Beşinci aya girmiştim. Karnım artık ben buradayım diyordu. Aynaya her baktığımda şaşırıyordum bu görüntüye. Hamilelik tuhaf bir mucizeydi; başlarda o canımdan bezdiren mide bulantıları yerini bitmek bilmeyen bir iştaha bırakmıştı. Henüz öyle gecenin yarısı uyanıp "şunu isterim" dediğim bir aşerme krizim olmamıştı ama Zervan sanki her an tetikte bekliyordu. Gözümün içine bakıyor, daha ağzımdan bir kelime çıkmadan yanımda bitiyordu. Hükümran Anne geçen ay Boran abilerle gelmişti. Yanlarında ikizler de vardı. On üç yaşında, dünya yıkılsa umurunda olmayacak gibi duran iki erkek çocuğu... Annelerinin yokluğu sanki üzerlerinden teğet geçmişti ya da acılarını o kadar derine gömmüşlerdi ki dışarıdan bakınca sadece bir boşluk görünüyordu. Zahir de gelmişti onlarla. Ama Zahir farklıydı. Çok soğuk

