Bölüm 4

652 Words
Kendine dokunmak demek ne demek? Bilmiyorum. Bilmiyorum dersem sanırım dalga geçer, bir an sustum sonra rahatsız olduğumu belirtmeliyim diye düşündüm. “Lütfen kalk” diye mırıldandım duymadı sanırım parmakları vajinamın dudaklarına dokunuyor. İçimde bir ısı yükseliyor, terliyor ve yapışık bir his hissediyorum oramda. Ne oluyor? Biraz daha kıpırdanmaya başladım. Debelendikçe durdu ve elini ordan çekti. “Evet sanırım seninki bitti sıra bende şimdi sen yap!” Ne yapayım diye anlamaz gözlerle baktım. Alaycı bir sırıtışla kremi salladı elinde. “Ha tamam” diyebildim ve o uzandı. Kalktım ve pratikçe sürdüm. “Sanırım hiç bir erkeğe dokunmadın.” dedi. Yine sustum. Öylece vaktimizi tamamlayıp geri döndük. Okul açılana kadar da onu bir daha görmedim. Evet şimdi okulun açıldığı gün spor arabasıyla karşıma çıktı. Tanrım ne istiyor? Kızların ve oğlanların hepsi bize bakıyor. Bu utanç verici. Onun manevi abim olduğunu kimse bilmiyor. Zaten okulda sevilen bir tip değilim ama sanki Engin okulun popüler çocuğu gibi şu an. Kızların ağzının suyu akıyor kesinlikle! “Arsu güzelim hadi seni bir yere götüreceğim” diyor en yakışıklı gülümsemesiyle. Cidden yakışıklı. Cazibeli bir havası var ve bu gülümsemeyle eminim bir çok kızı kendine hayran bırakmıştır. Bişey diyemeden arabanın kapısını açıyor ve bana oturmam için eliyle referans yapıyor kısaca. Oturup kapımı kapatıyor ve şöför koltuğuna yerleşip emniyet kemerimi takmaya çalışıyor. Epey yaklaşıyor ve bilinçli olarak yüzü yüzüme çok yakın tutuyor. Yutkunmama engel olamıyorum. Çünkü vücudumda tepkilere anlam veremiyorum. Öpecek sanıyorum bir an gözlerimi kapatıyorum ve o nefesini bırakıp önüne dönüyor ve arabayı çalıştırıyor. Okuldan uzaklaştıktan epey sonra gözü yoldayken ona nihayet sorabiliyorum nereye gittiğimizi.. Gülümseyerek bana bakıyor ve istersem uyuyabileceğimi ve yolumuzun uzun olduğunu söylüyor. Anlam veremiyorum tepki de veremiyorum sanırım ona güvenmek zorundayım. Yolda göz kapaklarım ağırlaşıyor ve uyuyorum. Geldiğimizi arabanın durduğunu farketmemişim. Uyandığımda bir yatağın içindeyim yalnız sanıyorum kendimi ama kolumda ve bacağımın üstünde bir ağırlık var ve o ağırlık Engin. Ben annemle bile uyumadım neler oluyor niye böyleyiz neden bunu yapıyor daha bir sürü soru içime kasvet gibi çöküyor. Kalkmalıyım! Ama nasıl? Kolumu kurtardım sanırım biraz peki ya bacağımı. Bu sırada bir hareketlilik oluyor ve Engin’i üstümde buluyorum. “Uyandın mı güzelim? Nihayet! Yoksa eğlenmeden geri dönme vaktimiz gelecekti!” Bir çocuk sevinciyle gözlerimde koyu parlaklıkla bunları söylüyor. Anlamıyorum desem tüm bunlara bir son verir mi? “Imm aa ne eğlencesi?” diye karışık bir kelime yuvarlıyorum. Saçmalamaya çok yakınım abi demedim o da öyle birşey talep etmedi. Gerçi adıyla da pek seslenmek zorunda kalmadım. Önce dudaklarını dudaklarıma bastırıyor. Tepki yok. İtmeli miyim atmalıyım üstümden napmalıyım belirsizlik içindeyim. Bundan cesaretle daha da yoğun bir şekilde öpüyor dudaklarımı aralamaya çalışıyor ben öylece hareketsiz duruyorum. Ellerim göğsüne dokunuyor ama yine de bir itme yok. “ Karşılık ver!” diyor. Diyemiyorum bilmiyorum karşılık nasıl verilir? Düşüncelerimi okuyormuş gibi “Tabii ya hiç öpüşmedin!” “Şimdi sana kirli abin herşeyi öğretecek! Önce seni soymam gerekiyor. Vücudunu sana tanıtıp zevk noktalarını sana göstereceğim. Şimdi dudaklarını arala ve benim sana yaptıklarımı sende bana uygula..” Ağzı ağzıma kapaklanıyor bir yandan okul formamı çıkarmaya başlıyor. Tutulmuş gibiyim fethedilmiş gibiyim hareket edemiyorum. Kasıklarımda bir yangın başlıyor gibi ama nedenini veya bende ne olduğunu bilmiyorum. Çok hızlı ne yaptığını kavrayana kadar gömleğimin üstümde olmadığını farkediyorum. Elleri hiç durmuyor tüm kıvrımlarıma dokunuyor. Dili ağzımın içinde dilimi emip yalıyor. Bir inleme kaçıyor boğazımdan ve o elini kafamın arkasına atıp daha da dilini içime itiyor. Kafamı bile oynatamıyorum eli çok büyük! “Şimdi tüm bu fazlalıklardan kurtulacağız” diyip sporcu sütyenimi çıkarıyor boynumdan tutup atıyor. Refleks olarak elimle göğsümü kapatıyorum. “Hiştt aç o güzellikleri görmek istiyorum. Sana kendini öğreteceğim ve bundan çok zevk alacağız ikimizde inan bana. Beni de göreceksin çırılçıplak, şartlarımız eşit olacak!” diyor ve elimi göğüslerimden çekiyor. “Pembe” diyor meme uçlarıma bakarak. “Açılmamış gül goncası tabiri bu olsa gerek..” diyor ve uçlarını ovalamaya başlıyor. “ Nasıl hissediyorsun?” cevap veremiyorum. Çünkü bu çok değişik. Adlandıramıyorum. Haz duyduğumu ve daha da haz alacağımı söylüyor. Kirli dokunuşlarına devam ediyor. Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD