5
Kitap hakkındaki genel yorumunuz nedir? Sizce insanlar değişebilir mi?
Bu hikayenin nereye bağlanacağını merak ediyor musunuz?
?
İkinci kattaki evimize valizimi sürükleyecek çıktım. Zile basmazsam yüzünü görmem diye düşünerek çantamdan anahtarı çıkardım.
"Zahide sen mi geldin? Yemek hazır mı?"
Sesini duyduğum an tüm kanım çekildi sanki, anahtarı göbekten çekip kapıyı kapattım.
"Ben geldim."
Odasından çıkıp karşıma dikildi, yüzünde sevimsiz bir gülümseme vardı.
"Gülfem, hoş geldin kızım."
Başımı salladım geçiştirmek ister gibi. Ona arkamı dönüp odama gitmek istiyordum hemen. Bana uzattığı elle kalakalmıştım öyle.
''Öpmeyecek misin babanın elini?''
Eline ters bir bakış atıp valizimi kavradım, elbette sessiz kalmamıştı.
''Benim evimde kalmaya gelip bana saygısızlık ediyorsun ha? O zaman ne işin var evimde?''
Başımı ona çevirip sinirle baktım, kapıya bakıp kimsenin gelmediğine emin olduktan sonra açtım ağzımı.
''Bana bak bu evin kirasının yarısını hala ben ödüyorum, duvarlarını da ben boyadım. Balkon camlarını da ben taktırdım.''
''Ailen kalıyor senin bu evde, elbette yapacaksın. Seni okuttuk biz.''
''Bana sakın bu argümanlarla gelme babalık, senin cebinden çıkan tek kuruşla işim olmadı benim.''
''Çok terbiyesizsin sen, çok.'' diye söylene söylene balkona nargilesini içmeye gitti.
Hak edene hak ettiğini verince terbiyesiz oluyordunuz. Varsın terbiyesiz olayım.
Valizimi alıp odama girdim. Yatağın üzerine oturup düşünmeye başladım.
Şu hayatta hak ettiğini veremediğim insanların başında Kenan'ın annesi geliyordu. İlk tanıştığımız günden beri sevmiyordu kadın beni. Beni sevmeyen bir kadının gözüne girmek için kılımı kıpırdatmazdım ama Kenan mutlu olsun diye ellerimle börek açıp götürmüştüm kadına. Diyetteyim deyip yememişti. Kayınbiraderim tabağıyla beraber yemişti sağ olsun.
Yıldırım ailesinde en iyi anlaştığım kişi Kaan'dı, Kenan'ın sığır kardeşini severdim. Kafa çocuktu, sevimsiz anası gibi her şeye takılmazdı. Nurhan anne öyle miydi ama, onunla görüşmeye pantolonla gittim diye Pütürge'deki eltisini bile arayıp şikayet etmişti beni.
Nurhan annenin şu hayatta yaptığı en iyi şey Kenan'dı, bunu da göz ardı edemezdim. Kadını sevmesem de oğluna aşıktım, ve akrabalık ilişkilerinden ziyade Kenan'ı önemsemiştim. O da pek sallamazdı anasını, basmıştık nikâhı işte.
Boşanma kararı almamıza sevinecek kişiler listesi yapsam başa Kenan'ın anasını, hemen yanına da Buket'i koyardım.
Böyle sevimsiz konuştuğuma bakmayın ben hiçbir zaman bir saygısızlık yapmadım Nurhan anneye, anne bile demiştim hatta. Onunla görüşecekken hep istediği gibi hanım hanımcık giyinmeye çalışırdım. Zorunluluk olarak gelmezdi, çünkü Nurhan anneyle aramızın iyi olmasını istiyordum, Kenan mutlu olurdu böylece ve ben Kenan mutlu olsun diye bu konuda çok uğraş vermiştim.
Nurhan anne tüm çabalarımı silip ailemin dedikodusunu yapan bir kadındı. Onu testereyle ortadan ikiye ayırmak istemiştim. Kulağındaki inci küpeleri aşağıya çekmek, tüm dantellerinin üzerine kusmak istemiştim. O zaman Kenan mesafe koymuştu anasıyla arasına. Rest çekmişti, karım benim her şeyim mottosunda takılıyordu o zamanlar. Hakkını yiyemem, gudubet anasına karşı hep savunmuştu beni.
Nurhan anne kesin kına yakardı boşandığımız gün, acaba Kenan'ın ona aldığı dubleks evde parti de yapar mıydı?
Kenan ana kuzusu bir adam değildi, ama anası da hepimizin anası gibi zar zor büyütmüştü iki oğlunu. Onu da anlıyordum bazı zamanlar.
Nurhan anneyi bile anlamıştım ben az önce, acaba bir aydınlanma mı yaşıyordum? Neydi benim bu masal karakteri hallerim?
Kapı çaldığında kendime geldim, ''Gülfem niye kilitliyorsun şu kapıyı?''
''Kimse girmesin diye anne.''
''Aç kapıyı konuşalım.''
''Üzerimi değiştireyim geliyorum.''
''Baban yemek yiyecek gel sen de beraber otur.''
''Yok tokum.''
''Bilirim ben senin tokluğunu, hadi gel hemen!''
Bu annelerin zorla yemek yedirme sevdası ne ya? İleride anne olursam ki çok zor görünüyor. O yüzden anneliğe dair hayal kurmaya gerek yok.
Oturup kaldığım yatağın üzerinden kalkıp odanın kalın perdelerini çekerek üzerimi değiştirdim. Maalesef ki bu evde kalıyorsam sorulara katlanmak zorundaydım. Odamdan çıktığım gibi annem elime salata tabağı tutuşturdu.
''Götür babana, kavun keseceğim.''
Salata tabağını kırarcasına sıkıp balkona adımlarken salonda değişen mobilyalar dikkatimi çekti. Balkona girdim nargile masası ve yemek masası yan yanaydı. Elbette olmazsa olmaz rakısı da başucunda duruyordu. Salata tabağını koydum önüne ve sandalyeye yerleştim.
''Kocan nerede? Gelseydi de iki bardak bir şey içseydik.''
''Kenan seninle içmez."
''Daha pahalı içkiler varken ne yapsın Kenan bey rakıyı.''
''Kenan hakkında konuşma.''
''Kapının önüne koymuş seni.''
Ellerimi masaya koyup sinirle gülerek baktım yüzüne, ''Seni kapının önüne koymamı istemiyorsan o ağzını kocama karşı açmayacaksın.''
Tırsarak gözlerini çekti benden, ''Zahide! Nerede kaldı kavun?''
Annem elinde kavunla girdi balkona, ''Al erim.'' diyerek tabağı önüne koyduktan sonra karşısına yerleşti.
''Ben de damat nerede diye soruyordum Zahide tam.''
Annem gülümsedi, ''Hakikaten Kenan nerede kızım?''
''İşte o anne, ben tek geldim.''
''İş çıkışı gelir herhalde, özledik kızım sizi.''
''Bilmem.'' dedim geçiştirmek ister gibi. Başka bir konu açmak iyi olacaktı, ''Hayırdır anne ne zaman değişti mobilyalar?''
''İndirimdeydi aldım hemen, eskileri karşıladı parasını.''
''O mobilyalar bayağı kaliteliydi anne, nasıl karşıladı eskiler?''
''Ben aldım annene, üstünü ben tamamladım.''
Kaşlarımı kaldırıp baktım yüzüne, annem mutlulukla bakıyordu kocasına. Dilimin ucuna gelen tüm kelimeleri annemin gülümseme çizgilerinde öldürdüm.
''Hayırlı olsun çok güzel olmuş.''
Yemeğin arından annemle ortalığı toplamaya başladık, ''Patlıcan ıslattım, akşama karnıyarık yapıyorum. Kenan bayılır. Yanına da pilav salata da yaparım. maydanoz koymam Kenan oğlum sevmiyor.''
Annem de çok severdi yakında eski olacak kocamı. Annem Kenan'ın daha çok parasını severdi. Kenan'la ilk evlendiğimizde bu kadar sevmiyordu onu Kenan ne zaman köşeyi döndü oğlu oldu resmen.
''Zahmet etme anne Kenan gelmeyecek.''
''Ne demek gelmeyecek Gülfem?'' diye sordu annem telaşla.
İki arada bir derede sıkıştığımı hissediyordum. Şu an boşanacağımızı söylemek için hiç doğru zaman değildi. Annemin sözlerini bir yere kadar çekerdim ama şimdi olmazdı.
''Bir sorun yok sadece önemli bir proje çiziyor, şehir dışına seyahate çıkacak bu akşam.''
''Bavulunla niye geldin kızım?''
''Birkaç gün sizde kalacağım anne, o evde yalnız kalmak istemiyorum.''
''Sen bizi o eve davet etseydin ya kızım, koskoca ev bu dört duvar arasına sıkışmazdık.''
''Aman anne size geldim işte.''
Normal bir tonda konuşmaya çalışsam da gizlediklerimi anlamalarından da korkuyordum. Nasıl söyleyecektim ben boşanacağımızı. Bu benim için oldukça zor bir durumdu.
''Sen niye gitmedin kocanla?''
Annem yine sorgu sualine devam ederken pes etmeden cevap verdim.
''Ben neden gideyim anne? Kenan'ın işi bu, o benimle adliye adliye geziyor mu?''
''Bu şehir dışı iş mevzusu hiç hoşuma gitmiyor Gülfem bilesin.''
Annem söylene söylene mutfağa gittiğinde peşinden mutfağa gittim, ''Mobilyalar hakkında bir açıklama bekliyorum anne.''
''Uf sen sus şimdi, nereden çıktı bu iş meselesi. Parayı sonradan bulan kocayı öyle tek başına seyahate göndermek ne Gülfem? Sen okumuş cahil misin?''
''Mobilyal-''
Elime vurdu annem, ''Başlatma mobilyandan, bana bak git aran bozuksa düzelt. Birkaç günden fazla kalma burada.''
"Of anne istersen kapının önüne koy."
"Banka hesabı açtırdı mı kocan sana?"
Sinirle baktım yüzüne, "Anneee."
"Hemen büyütme öyle gözlerini seninle evlendikten sonda zengin oldu paranın yarısı senin, hakkını iste."
"Anne yeter açma artık şu konuyu, Kenan çok iyi bir mimardı ve kendi çalışıp kazandı."
"Öyle olsa bile sen onun kadınısın, sakın soğutma aranızı yatağını ısıt hep. Kavgalı olsan bile ayrı düşme yataktan."
"Sen bana bu kafayla akıl verme anne."
"Sen beni dinle, bana bak sakın bize güvenme. Boş gurur yaparsan avucunu yalarsın. Erkeklerin tek derdi yataktır."
"Kenan bu kadar sığ bir adam değil, genelleme yapma anne. Benim kocamı her lafına sokma."
"Otuz olmana ne kaldı? Hep dedim sana yapsaydım erkenden bir çocuk kendini garantiye alırdın, Kenan da bize ömür boyu bakardı."
Öfkeyle baktım suratına, "Sana benzemekten çok korkuyorum."
Diğer sözlerini umursamadan ayrıldım oradan. Odama girdim, bu evde hep bir odam vardı annem kovsa da vardı. Parasını ödüyordum ben bu odanın ama yine de güven vermiyordu bana. Sokakta kalsam bu ev yuva olmazdı bana.
Bavulumu yatağın üzerine açıp üzerimdeki iş kıyafetlerimi çıkarmaya başladım. Pijamalarımı giyip bir an önce uyumak istiyordum. Zaten yarınki dava için çalışmam lazımdı yine kalkacaktım ama az da olsa gözümü kırpmak istiyordum.
''Abla yemek hazır.'' dedi Defne başımda dikilerek.
''Aç değilim Defne siz yiyin.''
''Babam soruyor ama.''
Defne çok düşkündü babasına, olmaması gereken kadar çok.
''Tokmuş de, hadi git başımdan, uyuyacağım.''
Defne nihayet odamdan çıktığında üzerimdeki pikeye daha çok sarıldım. Gözlerim kapalıydı ama uyuduğum da pek söylenemezdi. Gözüme gram uyku girmiyordu. Aklım hep Kenan'daydı. Acaba şimdi neredeydi? Buket denen kadının yanında mıydı? Sevişmişler miydi daha önce? Ya da şimdi teninde süzülüyor muydu? Ne oluyordu aralarında? Yemek yemiş miydi? Yoğun çalışıyorsa kesin unutmuştur.?
Odamın kapısı açıldığında daha sıkı yumdum gözlerimi, sinirle konuşmaya başladım, ''Defne aç değilim dedim sana, annemlere de yorgunmuş de. İki gram uyuyup dosya çalışmam lâzım. Zaten yeterince kötüyüm, ne olur müsaade et.''
Bir avazda yalvarır gibi söylediğim sözlerden sonra içimdeki stresler ve yatışan kötü his tekrar etkisi altına almıştı beni. O değil de şimdi yüzüme değen elin sahibi kimdi? Yüzümdeki saçı usulca uzaklaştıran, kokusu en derinlerime kadar işleyen kişi kimdi?
''Gülfem.''
Hayretle gözümü açtığımda karşımda Kenan'ı görmeyi beklemiyordum. Ben koca bir hayal olduğuna kendimi çoktan inandırmıştım. O ise tüm gerçekliğiyle şu an karşımda duruyordu.
''Ne işin var senin burada?''
''Ailemi ziyarete geldim.'' dedi son derece rahat bir tavırla.
Kaşlarımı çattım, ''Kenan, neden geldin dedim sana?''
Burada olmaması lazımdı, korkuyordum. Gerçeği anlayacak diye çok korkuyordum.
''Kolpa iş seyahatim son anda iptal olunca karımı yalnız bırakmak istemedim.'' diye konuştuğunda kalbim çarptı, ''Annemlere bu yalanı söylersin.''
''Niye geldiğini hala söylemedin?'' diye konuştum sabırsızca, ''Dilekçeyi imzaladım işte, neden peşimdesin?''
Koyu mavi gözlerindeki beliren isim koyamadığım bir duyguyla sordu, ''Niye imzaladın?''
''Niye geldin?''
''Annem karnıyarık yapmış.''
''Kenan!'' diye bağırdığımda elini dudaklarıma bastırdı.
''Şşşttt sessiz ol, annem duymasın.''
Elini dudaklarımdan çekmeden önce baş parmağıyla okşadı, bu dokunuşuna normal şartlar altında olsaydık eğer başka bir karşılık verirdim ama şimdi tek yaptığım elini itmek olmuştu.
''Ben bir açıklama yaparım aileme, senin yalanlarına gerek yok.''
''Annen üzülmesin diye uğraşıyorsun Gülfem, daha doğru bir zamanda beraber söyleriz. Bana düşman olmalarını istemiyorum.''
Sinirle çattım kaşlarımı, ''Seni kötüleyeceğimi mi düşünüyorsun sen? Tüm suçu sana atıp ak bir şekilde kenara çekileceğimi mi düşünüyorsun?''
''Bilemem son zamanlarda pek tanıyamaz oldum seni.''
Histerik bir kahkaha çıktı dudaklarımdan ardından koca bir öfke esir aldı beni, ''Madem bu kadar güvenmiyorsun bana, hala ne işin var yanımda? Nefret koy aramıza, çekil git.''
''Ben seninle yaşadıklarıma saygı duyuyorum çünkü Gülfem, senin aksine sana saygı duyuyorum. Hala karı kocayız ve içeride bizi yemeğe bekleyen bir ailemiz var.''
''Ailemi düşündüğün kadar beni düşünseydin!'' diye çıkış yaptığımda sesimi alçaltıp devam ettim, ''Şimdi bu durumda olmazdık.''
''Aynı şeyleri tekrar etmekten bıktım Gülfem.''
''Farkındayım.'' diye cevap verdim sinirle.
Gözleri gerdanıma kaydığında neye baktığına bakmak için başımı eğdim, üzerimdeki geceliğin açılan düğmeleri göğüslerimi resmen gözlerinin önüne sermişti. Sinirle toparlanmaya başladım.
''Kapatma, nasılsa ezberleyecek kadar gördüm.''
Öfkeyle baktım yüzüne, ''Arsız.''
''Sen severdin benim arsızlığımı.''
''Eskidendi, boşanmak üzere olduğum bir adamın göğüslerimi görmesini istemiyorum. Ya da bana dokunmasını, anlıyor musun?''
''Hadi bekletmeyelim insanları.''
Ayağa kalkıp üzerimi düzelttim, gitmeden önce ona döndüm, ''Kenan içeride saçma sapan bir şey yapma, ben en kısa sürede söyleyeceğim.'' Zaten yapmam der gibi baksa da yüzüme artık birbirimize eski güveni duymadığımızı az önce o söylememiş miydi?
Odadan çıkıp salona adımladık, ''Nerede kaldınız çocuklar, buz gibi oldu çorba.''
''Geldik anne,'' diye konuştu Kenan, ''Kusura bakmayın.''
Babalık elini yıkamaya gittiğinde hemen arkasından adımladım, ''Sakın Kenan'a bir şey söyleme, mahvederim seni.''
''Aşk olsun güzel kızım, ben seni zor durumda bırakır mıyım? Yalanına ortak olurum''
Yalan değildi, sadece utanıyordum. Kenan'ın beni bilmesinden utanıyordum.
Boş sandalyelere oturup annemin lezzetli çorbasına baktım, şu an bunu yiyecek gücüm bile yoktu.
''İş seyahatin son anda iptal oldu demek Kenan oğlum?'' diye konuştu babalık. Çok iyi bilirdi Kenan'a oynamayı, Kenan'da aramızı iyi sanırdı. Ah Kenan yalanının yerini bile nasıl güzel hazırlamış.
''Evet, başka bir haftaya ertelendi. Zaten sizi de çok özlemiştim.''
''Bizde sizi özledik daha sık gelin artık.'' Dedi annem.
''Annen ve kardeşin nasıl Kenan?''
''Çok iyi onlar da, annemin selamları var size.''
Atma be Kenan, senin annen ölse bize selam göndermez bunu ikimizde çok iyi biliyoruz. Bol yalanlı sohbetlimizi ederken yemeklerimiz de bitmişti. Yemekten sonra salonda oturup çay keyfi yapmaya başladık. Tabii benim keyfim hiç yerinde değildi ama ayak uydurmaya çalışıyordum öylece.
Uykusuzluktan parmaklarımla şakaklarımı okşamaya başlamıştım. Uyumamak için dirensem de bir şekilde o kuyuya düşecekmişim gibi hissediyordum.
''Gülfem kızım.''
Annemin seslenmesini duyduğumda gözlerimi açtım telaşla, ''Efendim anne?''
Ailedeki herkesin bana baktığını gördüm.
''Uyukluyorsun kızım.''
''Evet,'' diyerek araya girdi Kenan, ''Çok yoruldu bugün Gülfem, çok çalışıyor. Biz evimize gidelim o da güzelce dinlensin.''
Kenan'ın sözü üzerine gözlerimde uykunun u'su bile kalmamıştı. Hayretle baktım yüzüne, ''Ben burada kalayım sen yarın gidersin seyahate, yalnız kalmayayım şimdi evde.''
Annem hemen itiraza kalkıştı, ''Çocuk az önce yemek masasında başka bir haftaya ertelendi dedi ya kızım, sen yemekte de mi uyudun acaba?''
Of anne işimi zorlaştırmak zorunda mısın?
''O ne öyle Zahide kızı kovar gibi, kal kızım kal. Kenan'la beraber kalın işte. Yarın gidecekse de buradan gidersin oğlum.''
Oscar goes to...
''Biz size hiç rahatsızlık vermeyelim.''
''Rahatsızlık ne demek kızım? İtiraz yok bu gece burada kalıyorsunuz.''
Kenan yüzünden şimdi annemin çeyizlik çarşafını yatağa geçirmeye çalışıyordum. Kenan'da başımda dikiliyordu.
''Yardım etsene!''
Bir ucundan tutup bana yardım etmeye başladı, herkes odalarına çekildiğinde biz odada yalnız kaldık. Yastıkları döver gibi düzeltip koydum yatağa.
''Senin yüzünden şu halimize bak? Ne olurdu gelmeseydin?''
''Gülfem uykum var.''
''Bu yatakta yatmayacaksın.''
''Niyeymiş o?''
Bağıra bağıra nedenini söylemek istesem de bir adım atarak ona yaklaştım, elimi göğsüne koyup bastırdım, ''Çünkü boşanıyoruz be adam.''
Avcunun içine aldı elimi, ''Ben sol tarafta yatarım.'' diyerek yatağın üzerine bıraktı kendisini. Üzerinde hala takım elbisesi vardı. Bu halde yatağımda yatmasına sinir olsam da çığlıklarımı susturdum.
Bilgisayarımı açıp evrak çantamı çalışma masamın üzerine koydum, sandalyenin üzerine oturup dosyaları çıkartmaya başladım.
''Ne yapıyorsun Gülfem?''
''Çalışıyorum.''
''Yorgunsun, uykun var bu halde ne çalışması?''
Başımı çevirip yüzüne baktım, ''Benim tuzum henüz kuru değil, çalışmam lazım.''
''Çok çalışıyorsun, çok yoruluyorsun. Azalt şu davalarını.''
''İyiyim ben böyle.'' diyerek bilgisayarıma döndüm.
Dosyalarla boğuşmaya devam ederken, uykumla da başa çıkmaya çalışıyordum. Aldığım notlar yarın bana çok yardımcı olacaktı. Bu davaları da kaybedemezdim.
Masanın üzerine bırakılan bir kupa kahveye baktım, ardından bu kahveyi masama bırakan kişiye. Kenan kahveyi bırakıp yatağa uzanmıştı tekrar. Benimle birlikte uyumayacaktı sanırım. Önüme koyduğu kahvenin kokusunu çektim içime.
''Nereden buldun bunu, evde yoktur bile bundan?''
''Çalışacağını tahmin ettiğim için cebime atmıştım bir iki kapsül. Hadi iç afiyet olsun.''
Bir yudum kahve aldım, çok iyi yapıyordu bu adam kahveyi. İyi yaptığı başka şeylerde vardı tabii.
Gecenin bir körü işim bittiğinde esneye esneye toparlanmaya başladım. Yatmam ve yarın dinç bir şekilde kalkmam gerekiyordu. Bu yatağa girip bir an önce uyumalıydım. Yorganı kaldırıp içine girdiğimde Kenan'ın takım elbisesini çıkarttığını gördüm. Üstü çıplaktı altında ise sadece boxer'ı vardı. Aslında bir zamanlar çok alışık olduğum bu duruma şimdi bir yabancı gibi bakıyordum
Kenan beni kolumdan tutup yatağa çektiğinde onun üzerine düştüm. Avuç içimi çıplak göğsüne yaslayarak hırçınca doğrulmaya çalıştım. Yüzüne ulaşıp koyu mavi gözlerine eriştim.
''Ne yapıyorsun sen?''
Kolunu belime sarıp beni üzerinde tutmaya devam etti, ''Uyu hadi davan var.''
''Kenan.''
''Yatağa gireceğin yoktu Gülfem, uykunu alamazsan yarın uyuklarsın adliyede.''
''Bu kılıkla mı uyuyacaksın?''
''Neyine şaşırdın sanki görmediğin şey.''
''Arsız!'' diyerek koluna vurdum. Kendimi hemen yatağın yanına atıp yorganı üzerime çektim.
''Gülfem düşmanının koynunda değilsin, ne bu tavırlar?''
Aksi sesi beni sinirlendirmişti, ''Ya sen o dilekçeyi ne sandın Kenan? Boşanıyoruz biz, farkında mısın?''
Soğuktan dişlerim birbirine vuruyordu, ''Isıtayım mı sevgilimi?''
Hep böyle söylerdi Kenan, ısıtayım mı sevgilimi... Gülümsemeden edemedim. Kollarını bana sıkıca sarıp saçlarımı öptü, ''İyi geceler.'' diyerek diğer tüm sözleri anlamsız kıldı.