CELINA
Jenna çok tatlı bir kızdı. Daha onu ilk gördüğüm anda sevmeye başlamıştım. muhtemelen çok yakın bir dost olacaktık.
Daha sonra uzaklaşırken ‘bence iyi bir duş almaya ihtiyacın var’ deyip güldü. Günlerdir zindanda durduğum düşünülürse haklıydı. Eminim ki çok kötü kokuyordum.
‘Kusura bakma uzak bir yerden geldim’ dedim. Ben ufak çantamı yatağa koyarken Jenna kendi yatağına uzanıp bana baktı. Sonra ‘sadece bir çantan mı var? Ben iki koca valiz getirdim’ diyerek etrafını gösterdi.
Bu durumu nasıl açıklayacağımı bilemiyordum. Ona başımdan geçenleri anlatamazdım. Omzumu silktim.
Daha sonra çantamın içinden son temiz kıyafetlerimi çıkarttım.
Odamızın içindeki banyoya ilerledim. Hiçbir şeyim olmadığı için Jenna bana ‘sabunumu kullanabilirsin’ dediğinde mutlu oldum.
Burada hiçbir yer bilmiyordum. İlk önce alışveriş yapmam gerekiyordu. Daha sonra bir iş bulmam lazımdı. Biriktirdiğim paranın beni birkaç hafta idare edebileceğini düşünüyordum. O zamana kadar idare edebilirdim.
Jenna’ya burada yeni olduğumu söyledim. Burada hiçbir yer bilmediğim için beni markete götürebilir mi diye sorduğumda hemen bana yardım etmeyi kabul etti.
Ardından o günün akşamında markete gidip kişisel eşyalarımı aldım. Markette eğlenerek alışveriş yaptık.
Birbirimizi daha yakından tanımaya başladık. Jenna gerçekten çok komik bi kızdı. Anlatacak illaki bir şeyi oluyordu. Onunla vakit geçirmenin eğlenceli olduğunu düşünüyordum.
Daha sonra benden telefon numaramı istediğinde telefonum olmadığını söyledim. Bu duruma şaşırsada çok fazla irdelemedi. Ona hakkımda çok şey anlatmasam da bu aramızı kötü yapmıyordu.
O bana her şeyini anlatıyordu. Annesi ve abisiyle buraya yakın bir yerde yaşıyordu. Benden iki yaş küçüktü. Yani o 18 yaşındaydı.
Ben okula iki sene geç başladığım için 20 yaşındaydım. Bunu duyduğunda şaşırdı. Ona ninemden bahsettim.
Beni okutmak için çok uğraştığını söyledim. Ninemin nasıl bir kadın olduğunu anlattığımda onunla tanışmak istediğini söyledi.
Vefat ettiğini söylediğimde de üzüldü. Sorun olmadığını söyledim. O zamanları arkamda bırakmıştım.
Jenna yardımıyla buraya ısınacağımı düşünüyordum.
Okulda final haftasına girerken buraya ilk geldiğim zamanları düşünüyordum.
Jenna’ya iş bulmam gerektiğimi söylemiştim. O da bana yardım teklif etmişti. Tüm Bariloche arazisinin onlara ait olduğunu iddia etmişti.
O zaman ne kadar zengin olduklarını biraz tahmin etmiştim. Okula başladıktan bir hafta sonra Jenna ile gezerken bir kitapçı gördüm.
Camekanında elaman aranıyor yazıyordu. Bende içeriye girip başvurmak istedim. Girişte ki masa da yaşlı kel bir adam oturuyordu.
Elinde kitap vardı. İçeriye girdiğimizde kat kat kitapların olduğu raflar vardı. Kendimi tanıttım ve iş için başvurduğumu söyledim.
Bana daha önce bir yerde çalışıp çalışmadığımı sordu. Bende çalışmadığımı söyledim. Beni bu yüzden işe almayacağını düşündüm.
Kel adam Jenna ile göz göze geldi. Sonra derin bir nefes verip beni işe aldığını söyledi. Elini uzattı ve ‘benim adım David’ dedi.
İşe alındığım için mutlu olmuştum.
İşte artık bu kitapçıda hafta sonları çalışacaktım ve hayatımı düzene sokmuştum. Her şey harika gidiyordu.
Birkaç hafta sonra Jenna bana ulaşamadığı için isyan etti. Akşam üzeri kitapçıdan içeriye girdi. ‘Artık sana ulaşamamaktan bıktım ve gidip kendime telefon aldım’ dedi.
Ona güldüm. Bana ulaşamadığı için kendine telefon alması komik gelmişti. ‘Telefonu bana alman gerekmiyor muydu?’ diye sordum.
Masanın arkasından onun yanına doğru gittim. ‘Sana telefon alsam kabul etmeyeceğini biliyorum. Bu yüzden ben de kendimi yeni telefon aldım ve eskiyi de sana veriyorum’ dedi. Daha yeni olan eski telefonunu bana uzattı.
‘Jenna, bunu kabul edemem’ dedim. Gözlerini devirdi. ‘ saçmalama kabul etmen için sana eski olanı verdim. Eğer sen almazsan çöpe gidecek’ diyerek zorla bana kabul ettirdi.
‘ Bundan sonra buluşmalarımıza geç geleceğin zaman bununla bana haber ver’ dedi. Ona teşekkür ederek sarıldım.
Jenna, benim için her şeyi yapıyordu. Harika bir arkadaştı. Onun ile tanıştıktan sonra ayrılmaz ikili olmuştuk.
Jenna ile çok iyi anlaşıyorduk hatta Mia’dan bile daha iyi anlaşıyorduk. Bu arada Mia demişken o da sanat okulunda okuyordu.
İkisini tanıştırmıştım ve artık üçümüz birlikte takılıyorduk.
Sınav haftası olduğu için şimdi üçümüz birlikte bizim odada ders çalışıyorduk. Mia, sıkıldı ve bana bir kalem fırlattı.
Offlayarak ona bakmadan tekrar dersime odaklanmaya çalıştım. Bu sefer de Jenna bana sataşmaya başladı. Jenna ‘çok sıkıldım hadi gidip bir kahve içelim’ dedi.
Bende ‘ olmaz ders çalışmamız lazım. Üstelik sen bu dersten kalabilirsin daha çok asılman gerekiyor’ dedim.
Jenna, Mia’ya ‘ bu hep böyle miydi?’ diye sordu.
Mia ‘ maalesef her zaman çok çalışkandı onun yanında hep tembel gözüküyordum’ dedi.
Jenna ‘çok kötü bir arkadaş’ diyerek burnunu kırıştırdı. Arkamda duran Jenna’nın omzuna vurup ‘dedikodumu yapmayın’ dedim.
Jenna’nın omuzu sanki taştan yapılmaydı. Ona vurmama rağmen benim elim acımıştı. Ahh diyerek elimi tuttum.
Ona ‘ ne kadar sertsin böyle? ne zamandan beri spor yapıyorsun?’ diye sordum.
O da bana ‘çocukluğumdan beri abimle spor yapıyorum’ dedi. Kafamı salladım. Jenna’nın mükemmel bir fiziği vardı. Demek ki buna borçluydu.
Mia ayağa kalktı ve ‘hadi kahve içmeye gidelim artık ben de çok sıkıldım. Gelince gece boyu ders çalışmaya devam ederiz’ dedi.
‘Tamam o zaman ama sadece 1 saat fazlası olmayacak’ dedim.
Kızlar sevinçle ayağa kalktılar.
Aylardan aralıktı. Bu yüzden hava çok soğuk olduğu için üzerime mont giydim ve bere taktım.
Akşam vakti sıcak bir kahve içmek içimizi ısıtacaktı. Yakında ki ufak kahve dükkanına girdik. Birer tane tatlı kahve aldık.
Oturup kahvemizi yudumladıktan bir süre sonra Jenna bir anda ayağa kalktı. ‘Abim öğrenci apartmanının önüne gelmiş. Ben önden gidiyorum kızlar’ diyerek telefonunu açtı ve baktı. Garip bir an olurken bizi arkada bırakıp çıktı.
Mia ‘Telefonu çalmadı bile’ dedi. Bende ‘sanırım mesaj geldi. Belki telefonu sessizdedir’ dedim. Mia’nın kahvesinin bitmesini bekledim.
Ardından bizde kalktı. Jenna’ya doğru yürüdük. Onu gördüğümüzde ‘Abim bize annemin kurabiyelerinden getirmiş’ diyerek elinde ki çantayı salladı.
Biz yaklaşırken öğrenci apartmanın önünden siyah bir arabanın uzaklaştığını gördüm.
Jenna ‘Annem en sevdiğim damla çikolatalı kurabiyeden yapmış. Abimde çok sevdiğimi bildiği için getirmiş. Hadi odada birlikte yiyelim’ diyerek anlatmaya devam etti.
Ertesi hafta boyunca final sınavları bizi tam anlamıyla bitirmişti. Gerçekten soluksuz çalışmıştık. Jenna benimle aynı bölümü okuduğumuz için birlikte hazırlanmak daha kolay olmuştu.
Sınavın bitişiyle birlikte Jenna beni evinde vereceği partiye götürmek için ısrar etmeye başlamıştı. Sınıftan çıkarken ‘Geçen sefer gelememiştin. Bu sefer geleceksin’ diyerek diretti.
‘Sana söz vermemiştim. Çalışıyorum biliyorsun’ dedim.
‘İşin bitince gelmelisin o zaman. Bu sefer daha büyük bir parti vereceğim’ dedim.
‘Abine yakalanacaksın sonunda’ dedim.
‘Her zaman o şehir dışındayken parti yaptığımı biliyor ve bana kızmıyor. Çünkü bana asla kıyamıyor’ dedi. Yüzüne avuçlarının arasına alıp kirpiklerini kırpıştırdı.
Arkamızdan Mia yetişti.
Jenna ona partiye gelmem için ikna etmeye çalıştığını söyledi.
‘Bu sefer geleceksin değil mi? Geçen sefer sensiz hiç eğlenememiştim’ dedi.
İki taraftandan da baskı vardı.
‘Pekala. İşim erken biterse ve yorgun olmazsam bi uğrarım’ dedim.
Kızlar sevinirken ‘Gene de söz vermiyorum’ dedim.
‘Aaaaa’ diyerek bana kızar gibi baktılar.