Mert’in odasındaki sessizlik beni uyuşturmuş olmalı… Gözlerimi kapattığım anda geçmiş, gürültü, karmaşa hepsi geride kalmıştı. Yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Murat bir şey demedi; sadece başını hafifçe eğip izin verdi. O izin… kelime değildi. Bir “git ama nefesimi üzerinde tutuyorum” haliydi. Ne kadar sürdü bilmiyorum. Rüya da değildi, uykuda bile tetikte gibiydim. Ta ki kapının ani vuruşuyla irkilene kadar. Gözlerim hızla açıldı. Gölgeler duvarda titredi. Nefesim göğsümde sıkıştı. “Gel…” dedim, sesim uykuyla karışık, ama içimde bir yer alarma geçti bile. Kapı aralandı. Elif yüzünü gösterdi; gerilmiş, telaşlıydı. “Ece Hanım… kusura bakmayın.” dedi nefes nefese. “Patron uyandırmamı söyledi. Ela Hanım burada mı, bakmamı istedi.” Ela mı? Bu saatte? Zihnim anında ayıldı. Yataktan kalka

