3. BÖLÜM

2656 Words
İki takım elbiseli adam yerde burnunu tutan Doğu'nun kollarına girip sürükleyerek mekandan çıkardılar. Şaşkınlıkla olanları izliyordum. Batu sırtıma dokunup tüm ilgimi kendisine çevirmemi sağladı. Onun da yüzünde bir şeyleri anlamaya çalışır gibi bir ifade vardı. Bana bakıyordu açıklamam için ama ben de anlamamıştım ki ne olup bittiğini. "İyi misin, iyi misiniz?" diyen kişiye ikimizde bakışlarımızı çevirdik ve başımızı sallayıp onu onayladık. Artun gözleri yüzümde gezinirken tekrar konuştu. "Kimdi o herif?" diye sordu. Bende bilmiyordum daha demin karşılaştığım adamın kim olduğunu. Benim tanıdığım Doğu bu olamazdı. Ben cevap vermeyince Batu belimden bastırıp ilerletmek için hafifçe ittirdi. Aynı zamanda Artunla konuşuyordu. "Abi yukarıda , oda da konuşsak daha iyi. Yeterince malzeme verdik zaten insanlara." dedi ve arkamızdan Artun'un da gelmesine neden oldu. Merdivenlerden yukarı çıkıp odama ilerledik. Kapıyı açan Batu ile masanın karşısında bulunan ikili deri koltuğa birlikte oturduk. Artun da arkamızdan kapıyı kapatmadan karşımızda kalan tekli koltuğa oturdu. Gözü üzerimdeydi hissediyordum ama fark etmemiş gibi davranıyordum. Boğazını temizledi ve arkasına yaslandı. Bu anlat demek miydi? Ben yine konuşmayınca Batu elini sırtıma koyup ona bakmamı sağladı ve gözünü açıp kapadı 'anlat' dercesine. Başımı sallayıp konuşmaya başladım. "Doğu. Size bahsettiğim iki yakın arkadaşımdan biri. Ama onu ilk defa böyle gözü dönmüş gördüm. Neden yaptı hiç bir fikrim yok." diye mırıldandım. Batu bana anlayışla bakıyordu. Ama Artun sesiz söylediğini sansa da Doğu'ya küfür ediyordu. Sonra bana hitaben konuştu. "Ben onu döndürürüm eski haline sen hiç merak etme." dedi. Başımı kaldırıp onunla göz göze geldim. Gözleri öfkeyle bakıyordu. "Onu nereye götürdüler?" diye sordum çekingence. Söylediklerimle gözleri kısıldı ve kaşları çatıldı. Böyle daha da korkunç gözüktü bana. Göz kontağı mı bozmadan adeta tısladı. "O şerefsizi mi merak ediyorsun? Aşağı da sana şiddet uyguladı. Ve sen hala onun için endişeleniyorsun." diye vurguladı. Gözlerimi kapatıp derin nefesler almaya başladım ve kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Sakince konuşmak için dudaklarımı araladım. "Derdim o değil! Ailesiyle bir bağım var ve benim yüzümden başına bir şey gelirse olmaz. Bırakın gitsin. Onun yüzünden ikinci ailem dediğim insanlarla aramı bozamam. Ayrıca sizene Artun Bey. Teşekkür ederim yardımınız için. Beni korudunuz ama bu kadar. O gereksiz şahsiyet ne sizi ne de beni ilgilendirir. Adamlarınıza söyleyin bıraksınlar onu. Nereye giderse gitsin." dedim katı ses tonumla. Söylediklerime yüzü kademe kademe ifadesizleşti. En son da benden çekti gözlerini Batu'ya döndü. Ve gittiğine dair bir hareket yapıp tek kelime etmeden odadan çıktı. Başımı elimin arasına alıp saçlarımı karıştırdım. Ben ne yaptım ya! "Çok sert konuştum değil mi?" diye mırıldandım. Batu başını sallayıp beni onaylarken aynı zamanda cevap verdi. "Yani , bana söyleseydin aynı sözleri büyük ihtimalle küserdim sana. Artun abi de aynısını yaptı bence ama gerçi o küsmek yerine direkt hayatından siliyor." dedi ciddi bir şekilde. Şimdi o öyle söyleyince içime bir kurt düştü ve bir yere odaklanıp oraya bakarken konuştum. "Yapma ya! Çok kırdım onu değil mi? Nasıl affettiririm kendimi , bir fikrin var mı? Ama ben de haklıyım. Aşağıda en yakın arkadaşım dediğim adamdan gördüğüm muameleyi sende gördün. Ne iş yapıyor onu da bilmiyorum. 'Alın bunu burdan!' deyip aldırmak normal bir iş insanının yapacağı bir hareket değil ki. Ben mi yanlış biliyorum. Ama yine de bu kadar sert çıkmam doğru olmadı. Yardım et Batu!" dedim yakarırcasına. Batu benim bu halime kahkaha atınca anlamsızca ona baktım. "Komik bir şey mi var ablacım?" diye soru yönelttim kendisine. Kendini zar zor durdurup konuşmaya çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü hala gülmekten konuşamıyordu. Sonunda konuşacak düzeye gelince başladı. "Var tabi ablacım. Sana şakadan hayatından siliyor diyorum. Sen de ciddiye alıp benden yardım istiyorsun. Hayatından silmese de belli bir süre seninle konuşmaz. Bunu daha demin ki tavrıyla da belli etmiş oldu zaten. Belli ki seni affedene kadar bize de gelmiyor. Bu biraz üzücü bir olay benim için o yüzden seni en kısa zamanda affettirmemiz lazım. Gördüğün yer de konuş onunla. Dinlemez çeker gider diye düşünme. Dinler o seni." dedi. Başımı el mecbur onaylamak için salladım. Sonrasında aşağı da yiyemediğimiz yemeği odaya söyleyip burada yedik. Çünkü aşağıda o kadar olay çıkınca haliyle insanlara gözükmeden yememiz gerekti. Saat akşam saatlerini gösterince ayaklandım. Camdan dışarı bakınca magazincilerin burada olduğunu gördüm. Çantamı alıp kapıya ilerledim aynı zamanda Batu'ya hitaben konuştum. "Batu hadi gidelim eve." dedim. Başını aşağı yukarı salladı ve ayaklanır peşimden geldi. Ben aşağı inip lavaboların oraya dönünce elinde ki telefonla vazgeçilemez bir bağ kuran Batu dümdüz yürüyordu. Geri dönüp hızlı adımlarla ona yetiştim ve kolunu tuttum. Başını telefondan kaldırıp bana baktı. Bıkkınlıkla nefes verip dışarıyı gösterdim. Dışarıya baktï ve bana döndü. "E ne var abla? Bizim için geldiklerini nereden biliyorsun?" dedi. Ciddi ciddi bunu dedi. "Ablacım magazincileri bilmiyor musun? Bizim için gelmemiş bile olsalar sabah burada olay çıkarttık. Bu detayı veriyorum ki önceden kısa cevaplarla atlatabilirdik ama şimdi atlatamayız. Ayrıca biz tanınıyoruz biliyorsun değil mi? Bizi her türlü çekmek isteyecekler. O yüzden arka kapıdan çıkacağız. Ben söyledim araba arka kapıya gelecek. Hadi bir an önce gidelim." deyip kolundan tutup çekiştirdim. Arka kapıya varınca orada bekleyen valeden arabamı teslim aldım ve arabaya binip eve sürdüm. Arabayı bahçeye soktuktan sonra çalışır vaziyette bıraktım. Belli ki şu kapımızı açan adamlardan biri park edecekti. Açılan kapıdan indim ve kapımı açan adama hitaben konuştum. "Teşekkür ederim." dedim hafifçe gülümseyerek. Başını 'önemli değil' dercesine eğip sonra da cevap verdi. "Rica ederim Akel Hanım." dedi. Başımı sallayıp eve adımladım. Batu kapı da beni bekliyordu. Ağır adımlarla yanına ilerledim ve görevli kız tarafından açılan kapıdan girdik. Eşyalarımızı kıza verdikten sonra salona doğru ilerledik ama en yavaş adımlarla. Batu'ya dönüp konuştum. "Babam çok kızar mı ya da Alçin abla? Acaba söylemesem mi?" diye sorularımı yönelttim. Batu dudaklarını 'bilmiyorum' dercesine sarkıttı. "Bilmiyorum. Ben hiç böyle bir vukuatla çıkmadım karşılarına. Nasıl tepki verirler bilemiyorum doğal olarak." dedi. Kaşlarımı çatıp konuştum. "Nasıl çıkmadım ya! Sen gençsin , asıl senin yapman gerek böyle hataları. Hem benim de hayatımda ki ilk vukuatım. Annem olsa benim yüzüme bakmazdı ' gerçi ben hiç bir şey yapmasam dahi o beni takmazdı ki. Ama babamı daha yeni yeni tanıdığım için ne yapar bilemiyorum. Ama olsun kızsada en azından beni umursamış olacak." dedim sessizce. Çünkü salona yaklaşmıştık. Batu'ya baktığımda bana baktığını gördüm. Kolunu açıp sarılmak istediği belli etti. Yanına gidip beline sarıldım o da kollarını belime sarınca sarmaş dolaş salona girdik. Salon da karşılıklı oturan babam ve Alçin abla , biz girince dikkatlerini bize verdiler. Bizim bu halimizi görünce yüzlerinde gülümseme oluştu. Gidip babamın yanına oturmak yerine Alçin ablanın yanına oturdum. Batu da diğer boş koltuğa geçti. Babamdan olabildiğince uzak oturmaya çalışıyorduk. Alçin abla elini sırtıma koydu ve sıvazladı. "Nasıl geçti gününüz ? Batu ayak bağı olmadı umarım sana." diye konuştu bana hitaben. Ona gülümseyip cevap verdim. "Güzeldi. Hayatımda geçirdiğim en güzel iş günümdü hatta. Sadece küçük bir pürüz çıktı." dedim. Tepkilerini ölçmek için yüzlerine baktım ama hiç bir şey anlayamadım. Babam ben devam etmeyince konuştu ikimize bakarak. "Ne pürüzü çıktı?" diye sordu. Derin bir nefes alıp konuşmaya başladım. "Yarın öğreneceksiniz zaten. En iyisi benden duyun. Size iki yakın arkadaşım var demiştim. Biri , yani Doğu bugün mekan da bana biraz sert çıktı. Batu da beni kurtarmak için olaya dahil oldu. Ona da zarar verdi. Yani ben neden böyle bir şey yaptı hiç bilmiyorum. Ama çok özür dilerim Batu'yu da böyle bir olaya dahil ettiğim için. Sonra Artun da mekandaymış geldi uzaklaştırdı onu bizden. Ona da sert çıktım biraz. Ama bir daha böyle bir olayla karşınıza gelmeyeceğim , söz veriyorum." dedim. Bakışlarımı Alçin ablaya çevirip elini tuttum ve ona hitaben konuştum. "Batu'yu gerçekten böyle bir olaya karıştırmak istemezdim. Şimdi geldi ilk günden oğlumu kötü şeylere bulaştırdı falan diyebilirsin haklısın da söylemekte. Ama bil ki bilerek , isteyerek yaptığım bir şey değildi." diye mırıldandım. Batunun konuşmasıyla ona döndüm ama geri hemen Alçin ablaya baktım. "Abla öyle söyleme ben olmasaydım da sana daha mı çok zarar verseydi?" dedi. Dedi demesine de iyi mi yaptı kötü mü yaptı bilemicem. Alçin abla endişeli gözlerle üzerime yüzüme bakarken aynı zamanda konuştu tabi babamla konuşmaları karışınca babamı anlayamadım. "Boşver kötü şeyi seni kurtarmak için karıştıysa karışsın. Kardeşler bugünler için vardır. Sen iyi misin şiddet falan uygulamadı sana değil mi?" diyen Alçin ablanın ardından yanımıza gelip önümde diz çöken babam daha demin söylediği şeyi tekrarladı. "Ne zarar vermesinden bahsediyorsunuz siz? O herif sana zarar mı verdi , canını mı yaktı? Söylüyorsun hemen yerini onun bana , ben ne yapacağımı biliyorum ona. O kim ki sana zarar veriyor , benim kızımın canını yakıyor." diye hırsla söylenen babamın elini tutup bana odaklanmasını sağladım. "Önemli bir şey değil baba. Merak etme. Kolumu falan sıktı sadece. Zaten araya Batuyla Artun girince fazla tutamadı." dedim. Tabi bunu onun durulmasını sağlamak için söylemiştim ama durulmak yerine daha da ateşlendi. Yerinden kalkıp koltukta olan telefonuna ilerledi aynı zamanda da söyleniyordu. "Ben şu Artun'u arayayım da yerini söylesin bir bana. O herif kim oluyor da benim çocuklarıma zarar veriyor." tam yerimden kalkıp onu durduracaktım ki telefon açıldı. " Artun iyi akşamlar. Bugün çocukları kurtardığın herif nerede? Sen onu bırakmamışsındır..." konuşa konuşa salondan uzaklaştı. Yenilgiyle Alçin ablaya döndüm ve konuştum. "Alçin abla lütfen durdur. Önemli bir şey yok. Ben zaten bir daha görüşmeyeceğim onunla. Sen durdurursun babamı." diye mırıldandım. Alçin abla benim ısrarlarım sonucunda babamın ardından gitti. Ben de daha demin kalktığım yere oturdum ve başımı ellerim arasına aldım. Kendi kendime konuşmaya başladım. "Geldiğim gibi iş çıkardım başınıza. Bunu yapmaya hakkım yoktu. Neden varım ki zaten ben gittiğim her yerde insanlara rahatsızlık veriyorum. Keşke hiç doğmasaydım." diye isyan ettim. Oturduğum koltuk çöktü ve sırtımdan bir kol sarılıp beni kendine çekti. Kokusundan babam olduğunu anlamıştım. "Sen olmasan biz naparız , fındık kurdum? Bir daha senden böyle sözler duymayacağım. Tamam mı?" diye soru yöneltti onaylamam için. Elimi beline sardım ve sıkıca sarıldım aynı zamanda da konuşmak için dudaklarımı araladım. "Gitmeyeceksin değil mi bir yere? Ben bir daha görüşmeyeceğim zaten onunla." diye konuştum. Başımı koyduğum göğsü havaalanınca nefes aldığını anladım. "Yaklaşamaz zaten yanına bundan sonra. Seni koruması için iki tane adam göndereceğim restorana , tamam mı?" dedi. Başımı kaldırdım ve Ağzımı açıp hemen itiraz etmeye başlayacaktım ama susturulunca ağzım açık kalakaldım. "İtiraz kabul etmiyorum. Güvenliğin için kızım , içim rahat etmez başka türlü." dedi. Ne kadar istemesem de el mecbur kabul etmek zorunda kaldım. Yenilgiyle başımı onaylamak adına aşağı yukarı salladım. Cevabımdan memnun kalmışçasına gülümsedi. Yaklaşık 3-4 saat , hiç o olay yaşanmamış gibi oturup sohbet ettik. Bir ara sinema odasına gidip film seyrettik. Sonra da uykusu gelen birbirine iyi geceler dileklerini iletip odasına gitti. En son bende dayanamayıp odadan çıktım. Sona Batu kaldı tabi ki aramızda ki en genç olarak. Yukarı odama çıkıp üzerimi değiştirip yatağa yattım. Uyumadan önce düşündüğüm şey tabi ki Artun'un gönlünü nasıl alacağımdı. **************** Sabah yine alarmımın sesiyle uyandım. Banyo da ki işlerimi halledip altıma siyah bir tayt üzerime de gri bir sweatshirt giydim. Telefonumu almayı unutmayarak odadan çıktım. Sessizce evden çıkıp ormana doğru koşmaya başladım. Orman da yaklaşık bir saatlik koşu yaptım ama asla Artun ile karşılaşmadım. Üzgünce eve geri döndüm. Duşumu alıp kahvaltıya indim. Keyifsizce kahvaltı etmeye daha doğrusu tabağında ki yiyeceklere işkence etmeye başladım. Babamın sesini işitmemle kendime gelip başımı kaldırdım. "Efendim baba." dedim. Elinde ki çatal bıçağı bırakıp tüm ilgisini bana verdi ve o muhteşem soruyu sordu. "İyi misin kızım? Dün ki olaya mı üzülüyorsun , yoksa." diye sorunca bir an afalladım. Dün ne olmuştu ki. Heh hatırladım. Gülmeye çalışıp yalandan kıkırdadım. "İyiyim baba. Dün ne oldu ki üzüleceğim? Bak , unuttum bile." dedim gülmeye çalışarak. Unutmamıştım tabi. Ama unutmaya çalışıyordum. Babam pek inanmasa da inanmış gibi yaptı ve kahvaltısına geri döndü. Bir süre sonra Alçin abla konuşunca tüm dikkatimi ona verdim. Çünkü konu oldukça ilgimi çekmişti. "Akel , bugün koşu da Artunla birlikte değilmiydiniz?" diye sorunca. Başımı iki yana salladım. "Hayır ben bugün tek koştum. Karşılaşmadım onunla." dedim umursamazca. Onaylayan mırıltılar çıkarıp kahvaltısına devam etti. Kahvaltı Faslı bittikten sonra ben bu sefer Batu olmadan işe gittim. Kendimi işime verip aynı zamanda bilgisayardan da şirkette ki işleri hallettim. Arada özel müşterilerim gelince mutfağa girdim ve onlar için özel yemekler hazırladım. Saat Akşam vakitlerini gösterirken mekandan çıktım ve eve sürdüm arabayı , arkamda bir de koruma olan araçla birlikte. Arabayı bahçeye sokup teslim ettim. Sonra da eve girdim. Akşam yemeği için beni bekleyen yeni ailem , aslında her zaman aralarındaymış gibi hissettiğim ailem olsa daha doğru bir tabir olacak. Ben gelince yemeklerimizi yedik ve yemek Faslı da burada son bulmuş oldu. Biraz birbirimizle vakit geçirdikten sonra yorgun olduğunu belirtip odama çıkmak için müsade istedim. Herkese iyi geceler dileklerimi iletip odama çıktım ve üzerimi değiştirip yatağa yattım. Gözlerim daha fazla açık kalmaya dayanamayıp kapandı. **************** Sabah yine koşuya çıktığımda yine karşılaşmadım Artunla. Acaba daha mı erken çıkıyordu ya da başka bir yer de mi koşuyordu. Yani beni görmek bile istemiyor. Bende çok meraklı değilim doğrusu. Yaptığım hata için özürümü dileyip kendimi affettirmek istiyorum. Ondan sonra bir daha benimle hiç konuşmasın. Çokta umrumdaydı sanki. Kahvaltı iş güç derken yine akşam saatlerini buldurup eve gittim. Saat çok geç olmamakla birlikte her zaman geldiğim saatten geç bir saatti. Gece 10 gibi eve girdim. Ama çalışanlar hariç kimse yoktu. Evi aramak yerine birilerini arayıp haber almak daha mantıklı geldiği için çantamdan telefonumu çıkarıp ekranını açtım. Telefonun ekranında gördüğüm bildirim aslında her şeyi açıklıyordu. CANIM KARDEŞİM'den bir mesaj; 'Abla biz Artun abimin kardeşinin mekanındayız. Sen de hazırlanıp gel. Ben sana konum atıyorum. Seni bekliyoruz.' diye biten bir mesaj. Bıkkınlıkla nefes verip söylene söylene odama çıktım. "Mesaj atmak yerine arasaydın daha iyi olabilirdi kardeşim." homurdanarak odaya girdim ve üzerimdekileri çıkartıp direkt duşa girdim. Günün yorgunluğunu aldığım duşla bir nebze atabildim. Giyinme odasına girip kıyafetimi giymeden saçımı ve makyajımı yaptım. Dolgun dalgalı saçlarım ve sade ama dikkat çekici makyajımı bitirip kıyafetlerin yanına ilerledim. Bir kaç kıyafetten sonra aradığımı bulup onu giyindim.  İkili siyah saten takımı giydikten sonra bir kaç takı takıştırıp küçük siyah çantama ihtiyacım olacak bir kaç şey ve telefonumu koydum. Ve evden çıkmak için öncesinde odamdan ayrıldım. Evden çıktığımı evdeki çalışanlara haber verip arabayı kendim kullanmak yerine şoförle birlikte gitmeye karar verdim. Arka koltuğa oturup Batu'nun konumunu gönderdiği yere götürmesini rica ettim kendisinden. Sessiz geçen yaklaşık 45 dakikalık yolculuğun sonunda bahsedilen mekana gelmiştik. Şoför kapımı açtı ve inmem için bekledi. Dışarıdan baya güzel gözüken club'ın önünde baya bir kuyruk vardı. Mekan'ın kapısına ilerledim ve kapıda ki korumaların beni tanıması üzerine sıra beklemeden içeriye girdim. Bazen tanınmış biri olmayı çok seviyorum. İçeriye bazı yollardan geçerek ulaşmak kimin fikriydi gerçekten merak ediyorum. Club kısmına geçmeden Batu'ya yerlerini söylesin diye mesaj attım. İçeriye girip gürültülü müziğin kulaklarımdan içeriye girmesine neden oldum. Bir sürü insanın dans pistinde dans ettiği yerlerin iki basamak yukarısı loca loca ayrılmış , en üst tarafta da camlı bir kaç oda gibi duran mekanı gören localar vardı. İyi müşteriler orada ağırlanıyordu anlaşılan. Daha fazla böyle detaylara takılmadan bakışlarımı telefona indirdim. Batu'dan gelen bir mesaj bildirimi görmek istiyordum ama sadece duvar kağıdını görüyordum. Ne yani bu kalabalıkta onları mı arayacaktım. Bu samanlıkta iğne aramak gibi bir şeydi sanırım. Bıkkınlıkla nefes verip ilerleyecektim ki belime sarılan kolla hırsla arkamı döndüm. Elim havada kalakaldım. Bildiği karşımda ki Batuydu. İstemeden de olsa ona tokat atacaktım elimi indirdim aynı zamanda söyleniyordum. "Delirdin mi sen? Öyle bir anda kolunu dolar mı insan birinin beline. Nasıl bir ortamdayız farkında mısın? Tokatı yiyordun az kaldı." dedim. Elini belime koyup beni yönlenedirdi. Cevap vermedi bir de. Ben gösteririm ona evde. Sesimi çıkarmadan yönlendirdiği yere gittim. Gerçi bu gürültüde avazım çıktığı kadar bağırsak anca duyulur. Piste yakın localardan birine girmemiz ve burada ben hariç başka kızın bulunmaması babamların nerede olduğunu sorgulattı. Ben içeri girince dönen muhabbet durdu ve tüm gözler bana döndü. Öyle de bakmayın ama utanırım. Ben kendi kendime içimden konuşurken Batu orada ki kişilerle beni tanıştırmaya başladı. Eliyle en sağda biraz büyük duran adamı gösterip konuştu. "Bu Bahadır abi , Artun abimin kendinden sonra ki kardeşi. Yanında ki Bahadır abimin küçüğü Kuzey abi ve şu da..." diyecekken o 'şu da' kalkıp karşıma geldi ve elini uzatıp konuştu. "Ve bende Batu'nun manevi abisi Güney. Sende ablasısın." dedi çapkınca göz kırparak. Hafifçe gülümseyip elimi uzattım. Ama eli sıkmak yerine çevirip üzerine küçük bir öpücük bıraktı. "Evet ama ben öz ablasıyım. Memnun oldum bu arada Güney. Ben de Akel. Batu senden çok bahsetti." dedim ve gülümsememe devam edip yüzüne bakarken elimi tekrar öpüp bırakacakken yüksek müziği bastıran sesiyle kocayı ve içindekileri adeta titretti. "Bırak onun elini!" diye adeta kükredi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD