Kardeşimi gördüğüm an kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Burada ne işi vardı? Neden bu karanlık yerdeydi? Şaşkınlık ve korku damarlarımı sardı, düşünmeden koştum ona. Küçük kollarını sımsıkı sardım, kokusunu içime çektim. Sonra hızla arkamı dönüp Murat’a baktım, gözlerim öfkeyle kısıldı: “Bizi neden burada tutuyorsunuz?” Azra’nın sesi araya girdi, yumuşak ama keskin bir tonda: “Hadi Mert, sen odana git canım. Okulun var.” Donup kaldım. Ne? Okul mu? Kardeşim şaşırmadan başını salladı. “Tamam.” dedi. Sonra bana döndü, gözleri parlıyordu: “Ben çok iyiyim abla. Korkmana gerek yok, bana iyi davrandılar.” Sanki içime bir bıçak saplandı. Korkmamasını istiyordum ama asıl ben paramparça olmuştum. Dudaklarımı titreyerek onun alnına kondurdum, tekrar sımsıkı sarıldım. Öptüm, kokladım… Ve

