Tarık’tan gözünü alamayan kadınlar ortasında kalmış gibi hissediyordum kendimi. Özellikle kibarlık gösterip ona yaklaşmaya çalışmaları üstelik bunu benim yanımda yapmaya cüret etmeleri beni sinirlendirmeye başlamıştı. Tarık umursamaz bir biçimde nazikçe onları kendinden uzak tutuyor gibi görünüyordu. Ama işte neyin beni rahatsız ettiğini şu an anlayamıyordum. Kıskanıyor muydum? Fakat niye? Az önce seks yapmıştık ve o kadınlarla değil benimle yapmıştı. Böbürlenip kendimi mi pohpohlamalıyım. Yok bu da benlik değil, ben bu değilim. Seks kölesiyim ben, istersem sevişirim bu bile az benim için. Bana doğru dokunan ve beni yükselten adamla sevişebilirim öyle özel bir bağa gerek yok. Tarık’ın çevresindeki kadınlar niye rahatsız ediyor beni. Kendimi gerçekten anlamıyorum.
Yemek çabuk bitti sayılır deniz manzarası olan bir İtalyan restaurantı tercih etmişti Tarık. Deniz mahsullü bir spagetti tercih ettim. Şarabı Tarık seçti. Komik bir biçimde Tarık sürekli beni izliyordu. Gülümseyerek.
“Ne bu kadar komik?” diye tutamadım kendimi ve sordum.
“Bilmek istemezsin. Hadi yemeğini bitir iştahla yemen beni başka manzaralara götürdü.” şakayla elimi hafifçe sıkarak söyledi.
“Terbiyesiz bir avukat olduğunuzu bilmiyordum.”
“O kırmızı çarpıcı dudakların spagettiyi yerken başka şeyler düşünmem benim suçum değil.” diyor gözleri karararak.
İçime bir sıcaklık düşüyor. Şarabımdan yudumluyorum ama şarap sadece ateşimi harlıyor. Yüzümü elimle yelpazelemeye çalışıyorum.
“Ne o güzelim ateşin mi çıktı?” diyerek elinin tersini alnıma koyuyor.
“Yemeğini yersen geçecek.” diyorum bilgelikle.
“Yemek değil de seni yemeyi tercih ederdim.” diyor sırıtarak.
Bacaklarımı birbirine bastırdım ama iç çamaşırsızlık pek bana yardımcı olmadı.
“Lavaboyu kullanmalıyım.” izninle diyerek masadan kalkıyorum. Tarık şaplakladığı yere mi bakıyor bana mı öyle geliyor. Hala kırmızı olmalı minik adımlarla yürüyorum elimden geldiğince. Lavabo kendimi biraz temizleyip yüzüme su çarpıyorum. Kıç yanaklarıma bakıyorum kimse yok diye ama kapı aniden açılıyor. Avını gören Tarık duraksamadan kendini bana yaslayarak klozete doğru itiyor beni. Kapıyı kapatıyor. Klozetin kapağını kapatıp beni üstüne oturuyor. Alt dudağımı baş parmağıyla ovuyor. Kulağıma doğru eğilip “Çarpıcı dudaklarının sikimi yemesini istedim az önce.” diyerek pantolonundan hemen serbest bıraktı devasa penisini. “Ohh Tarık” zaten anlamıştım ve ateş basmıştı. Şimdi benim için ön zevk suyuyla kaplanmış dik penisi damarları belirgin mantar başı mor olarak gözlerimin önündeyken açlıkla kıvranmamak için zor tutuyordum kendimi. Dudaklarımı yaladım. Tarık hareleri koyulaşmış onun açısından gözüken dantel büstiyerimden taşan göğüs dolgunluklarımı izliyordu. Penisini biraz taşan göğüs kısımlarına sürttü ve ben seslice inledim. “Ahhhh!” “Biraz sessiz olmalısın canım.” dedi Tarık fısıltıyla “Gelen olabilir.” Zaten bu gelen fikri vücutlarımızın daha da arsızlaşmasına sebep oluyordu. Biraz gelgitten sonra yanaklarıma sürttü s****i. Dudaklarımın önünde bıraktı. Başını emdim. Tarık “Siktirr..” diye fısıldadı. Kafasını geriye attı. Kendini zor kontrol ettiğinin farkındaydım ama onun yüzünden bu haldeydik onu biraz daha çıldırtmak istedim ve sömürerek emip yalamaya başladım uzunluğunu. Uzunluğunu alabildiğim kadar ağzıma aldım ve gel gitler yaptırmaya başladım. Biraz sonra kalçaları benim ritmimden daha fazla hızlanmaya başladı. Testislerine de dil atınca Tarık kontrolü eline aldı. Hırıltılı nefesini kontrol etmeye çalışsa da birazdan bunu bırakacağını biliyordum. “Siktir.. siktir.. ağzın çok iyi..” “sikeyim Arsu ohh..” başına elime attı ve giriş çıkışları o yönetmeye başladı bir iki kez gırtlağıma kadar soktu. Öğürsemde çıkarmadım gözyaşlarım yanağımı yaktı. Ama amcığımdaki ateş daha fazlaydı en az Tarık kadar zevk denizinde yüzüyordum. Ona daha fazlasını vermek için dişlerimle sıkıştırdım penisini. Çok tutmuyor hemen bırakıyordum. Tarık memnun olduğunu belirten mırıldanmalarla küfürlerine ve pis kelimelerine devam ediyordu. Testislerini elime aldım nazikçe ovaladım. Tarık “ahh geli.. yor…” diyemeden menisini ağzıma fışkırtmaya başladı. Yutkunma sesini ve refleksini görünce “Yut bebeğim yut hepsini…” diyerek bir kaç git gelden sonra duruldu ve penisini ağzımdan çekti. Çok az bir sperm kalıntısını dudağımın kenarından temizledi ve tekrar eğilip beni öptü. Teşekkür öpücüğü gibiydi.
Kendi toparlandı iri penisi boşalmasına rağmen hala sikiş için hazıra benziyordu. Gözleriyle gözlerime bakıp “Hadi gidelim. Küçük kızım beni memnun etti şimdi sıra onda.” diyerek tekrar öpüyor dudaklarımı. “Sabaha kadar seninle ilgileneceğim.” vaadini verdikten sonra kalçamı sıkıp bıraktı. “Oh..” diye mırıldandım çünkü sırılsıklam olmuştum ve rahmim zonkluyor bir an önce vaatlerini yerine getirmesini istiyordum. Yaşayacağım hazzı düşünerek bile kasılmaya başlamıştım ve dizlerim şimdiden hafif titriyordu.
Tarık beni önüne aldı tualetten çıktık hemen restauranttan ayrıldık. Arabayı kendi süreceğini söyledi şöföre ve beni ön koltuğa yanına oturttu.
“Nereye gidiyoruz?” diye çokta umursamadan sordum. Seks yapabileceğim herhangi bir yer olabilirdi.
“Yakın bir evim var burada. Dayanabileceğimizi sanmıyorum. Yoksa…” elimi penisine götürerek devam etti “arabanın içinde amına gireceğim.”
“Ohh Tarık lütfen.” diye inledim.
“Dayanamıyor musun? Görmek istiyorum kaldır eteğini.”
Ahh bu utanmaz adam.. Biraz kalçalarımı yukarı kaldırarak eteği göbek kısmımda topluyorum. Tarık bacak arama bakıyor ve “Ohh ulan parçalayacağım..” diyerek elini ıslak yarığıma getiriyor. İnliyorum.
“Çok çok ıslaksın. Aferin kızıma…” biraz ovuyor teselli eder gibi. Elini çekmese de ordan yola odaklıyor kendini. “Az kaldı” diyor.
Devam edecek…