baktı.
“North Vale.”
Nathan bu kez gerçekten panikledi.
“Onlar benim değil.”
Edian kartı eline almadı.
“Bunu laboratuvar söyler.”
“Ben yalnızca sistem işleriyle ilgileniyorum.”
“Öyleyse sahte şirketlerin banka kartları neden yatak odanızda?”
Nathan cevap veremedi.
Dylan kapıya yakın duruyordu.
“Artık arkadaş Kevin’i suçlamak zorlaşmaya başladı.”
Nathan bir anda ona döndü.
“Ben kimseyi öldürmedim.”
Odada kısa bir sessizlik oluştu.
Edian’ın sesi değişmedi.
“Size henüz cinayetle suçlandığınızı söylemedik.”
Nathan bunu fark ettiğinde çok geçti.
Edian sandalyesini çekip karşısına oturdu.
“Daniel’ın öldüğünü öğrendiğinizde şaşırdınız. Ama şimdi kendinizi cinayetten savunuyorsunuz.”
Nathan’ın yüzüne ter oturdu.
“Polissiniz. Evimi arıyorsunuz. Ne düşünmem gerekiyor?”
“Makul bir açıklama.”
Nathan başını ellerinin arasına aldı.
Birkaç saniye boyunca yalnızca olay yeri teknisyenlerinin hareketleri duyuldu.
Sonunda konuştu.
“Daniel para çalıyordu.”
Edian’ın bakışları sertleşmedi. Sadece bekledi.
“Devam edin.”
Nathan başını kaldırdı.
“Başlangıçta küçük miktarlardı. Kimse fark etmiyordu.”
“Kimle birlikte?”
“Ben yalnızca sistem erişimini sağlıyordum.”
“Kimle birlikte?”
Nathan’ın çenesi gerildi.
“Laura.”
Dylan duvardan ayrıldı.
Edian’ın zihninde Laura Bennett’ın önceki ifadeleri yeniden sıralandı.
Daniel’ın para çalmadığını söylemişti.
Bir başkasının onun hesabını kullandığını iddia etmişti.
Şimdi Nathan bunun tersini söylüyordu.
“Üçünüz mü?”
Nathan yavaşça başını salladı.
“Daniel hesapları seçiyordu. Laura işlemleri onaylıyordu. Ben kayıtları sistemde normal görünür hâle getiriyordum.”
“North Vale?”
“Bizim kurduğumuz şirketlerden biri.”
“Toplam ne kadar?”
Nathan sustu.
Grant dizüstü bilgisayarından başını kaldırdı.
“Bir milyon sekiz yüz kırk bin.”
Nathan ona baktı.
Grant devam etti.
“Şimdilik.”
Edian ellerini masanın üzerinde birleştirdi.
“Daniel neden kendi yaptığınız işlemleri araştırmaya başladı?”
Nathan’ın yüzünde öfke belirdi.
“Çünkü bizi satacaktı.”
İlk kez sesini yükseltmişti.
“Altı ay boyunca hepimiz risk aldık. Sonra Daniel korkmaya başladı. Paranın çoğunu geri vermek istedi. Kayıtları toplamaya başladı.”
“Polise gitmek için mi?”
“Bilmiyorum.”
“Laura biliyor muydu?”
“Evet.”
“Dün gece Daniel’ın evine gittiniz mi?”
Nathan yine sustu.
Bu kez Edian soruyu tekrarlamadı.
Nathan sonunda başını salladı.
“Evet.”
Dylan’ın bakışları keskinleşti.
“Saat 21.12.”
Nathan şaşkınlıkla ona baktı.
Edian devam etti.
“Neden gittiniz?”
“Çantayı almak için.”
“Daniel size verdi mi?”
“Hayır.”
Nathan derin bir nefes aldı.
“Daniel kasadaki bütün kayıtları çıkarmıştı. Bize bir anlaşma teklif etti. Paranın kalanını geri verecektik. Sonra herkes kendi yoluna gidecekti.”
“Laura ne dedi?”
“Kabul etmedi.”
Edian, Laura’nın eve saat 23.18’de geldiğini düşündü.
“Laura geleceğini biliyor muydu?”
Nathan başını salladı.
“Daniel onu da çağırmıştı.”
“Üçünüz aynı anda evdeydiniz.”
“Bir süre.”
Edian’ın gözleri Nathan’ın üzerindeydi.
“Laura neden evde başka kimse olmadığını söyledi?”
Nathan acı bir şekilde güldü.
“Çünkü hepimiz yalan söylüyoruz.”
Cümle odanın içinde ağır kaldı.
“Ne zaman ayrıldınız?”
“Gece on bir civarı.”
“Güvenlik kamerasında çıkışınız yok.”
“Bodrum otoparkından çıktım.”
“Arabanız?”
“Binanın iki sokak arkasındaydı.”
Edian bir şey söylemedi.
Bu açıklama kontrol edilebilirdi.
“Peki 02.41’de binadan çıkan kişi?”
Nathan’ın yüzündeki ifade değişti.
“Bilmiyorum.”
“Daniel siz ayrılırken hayatta mıydı?”
“Evet.”
“Laura?”
“O da hâlâ oradaydı.”
Edian ile Dylan kısa bir bakış paylaştı.
Laura polise 23.52’de binadan çıkmıştı.
Nathan’ın ifadesi doğruysa Daniel o sırada hayattaydı.
Mara’nın tahmin ettiği ölüm saati gece yarısıyla üç arasındaydı.
Yani cinayet Laura çıktıktan sonra gerçekleşmiş olabilirdi.
Ya da Laura’nın anlattıklarının çok daha fazlası yanlıştı.
Grant, Nathan’ın bilgisayarını incelerken bir dosya açtı.
“Edian.”
Ekranda güvenlik kayıtlarına benzeyen bir tablo vardı.
Vega Financial’ın kullanıcı erişimleri.
Grant birkaç satırı büyüttü.
“Daniel’ın hesabına son üç ayda yapılan uzaktan girişlerin tamamı Nathan’ın yönetici hesabından geçirilmiş.”
Nathan hemen ayağa kalktı.
“Bunu zaten söyledim.”
Grant başını iki yana salladı.
“Hayır. Bir şey daha var.”
Başka bir sütunu gösterdi.
“Laura’nın onay hesabına yapılan erişimler Nathan’dan gelmiyor.”
Edian ekrana yaklaştı.
“Kimden?”
Grant birkaç tuşa bastı.
Bir isim belirdi.
Richard Cole.
Vega Financial’ın finans direktörü.
Dylan’ın yüzündeki ifade tamamen ciddileşti.
“Dördüncü ortak.”
Nathan hemen başını salladı.
“Hayır.”
Edian ona döndü.
“Richard da işin içinde miydi?”
“Hayır. Richard hiçbir şey bilmiyordu.”
Grant tekrar ekrana baktı.
“Öyleyse Laura’nın hesabına neden onun bilgisayarından girilmiş?”
Nathan’ın yüzündeki şaşkınlık rol gibi görünmüyordu.
Edian ayağa kalktı.
Dosya birkaç dakika içinde yeniden değişmişti.
Daniel, Laura ve Nathan para çalmıştı.
Daniel ortaklarını terk etmeye hazırlanmıştı.
Ama sistem kayıtları şimdi başka birinin de onların işlerine eriştiğini gösteriyordu.
Richard Cole.
Edian montunu aldı.
“Dylan, Nathan’ı merkeze götür.”
“Sen?”
“Nina’yla Vega’ya dönüyorum.”
Nathan ayağa kalkarken iki polis yanına geçti.
Edian kapıya ulaşmıştı ki Nathan arkasından seslendi.
“Dedektif.”
Edian döndü.
Nathan’ın yüzünde korku vardı.
Bu kez kendisi için değilmiş gibi görünüyordu.
“Richard öğrenmişse...”
“Neyi?”
“Parayı.”
Nathan yutkundu.
“Daniel’ı öldürmek için tek sebebi olan biz değildik.”
Edian birkaç saniye ona baktı.
Sonra kapıyı açtı.
Daniel Ross dosyasında artık üç şüpheli değil, dört isim vardı.
Ve içlerinden en az biri, diğerlerinin sandığından çok daha önce oyuna girmişti.