Bizden sonra Azra, Murat ve Vance de geldiler yanımıza. Ben hâlâ şoktaydım. Ellerim titriyordu, zihnimde aynı cümle dönüp duruyordu: Ne yaptım ben? Pişman değildim ama nasıl yaptığımı da anlamış değildim. Sanki biri bedenimi ele geçirmişti o anda; düşünmeden, nefes almadan, sadece içgüdüyle hareket etmiştim. Azra yanıma geldi, yanımdaki koltuğa otururken eliyle yer gösterdi. “Gel şöyle,” dedi yumuşak ama bir o kadar da kararlı bir sesle. O sakinliği beni daha da rahatsız etti. Yanına geçtim, dizlerimi birbirine bastırarak oturdum. Azra derin bir nefes aldı, gözlerini bana çevirdi. “Şimdi,” dedi, “her şeyi rahat rahat konuşabiliriz.” Dudaklarım alaycı bir şekilde kıvrıldı. “Tabii… artık suç ortağınızım. Konuşabiliriz,” dedim. Vance’in dudak kenarı belli belirsiz kıvrıldı, o soğuk yüzünde

