Zaman, sanki benden intikam alır gibi yavaş ilerliyordu. Günler birbirine benziyordu: sabah antrenman, akşam sessizlik, geceleri ise uykusuzluk. Murat bazen beni çalıştırıyordu ama asıl eğitimim Viper’ın elindeydi. Soğuk, mesafeli, neredeyse mekanik bir kızdı. Gözlerinde hiçbir duygu yoktu. Ya da öyle görünüyordu. Sanki her hareketini ölçüp biçiyor, her kelimesini tartarak söylüyordu. Ne kadar sert davranırsa davransın, bildiği herşeyi öğretiyordu bana. Bir duvar vardı aramızda. Kalın, buz gibi. Ne kadar uğraşsam da o duvarı kıramadım. Bazen göz göze geldiğimizde, içimden “neden bu kadar nefret ediyorsun benden?” diye sormak geliyordu. Ama sonra bakışlarında nefret değil, başka bir şey görüyordum. Karmaşık, kırık bir şey. Belki de kendinden nefret ediyordu, bilmiyorum. Mert’in keyfi

