Hakanın anlatımı Asel banyodan çıktığında, üzerindeki o beyaz havluyla bile Mardin’in en kıymetli hazinesinden daha parlak görünüyordu. Yatağın kenarında otururken kalbim, göğüs kafesimi zorlayan bir davul gibi çarpıyordu. Yıllardır kaçtığım, "töre" dediğim, "iş" dediğim o soğuk duvarlar, onun bir tek bakışıyla tuz buz olmuştu. "Vuslat bugün herhalde he, çimen gözlüm?" derken sesimdeki muziplik aslında içimdeki o devasa arzuyu maskeleme çabamdı. Asel lafı ağzında gevelediğinde, o Karadeniz inadının yerini alan tatlı telaşı beni benden alıyordu. Ayağa kalkıp ona doğru attığım her adımda, aramızdaki mesafenin kısalması değil, ruhlarımızın birbirine kaynamasıydı asıl mesele. Belini kavradığımda parmak uçlarımın titrediğini hissettim. Ben, Hakan Ağa... Koca aşiretleri dize getiren adam,

