Resmen uzaylı gibi bakıyorum derslere. Konular o kadar ilerlemişti ki her şey yabancı geliyordu. Yakalamaya çalıştıkça başıma ağrılar girdi.Biraz iyi gelir diye son ders öncesi kantinde inmiştik. Yelda,Ferdi ve Taner oturuyorduk. -Asma bu kadar suratını. Bak bende yardım ederim.. Yelda'ya sadece gülümsedim. Anlaşılan bu sene sınav işi baya zor olacaktı. Fazla mı hayal kurdum acaba? Ferdi yine kolunu omzuma atınca ona baktım. -Neden kendini bu kadar sıkıyorsun ki? Sonuçta aşçı olmak istiyorsun. Restoranın var zaten. Gider orada çalışırsın. İlla okumak zorunda değilsin. Bu işin kursları da var. -Evet doğru söylüyorsun, ama dedem ve annem için o sınava girmem gerekiyor gibi düşünüyordum. Bir de tabi üniversiteye gitmem lazım. Taner çayını içip "Tabi güzel bir düşünce ama bu kadar kafana

