Karagünün devamı ve Asel kaçırdıktan sonra evin durumu

985 Words
Bu olay berdelden başkasını kabul etmez. Eğer olmazsa kan dökülecek, kan," dedim. Bir şekilde kabul ettirmeliyimAsel'e "Ya belki benim sevdiğim, beklediğim biri var," demez mi! Kan beynime sıçradı, damarlarım gerildi resmen. Araştırdım, sordurdum; kızın hiç erkek arkadaşı olmamış. Kendi içimde sakinleştim. "Araştırdım, sordum, öyle biri yok ama kalbinde biri varsa evlenene kadar sök at. Ben kıskanç biriyim. O kalbindekini siler, dünyaya gömerim..." dedim. Ne diyeceğini bilemedi ve yaptığı menemeni masaya koydu. ​Yemeye başladık. Telefonum çaldı. Arayan, Asel'lerin evin önüne koydurduğum adamım arıyordu. Açtım telefonu. "Abi, acil buraya gelmen lazım. Yengenin babası kalp krizi geçirdi." Asel'e hissettirmeden konuştum. "Nasıl şimdi?" "Yoğun bakımda," dedi. "Ailesi burada. Selen Hanım da burada," dedi. ​Telefonu kapattım. Asel suratıma bakıyordu dikkatli. "Ne oldu, bir değiştin? Babam bulmuş bizi, değil mi?" "Asel, sana bir şey diyeceğim ama sakin ol olur mu?" "Tamam, uzatma da söyle. Yavaş şeyler benim işim değil. Kötü bile olsa tek seferde söyle," dedi. "Tamam, tek seferde söyleyeceğim ama sakin ol, olur mu?" "Uzatma be adam! Ne oldu? Babama bir şey oldu yoksa sizinkiler Burak'ı falan mı vurdu? Eğer öyleyse elimden çekeceğiniz var. Direk söyle, böyle daha çok telaş yapıyorum." "Tamam söylüyorum: Baban kalp krizi geçirmiş, hastanede yoğun bakımdaymış," dedim. ​Asel karşımda dondu kaldı, hiçbir tepki vermedi. Şoku atlatınca bana, "Çabuk telefonu ver ve arabayı hazırla! Hangi hastanedeymişler, neredeymişler? Çabuk söyle, burada beni hiçbir güç tutamaz daha!" dedi. "Sakin ol, ilk önce gitsen de bir şey yapamazsın zaten," dedim. Ama o yeşiller resmen aleve döndü. " Sen ne saçmalıyorsun? Babam kalp krizi geçirmiş ve ben burada mı duracağım öyle mi? Kafayı mı yedin, aklınla mı konuşuyorsun sen be?" "Çabuk!Telefonu ver Sayende karga tulumba beni buraya getirdiğin için yanımda hiçbir şey yok, telefonum da yok. Bana telefonu ver," deyip elini uzattı. Başka çarem yoktu. O kadar kızgın ve sert bakıyordu ki, her an patlamaya hazır bomba gibiydi. Telefonu verdim. Hemen sofradan kalktı, ayakkabılarını giydi. "Nereye?" diye seslendim ona. "Tabii ki kaldığı hastaneye gideceğiz!" Burağın anlatımı ​Ablam bizi içeri gönderdi. Ablama saygısızlık yapmak istemiyorum, o yüzden içeri geçtim. Selen ağlamaya devam ediyordu, onu da teselli etmek gerekiyordu. "Sakin ol Selen, bir şey olmayacak, ablam halleder," ​"Burak, sen bizim aileyi tanımıyorsun. Bu işi töreye dökecekler. Abim aslında bu duruma kızsa da orta yolu bulurduk. Yanlış yaptık, şimdi iş berdele gidecek ve abimin elinden bir şey gelmez," dedi. ​"Saçmalama Selen, ne berdeli? Berdel diye bir şey mi var? Hangi çağdayız?" diye çıkıştım ​"Bizim oralarda hâlâ var Burak. İnşallah bir şey olmaz," dedi. Sonra sessizce bekledik. ​Birden bir ateş sesi geldi. Selen'e, "Sakın dışarı çıkma!" dedim. Ben bahçeye koştum. Masanın üstünde ablamın telefonu ve çantası vardı. Hemen dış kapının oraya gittim, silah sesi nereden geldi diye bakmak için. Erol abi vurulmuştu. ​"Erol abi, ne oldu?" dedim. ​"Beni bırakın Burak Bey, Asel Hanım'ı kaçırdılar!" dedi. ​"Ne diyorsun?" dedim. İçeri koştum. Şoka girmiştim. Hakan denen puşt, misilleme yapar gibi ablamı kaçırdı! Ne yapacağım şimdi? Çıkmaza girdim. En iyisi Poyraz abimi arayayım, onun eli kolu uzundur, bulur ablamı. Bir de durumu babama anlatmak var. Ben kız kaçırdığımı nasıl anlatacağımı düşünürken, şimdi Asel ablamın kaçırılışını nasıl anlatacağım? Mahvedecek babam beni! Gözdesini benim yüzümden kaçırdılar. ​Telefonu aldım elime, Poyraz'ı aradım. İkinci çalışta açtı. ​"Oooo, deli uşak! Ne oldu, aradın beni de bakayım? Sen beni durduk yere bu saate aramazsın. He, ablanı mı kızdırdın?" ​"Poyraz abi, ben bir bok yedim ve acil yardım lazım. Çabuk bize gel, ne olur? Kafayı yemek üzereyim," dedim. "Tamam la, abartma. İki kızar Asel, sonra affeder." ​"Abi, bu öyle bir şey değil! Çabuk da!" "Tamam, tamam, geliyorum. Umarım kayda değer bir şeydir, yoksa kıracağım kafanı ona göre." ​Telefonu kapattı. Biliyorum, hem de öyle böyle kırmayacaksın kafamı. ​On dakika sonra geldi Poyraz abi. ​ "He, ne oldu? Nerede atarlı kızımız?" ​"Abi, sözümü kesmeden beni dinle, sonra döversin. Abi, ben kız kaçırdım. Sonra yıldırım nikâhıyla evlendim. Kız hamile, Mardinli aşiret ailesinden. Bunun yüzünden de ablamı kaçırdılar," diye tek solukta anlattım. ​Poyraz'ın, Asel'in kaçırılma olayına kadar suratı normaldi ama Asel'in kaçırılmasıyla sinir katsayısı yükselmişti. "Ne yaptın? Ne yaptın? Kamera nerede Burak? Bu boktan şakayı sonlandır! Erol nerede la?" ​"Şaka değil abi, gerçek. Erol abi hastanede, karımın abisi vurdu. Polise de 'silah temizlerken patladı' dedik. Bu işi polise duyurmadan halledelim abi," dedim. ​"Sen ciddi misin lan? Mal! Sen ne yaptın salak herif? Ne olacak şimdi? Aileyi kan davasına mı soktun? Babanın haberi var mı?" ​"Yok abi, yok. Sana söyledim ilk. Ablamı bulsak, ondan sonra babama söylesek..." ​ "Lan sen mal mısın? Amcamı tanımıyor musun sen? Asel'i günde on kere arıyor. Anlamayacak mı yokluğunu? Ben bir kameralara bakayım çevrede. Sen de babanı ara ve olayı anlat, çabuk. Korkunun ecele faydası yok!" dedi. ​Babamı aradım. ​"He oğlum, söyle .Ben de şimdi seni arayacaktım," dedi babam. ​"Ne oldu baba? Niye arayacaktın beni?" "Ablanı aradım, açmadı. Şirket raporlarını vermedi bugün." ​"Baba, benim sana bir şey söylemem lazım," dedim. ​, "Söyle bakalım kerata." ​"Baba, ben âşık oldum ve o kızı kaçırdım. Yıldırım nikâhıyla evlendim. Karım da benim evladımı taşıyor," dedim. ​Mehmet Bey, "Tamam oğlum, sorun değil. Gider ailesiyle konuşur, tatlıya bağlarız. Kızımızı ister, düğünümüzü yaparız," dedi. ​Derin bir nefes aldım. "Baba, işler öyle değil ne yazık ki. Kız aşiret kızı ve töreleri varmış. Abisi evi bastı ve ablamı kaçırdı. Acil buraya gelmen lazım." mehmet bey duyduklarından sonra dondu kaldı ve soğuk soğuk terlemeye başladı. ​"Baba, baba, orada mısın baba?" Birden annemin çığlığını duydum: "Ambulansı ara Kemal abi! Mehmet kalp krizi geçiriyor!" ​Lan ben neyim? Karabasan gibi çöktü üstüme çaresizlik, vicdan azabı. Benim yüzümden babama bir şey olursa mahvolurum. Telefonda bağırmaya başladım: "Baba! Anne! Baba! Anne! Anne!" ​Annem telefonu aldı eline. "felaket tellalı seni! Oğlum, ablanı da al Trabzon'a gel," deyip kapattı telefonu ​Poyraz'ı aradım. "Poyraz abi, Asel'in yerini bulabildin mi?" "Bursa yoluna girmişler " Poyaraz abi anlattıklarımdan sonra babam kriz geçirdi ​ "BİZ SELEN'LE TRABZON'A UÇUYORUZ SELEN'LE!" diye bağırdı. ​
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD