Saatler çabuk geçmiş biraz ağlamak iyi gelmişti. Yatar odamda miskinlik yapıyordum ki Leyla içeri bir kutuyla geldi. “Bu sizin içinmiş Arsu hanım bu akşam giymeniz gerekiyormuş.” Ben şaşkınlıkla bakarken Leyla kutuyu açıp içinden oldukça iddialı bir kırmızı elbise çıkardı. Mini boy boynu bağlamalı bir parçaydı. İçinden notu çıkardı ve bana uzattı. “Seni bu elbise içinde görmek için sabırsızım. Tarık”
Zır zırr… Telefonu kulağıma götürdüm. “Alo?” “Beğendin mi?”
“Evet ama oldukça iddialı?!”
“Biliyorum oldukça seksi görüneceksin. Altına bişey giyme!”
Oh bu adam..Azmakla yanmak arasındayım. Bacaklarımı birbirine sürttüm.
“Ama bu akşam Yüksel baba’yla yemek yiyeceğim.”
“Hayır benimle yiyeceksin şimdi hazırlan seni 7’de alacağım.”
Herhangi bişey anlamasamda önce kısa bir duş aldım. Leyla’yı kendim hazırlanacağım diyerek gönderdim. İçime birşey giymeden direk elbiseyi giydim. Sırtı komple açıktı ve yalnızca kalçalarımı kapatıyordu. Oldukça kısaydı ama yapacak bişey yoktu. Madem öyle istiyor öyle olsun diye düşündüm. İç çamaşırı giymemek beni oldukça rahatsız etse de sanırım Tarık zaten onu bir şekilde üzerimden atardı. Bu düşünceye istemsiz kıkırdadım. Dün geceden kalan boynumdaki ısırık izini kapatıcıyla kapattım. Sonra boynuma elbisesin bağlarını kullanarak fiyonk şeklinde bağladım. Makyajımı yaptım. Kırmızı rujumu sürdüm. Tarık’ın son olarak gönderdiği kırmızı stilettoları giydim. Aynaya baktım oldukça seksi görünüyordum. Aynaya bir öpücük attım dolgun dudaklarım kırmızı rujla birleşince harika görünüyordu.
“Tarık beni siker kesin.” diye düşündüm. Bu düşünceyle amcığım şimdiden kasılarak beklentiye girdi.
Saat 7 olmuştu ve ben aşağı inerken Leyla beni bir arabanın beklediğini söylemek için yanıma geliyormuş. “Çok güzel olmuşsunuz Arsu hanım” diyerek beğenisini saklayamadı. Kısa bir baş hareketiyle gülümseyerek yanından geçtim. Kapıda bir şöför binmem için kapıyı tutuyordu. Uzaktan beni gören Tunç şaşkındı. Neyse ki kapımı kapanmasıyla film camlı araba çalıştı ve ilerlemeye başladık. Tarık’ın üzerimdeki aç bakışlarını yeni farkediyordum açıkçası rahatsızlık duymadım. En az onun kadar onu izlemeye başladım. Çok etkileyici bir erkekti. Jilet gibi siyah bir takım üzerinde omuzları geniş duruyordu. Adem elması hareket ederken yutkundum. Bana doğru eğilince kokusu burnuma doldu. Yanağımdan ufak bir buse kondurdu ve “Büyüleyici görünüyorsun bebeğim.” diye flörtüz bir şekilde fısıldadı.
Yemek için lüks bir kontraya getirdi. Denize açılacağımızı düşünerek ürperdim ve vücudum titredi. Bunu gören Tarık üşüdün mü diyerek ceketini çıkarıp omuzlarımın üstüne attı. Ona ait koku uyarılarımı açıyor, yapabileceğimiz çok muhtemel seks seansımız için beni şimdiden heyecanlandırıyordu. Ama önce konuşmam gerektiğini biliyordum. Bu etkileyici adamın tam olarak sadece güzelliğim için yanaşması bana tam anlamıyla doğru gelmiyordu. Bunun için bana açıklama yapmak zorundaydı.
Düşüncelerimi anlamış gibi “Yemekten sonra herşeyi açıklayacağım.” dedi güven veren sesle.
Denize açılırken yüzümüze vuran serin rüzgar gerginliğimi artıyordu. Hazırlanan masaya geçtik. “Lütfen, hadi başlayalım. Sonra tüm sorularını cevaplayacağım.” diyerek yemem için teşvik etmeye çalıştı.
Yemeği yedikten sonra şaraplarımızı yudumlayamak için kontranın iç kısmına ilerletti belimden hafif tutarak. Ceketi üstümden sıyırıp oturdum ve onu izledim.
Siyah saçlı, saçları oldukça gür, kalın kaşlı ama çehresi çok yakışıklı bir adamdı. Siyah gözlerini üzerime dikip “Ne o beğendin mi gördüğünü?” diye sorup gülümsedi.
Açıkçası “Etkikendim.” diyerek gülümsedim.
“Harika bir genç hanımsın.”
“İltifat ediyorsun.”
“İltifata ihtiyacın yok. Arsu Aydın.” Büyük bir nezaketle şarabı uzatıyor. Kadehi elinden alıp yudumluyorum. “Seni dinliyorum.” diyorum gözlerinin içine bakarak.
“Elbette. Annenden başlayabilir miyim?”
“Annem mi?” Kafam karışıyordu. İşte buna anlam vermek epey güçtü. “Onunla ilgisi nedir tüm bunların? Sen annemi tanıyor muydun?” diyorum.
Devam edecek…