Mardin’in soğuk rüzgarı, Kozcu Konağı’ndan yükselen devasa alevleri körüklüyor, gökyüzüne isli bir kefen seriyordu. Zervan, dizlerinin üzerine çökmüş, kucağındaki Mervan’a ve onun kollarındaki o küçücük, ağlayan bedene bakıyordu. İçerisi cehennemdi. Anası Hükümran, kardeşi Bekir, yengesi Keriman ve hayatının anlamı Hejar... Hepsi o kızıl duvarların ardındaydı. Zervan bir adım atsa, alevler onu yutmaya hazırdı. Atmasa, ruhu o yangında zaten kül oluyordu. Çaresizlik, bir adamın ciğerine oturan en ağır dumanmış; Zervan bunu o an anladı. Zervan, Mervan'ın kucağındaki o minicik yüze baktı. Keriman, annelik içgüdüsüyle bu mucizeyi ateşin içinden çekip çıkarmıştı. Bebek, annesinin kanlı ve isli hırkasına sarılıydı. Keriman doğurmuştu ama o canı yaşatmak için kendi canını o korların arasında bı

