Akın konağa vardığında misafirlerin şirketlerinde çıkan bir sorundan dolayı gidecek olmasının telaşı vardı. Panik yaratmamak için ilk önce onların çıkıp havaalanına gitmesini bekledi. Herkes onların hazırlığına yardım ediyordu. Aradan yaklaşık bir buçuk saat geçti ve kardeşi Azad'la birlikte havaalanına aileyi bıraktıktan sonra eve geldiler. Yol boyu kardeşine anlatmayı düşündü.
"Azad sana bir şey anlatacağım. Hakan gece Berfe hastalandığından hastaneye götürmüş."
"Ağabey Berfe Yavuz ağabeyimin eşi. Neden o değil de Hakan götürmüş, neyi var ayrıca durumu kötü mü? "
"Kızı o hale zaten ağabeyim getirmiş. Ve durumu pek iyi değil sabaha karşı ameliyata aldılar. Hamile ve düşük riski atlattı."
"Çok saçma ağabeyim kadına vurmaz ya da kötü bir şey yapmaz ki."
"Ben de öyle zannederdim de yapmış işte. O kızın halini gördüm ben. Gidince hemen babamlara anlatıp hastaneye de gitmeliyiz. Kız yalnız hissetmesin."
Konuşmaları sona erdiğinde kısa bir süre geçti ve konağa vardılar. Şu an sadece ev halkı vardı. İlk önce ağabeyi Yavuz'a söylemeyi düşünse de adamı göremedi. Gerçi kızı o hale getirdiğine göre nasıl olduğunu bildiği halde kızı öylece bırakmış diye düşünüp kinlendi.
Ama sinirini bir kenara bırakıp ailesine yöneldi.
"Size bir şey söylemem lazım hepiniz gelin lütfen. "
"Akın ne oldu oğlum anlatsana. Birine mi bir şey oldu?"
"Gece Berfe'yi hastaneye götürdük. Şuan durumu kötü değil dinleniyor."
"Ne dersin oğlum sen? Ses duymadık gece hiç. Neyi varmış ki Berfe kızımın? Ağabeyin de orada o zaman biz de nerede diye merak etmiştik."
"Yok anne, ağabeyim hastanede değildi. Zaten kızı o hale o getirdi gelmeye yüzü yoktur herhalde. Hamileymiş Berfe geç saatlerde de kanaması olmuş. Düşük yapma riski vardı. Ameliyata almışlardı Neyse daha anlatacak bir şeyim yok. Biz oraya gidince doktordan daha detaylıca öğrenirsiniz. Gelmek isteyenler hazır olsun beş on dakikaya çıkalım yola. "
Akın'ın anlattıklarıyla hepsi hem şok olmuş hem Yavuz'a kızmakla meşguldü Kızın hamile olmasına bile sevinemedi hiçbiri. Esma odasına çıkmış her yeri dağıtıyordu. O kadar ot verirken bu kız nasıl olur da hamile kalırdı. Acaba dedi bu hizmetçi otu vermiyor muydu? Onu da mı etkisi altına aldı bu kız? Herkes evden çıkınca hızla mutfağa indi. Diğer hizmetçilerin orada olduğunu bile gözü görmüyordu.
"Sen bana nasıl ihanet edersin? Sana fazlasıyla para verdim ben? Alt tarafı bir otu kullanıp o kızın hamile kalması için engel oluşturacaktın. Bir insan bunu bile beceremez mi? Kovuldun. Siz de ne bakıyorsunuz? Bunu biri öğrenir bana hesap sorarsa sizin de sonunuz bunun gibi olur" deyip hışımla orayı terk etti.
Tüm aile hastaneye gitmişti. Birkaç gün daha müşaahade altında kalıp sonra taburcu olacaktı. Kocasının en azından hamile olduğu için gelmesini beklese de adam gelmemişti. Sonra kendi kendine kızdı. Kendisine değer vermeye bir kişi neden çocuklarıma değer versin ki? Ne fark ederdi zaten görevini tamamlamış çocuk verecekti. Adamın onunla bir işi kalmamıştı artık. Neyse o bana tecavüz etti neden hala onu düşünüyorum ki. Herkes nasıl olduğunu soruyor iyi olup çabuk iyileşmesi için çabalıyordu. Ailesi hamile olduğunu öğrense de bu halini görmemeleri için bir şeyler uyduruldu. Belki beni böyle görseler geri alırlardı, kurtulurdum diye içinden geçirse bile hamile olduğu için imkansız olduğunu biliyordu.
Hastanede kaldığı süre boyunca Aslı ve Mizgin ihtiyaçları için nöbetleşe bir şekilde kalsa da Hakan hiç yanından gitmemiş hep o ilgilenmişti. Adama bazı zamanlar eve gidip dinlenmesini, böyle devam ederse hasta olabileceğini dese bile adam dinlemiyordu.
Onlar hastanedeyken Asiye hanımı Selma'ya Esma'nın mutfağa gelip dediği şeyleri anlattı. Kadın ne yapacağını ilk başta bilemedi. Gelini torunlarının ve diğer gelininin canına kastetmişti. Ama taraflı olamazdı. En iyisi Yavuz'un ceza vermesiydi. Ama yine de hizmetçi kızı evden kovdu. Oğlunun gelmesini dört gözle beklese de Yavuz bir türlü konağa gelmemişti.
Yavuz her şeyden habersiz kafasını dinlemek için geldiği bağ evinde zaman geçiriyordu. Berfe'ye hala sinirli olsa da acaba çok mu ileri gittim diye düşünüp duruyordu. Karısı olsa da resmen isteği dışında dokunmuş ve oldukça acımasız davranmıştı. Hele ki dayanamayıp kızın kanamasını ve bayılacak duruma gelip kusmasını unutamıyordu. Ayrıca kıza yardım bile etmemiş ağır laflar söyleyip öylece bırakmıştı. Kendisi her zaman bu gibi olaylara karşıydı ve cezalarını çok ağır keserdi. Ama kendisine ceza verecek biri bile yoktu ondan daha güç sahibi olan. Karakterine tamamen zıt davrandığını biliyordu ama o an sinirle gözü hiçbir şey görmemişti. Uzun süre daha önemli bir şey olmazsa eve dönüp kızın yüzüne bakmayı düşünmüyordu. Hem belki o zamana kadar kızgınlığım geçer de aynı şekilde davranmam zaten o suçlu bana tavır yapamaz diyordu.
Berfe sonunda taburcu olmuş ve eve getirilmişti. Daha çabuk iyileşsin diye herkes elinden geleni yapmaya başladı. Tabi bu hâlleri Esma'yı çıldırtıyordu. Gençler yanına gelip sıkılmaması için onunla vakit geçirip sohbet ediyorlardı. Kayınvalidesi, Dicle hanım, hatta Ömer ağa ve kardeşi de her gün yanına gelip halini soruyorlardı. Sürekli bitki çayları ve yararlı çorbalar yapıp içiriyorlardı. Bu bir aylık süreçte de yine Hakan hep yanındaydı. Geceleri odasında kalsa da sürekli gelip kızı kontrol ediyordu. Kızı seviyordu ve bir şey olursa diye korku içindeydi. En hafif sancı da bile saat kaç olursa olsun hızla hastaneye götürürdü
Bu bir ayda Yavuz hiç eve uğramadı. Hatta karısının hamile olduğunu bile hala bilmiyordu. Bir süre daha gitmek gibi bir planı olmasa da İstanbul'daki şirkette bir sorun çıkmıştı ve gitmesi gerekiyordu. Bir valiz hazırlamak için konağa gitti. Ailesi de kendisine kızgın bakıyordu. Bu yüzden yanlarında fazla kalmadı ve Esma'yla olan odasına gitti.
Kadın da oradaydı. Uzun zaman geçmiş olsa da hala kızın etrafında dolaşmaları sinirini bozuyordu.
"Yavuz bir aydır neredeydin sen çok merak ettim seni."
"Bağ evindeydim. Şimdi İstanbul'daki şirkette bir sorun çıkmış oraya gideceğim. Sen bana bir valiz hazırlar mısın? "
"Tamam hazırlarım da ben de seninle gelsem olur mu? Bu konakta gerçekten çok bunaldım. Kimse benimle konuşma tenezzülüne bile girmiyor. "
"İyi tamam gel sende. Ben bir duş alıp çıkacağım. O zamana kadar hazırla uçağı kaçırmayalım."diyerek banyoya girdi.
Sonunda bu konaktan çıkabileceği için kadın oldukça mutluydu. Kuması istediği kadar ilgi görebilirdi. Kocası da kendiyle beraber tatilde olacaktı. Adam iş için gidiyoruz dese de tadını çıkarıp öyle gelirdi ancak. Hızlıca Yavuz için bir kendi için iki tane valiz hazırladı. Zaten oradan da bir şeyler alırım ikisi ilk günler için yeterli diye düşündü.
Karı koca konaktan çıkınca adamın bu umursamazlığına hayret ediyorlardı Berfe artık alıştığı için umursamıyordu bebekleri ve diğer sevdikleri iyi olduğu sürece adam istediğini yapabilirdi.
Selma hanım oğluyla konuşmak ve olanları anlatmak istese de Yavuz kızar diye annesini dinlememiş acelem var diyerek kadını atlatmıştı. Üstelik adam Esma'yla gidiyordu. Bu kadar da olmaz diye düşündü kadın. Oğlu da olsa Berfe bu haldeyken tatile gitmeleri acımasız olmaktan başka bir şey değildi ona göre umarım bir gün pişman olduğunda geç kalmış olmazsın oğlum diye düşündü.
Bir aylık süre dolduğu için bugün kontrole gideceklerdi. Yanında yine Hakan vardı. Hastanede kısa bekleyişin ardından içeri girdiler. Daha önceki en ufak bir sancıda bile Berfe'yi getirip o iyi olana kadar bekleyen Hakan olduğu için genç adamı eşi zannediyordu.
"Hoş geldiniz Berfe hanım, Hakan bey. Ultrasona geçmeden sormak istediğim şeyler var. Öncelikle yazdığım vitamin ve diğer ilaçları kullanıyor musunuz?"
"Evet, kullanıyorum düzenli olarak."
"Mide bulantısı veya baş dönmeleri çok sık oluyor mu?"
"Bazı sabahlar çok olsa da öğlen olana kadar geçiyor bulantılarım. Başım hep oturup yattığım için pek dönmüyor."
"Herhangi sormak istediğiniz ya da söylemek istediğiniz bir şey yoksa içeri odaya geçelim. Buyurun lütfen."
"Evet, bebekler şuradalar. Çift yumurta ikizleri. Bir sorun gözükmüyor normal hamilelik sürecine geçebilirsiniz. Kalp atışlarını dinlemek ister misiniz? "
"Dinlemek isteriz tabi ki."
Odada hızlı hızlı çarpan ve ritimleri birbirine karışan atışlar duyuldu. Bunu duyunca Berfe'nin yüzünde gülümseme oluşurken gözleri dolmuştu. Hakan da bu ana şahitlik ettiği için çok mutluydu. Her zaman ilgilense de sanki babaları kendisiymiş gibi hissetti. Bunun gerçek olmasını o kadar isterdi ki ama imkanı yoktu böyle bir şeyin. Kuzeni ne kadar şanslı olduğunun farkında bile değildi. Gerçi onun uzak olması en çok kendine yarıyordu. Belki bu mesafe hep devam eder dedi kendi kendine. Berfe kendine yapılanı affetmez ve biz aile gibi olur iken Yavuz uzaktan izleyebilir ancak. Bunun çok zor ihtimal olduğunu bilse de kendine hakim olamıyordu. O bu düşüncelere dalmışken Berfe kıyafetini düzeltip ayağa kalkmıştı bile. Doktora veda edip odadan çıktılar.
Konağa gitmeden çarşıda biraz gezip bebek eşyaları satan mağazayı görünce dayanamayıp bir şeyler almak için içeri girdiler. Her gördükleri eşyaya gözleri düşüp her şeyi almak isteseler de bunu cinsiyetleri belli olmadan yapamazlardı Bu yüzden beyaz, sarı, yeşil gibi renkleri zıbın ve ayakkabı alırken kullanmayı tercih ettiler. Beyaz biberon, emzik ve farklı renklerde küçük oyuncakları da aldılar. Daha fazla şey almak isteseler de zorlukla da olsa durdular. Ellerinde bebek eşyalarını satan mağazanın olan poşetleri gören herkesin dikkatini çekti. Berfe'nin hamileliği anlaşılsa da kocası değil de kuzeniyle olması dedikodu için sebepti onlara göre.
Bir restoranda yemek yiyip konağa geldiler. Bebeklerin iyi olduğu haberini verince herkes mutlu oldu ve Ömer ağa kurban kesilmesi için de talimat verdi.
Yavuz şirkette çalışıp işlerine adapte olmaya çalışıyordu. Esma alışveriş için çıkınca kendisi de hemen şirkete geldi. Kısa sürede bitecek gibi durmuyordu. Her şey birbirine girmiş gibiydi. Yine de kafasını dağıtmak için iyi bir yöntem sayılırdı. Tabi aklını Berfe'den alıp işine odaklanabilseydi. Sürekli acaba haksız mıyım cümlesi zihninde yankı yapıyordu. Diğer tarafı tabi ki haklıyım diye karşı çıkıyordu. Hangi tarafı haklı ve dinlemesi ona yarar sağlardı? Biraz daha uğraşsa da işlerine odaklanamadı ayrıca bir karar bile verememişti. Artık düşünmekten beyni patlayacak gibi hissediyordu.
Bebeklerin iyi olmasının haberi aile arasında bir akşam yemeğiyle kutlanıp sonrasında yemek dağıtılma işleriyle ilgilenilecekti. Bu yemekte Berfe'nin aile fertleri de vardı. Yavuz'un orda olmayıp İstanbul'a gitmesi bir sorun olduğunu hissettirse de kimse bir şey söylemeyip umursamazlıktan geliniyordu.