YİRMİNCİ BÖLÜM

1420 Words
2 hafta sonra...    Esma artık annesiyle yapacağı planla ilgili detayları konuşmuştu. Bir an önce harekete geçmek istiyordu. Eğer her şey istedikleri gibi giderse hem kuması evi terk edecekti hem de büyük olasılıkla bebekler düşecekti. Kalktığında ilk önce annesini aradı. Birkaç gün önce aldığı malzemelerle hazırlanmasını istedi. Daha inandırıcı olması adına bir tekerlekli sandalye almış ve kadının bacağı için yapay alçı tarzı bir şey alıp planı gerçekci hale getirmeyi umdular. "Alo,anne?" "Efendim Esma?" "Her şey hazır değil mi?" "Hazır hazır. Valizim hazır. Birazdan anlaştığın kliniğe gideceğim. Bu alçı mı ne onu takacaklar. İşim bir saat ancak sürer. Kocanı ara sen." "Tamam senden sonra onu arayacağım ben." "Kuru kuru söyleme sakın. Biraz abart, ağlamış numarası yap." "Tamam anne. Biliyoruz herhalde." "Hadi kapat." Annesinin kendisini azarlar tarzda konuşmasıyla sinirlenmişti. Kendisi bu konağın hanımı olmasa ve onlara para vermese onlar bir hiçti. Kendisi büyürken de hiçbir yararları olmasa da Esma'ya yine de Yavuzla evli olmasına yardım edip plan kurmuştu annesi ve babası. Sırf bu yüzden onlara para veriyordu. Biraz ağlama numarası yaptı aynaya bakarak. Hazır olduğunu düşündüğü zaman Yavuz'u aradı. Sabah çalan telefonun sesiyle kalktı Yavuz ve Berfe. Bu saatte çalmasıyla bir telaşa kapıldılar. "Yavuz kim arıyor bu saatte?" "Güzelim Esma arıyormuş. " "Şey, ben gideyim o zaman?" "Hayır,birtanem dur yanımda. " Berfe'nin gitmeye niyeti olmadığına emin olunca telefonu açtı. "Efendim Esma? Ne oldu bu saatte?" "Y-Ya-Yavuz, annem annem hastaymış şimdi aradılar hastaneden. Lütfen gel onu alalım." "Bir dakika Esma sakin ol, ağlama. Ne hastalığı varmış?" "Bilmiyorum ki. Bana almanız gerek dediler sadece. Hadi gel gidelim. " "Esma ben hemen gelebileceğim bir yerde değilim. Sen adamlara söyle seni bıraksınlar. " "Ama Yavuz sen gel lütfen. Diğer kız kardeşlerim kesin kocalarıyla gelir. Ben yalnız mı kalayım." "Bak Esma acın var anlıyorum. Ama Berfe'yi burada tek bırakıp gelemem. Ve yalnız kalmak istemiyorsan anneme de o senle gelir." "Tamam ama annen benimle gelmez. Sevgili kumamı da getir onsuz gelmem dersen illa?" "Esma uzatma. İstiyorsan söyle annem gelir. Hadi geçmiş olsun." Yavuz sonunda telefonu kapattığı için sevindi. Zaten kadının asıl derdinin yalnızlık değil kardeşlerine gösteriş ve üstünlük taslamak olduğunu anlamıştı. Çünkü bildiği kadarıyla kardeşleri içinde bir ağayla evli olan yoktu. Hepsi kendisi karşısında ezilecekti ve Esma da bundan zevk alacaktı. Ayrıca Esma ne annesini ne babasını sevmezdi. Hoş onlarında çocuklarını çok sevdiğini zannetmiyordu. "Yavuz ne olmuş?" "Bir şey yok güzelim. Annesi hasta mı neymiş illa gel diyor. " "Hasta mıymış? Neyi varmış ki? İyi mi yoksa kötü mü durumu? Anlatsana " "Detayları kendi de bilmiyor güzelim. Tüm konuşma boyunca gel dedi durdu." "Yavuz gitse miydik acaba? Belki sen destek ol istiyordur. Ya da ne bileyim belki annesi kötüdür. " "Berfe'm annesi hasta olsa bile Esma ağlamaz normalde. Sevmez çünkü. Şu an annesi gerçekten hastaysa bile baya zamandır buradayız artık gidelim diye yapıyor bence." "Ama annesini niye sevmesin? Bence kötü düşünme. " "Neyse karıcım daha fazla onlarla ilgili konuşmayalım. Annem haber verir bize kadın nasıl diye." "Peki. Öyle diyorsan. Keşke yine de bir düşünseydin. " " Bak bebeğim bu iki haftada karnın birazda olsa büyüdü. Ayrıca burası ıssız bir yer. Yani seni birkaç saatlik bile olsa bırakmam. Seninle gitsek toparlanmak zaten çok uzun sürer. Yolda var tabi. Ayrıca ben daha tatilimizin bitmesini istemiyorum. Ama bir hafta sonra senin doktor kontrolün var onu kaçıramayız." "Tamam. Kontrolü unuttum ben. Bir hafta sonra dönüyoruz o zaman? " "Mecbur döneceğiz. İstersen tekrar buraya gelebiliriz. Ama yorgun oluruz ve bir günde o kadar yol çekersen belki oğullarımıza bir şey olur Allah korusun. Ya birkaç gün kalıp geri dönelim veya biraz kalıp işlerimi halledince dönelim ya da son aylarında İstanbul'a gidelim orada doğum yap. Hem orada en iyi kadın doğum uzmanları varmış. Daha az riskli olur. Ne dersin?" "O zaman Ömer babamlarda bize izin verirse İstanbul'a gideriz olur mu?" "Tamam karıcığım nasıl istersen. Artık hasret giderebilir miyiz? Seni özledim." "Sürekli yan yanayız nasıl özledin beni acaba?" "Imm seni öpüp sevemediğim her an özlüyorum ben. Ama şimdi sana açım." Onlar konuşmayı çoktan unutmuş kendi hallerine geçmişlerdi bile. Ama Esma şuan sinirden kaskatı kesilmişti. Kocası yine kuması yüzünden onun yanında değildi. O küçükte ne bulduğu meçhuldü. Kendisine göre kumasından çok daha güzeldi. Yavuz'u daha iyi bilen ve tanıyan oydu. Mesela Yavuz'u nasıl manipüle eder bunu çok iyi biliyordu. Bazen işe yaramazdı ama çoğu zaman istediği gibi sonuçlanırdı. Yine de nasıl olsa gelecekler konağa dedi kendi kendine. Sonsuza kadar her nereye gittilerse orada kalamazlardı. Bu yüzden annesini eve getirmeye kapıdaki adamlardan biriyle geldi. "Anne hadi gidiyoruz." "Kocan nerde Esma? " "Gelmedi. " "Ne demek gelmedi? Biz bu kadar plan boşa mı yaptık?" "Ne yapayım zorla mı getireyim?" "Gerekirse zorla getireydin. Şu hâline bak. Sen neyi becerdin ki? Seni konağa hanımağa yaptık. Sen bir erkek çocuk verip kocanı da yerini de sağlamlaştırıp bir şeyler yapamadın. Kuma geldi kızı geri gönderemedin. Bak şimdi konağa hanımağa o olacak." "O kaltak sadece kuma. Anladın mı? Resmi nikah bende. Sipahi soyadını ben taşıyorum. O kız değil. İstediği kadar erkek çocuk doğursun. Ben yerimi ona kaptırmam. Bu kadar senedir o bunak ailesini ben çektim. Aşık olmadığım bir adama aşıkmış gibi davrandım. Ben bu kadar uğraşmışken o sırf hamile kalıyor diye yerimi alamaz. Gerekirse bebekleri öldürürüm ve yine hamile kalmasını her şeyi deneyerek engellerim. Yavuz zaten o kıza aşık olmuş onun üzerine kuma getirmez. Hanımağa benim ben." "Umarım bu hırs sonun olmaz. Hadi bakalım. Görelim hanımağalığını. Beni konağa kabul ettirebilecek misin?" Esma belki farkında değildi ama onu da annesi çok iyi manipüle edebiliyor istediği gibi yönlendirebiliyordu. Direk konağa geldiler. Esma annesini sandalyeyi iterek ilerletiyordu. İçeri avluya geldiklerinde herkesin oturup çay içtiğini gördüler. Kendilerini ilk gören kayınvalidesi Selma hanım oldu. " Esma hayırdır ne oldu?" "Annem ayağını kırmış Selma hanım. İyi olana kadar burada kalacak." "Kalsın madem. Buraya kadar gelmiş kadın. Ama ilk önce bir haber vereydin keşke bize." "Ben hanımağayım. Birde sizden izin mi alacaktım." Yanlarına gelen Yade konuşmaya başladı. "Hele de bakalım gelin hanım. Nasıl hanımağa oluyorsun?" "Ben Yavuz'un karısıyım. Ve Sipahi soyadını taşıyorum. Sence de hanımağa olmam normal değil mi yade?" "Çocuğun var mı gelin hanım? Aşirete bir torun verdin mi de bakalım. " "Çocuğum yok yade. Ama bu Yavuz'un karısı olduğumu değiştirmez. " "Kocan nerede o vakit? Ben söyleyeyim karısı ve çocuklarının yanında. İleride Mardin ağası olacak çocukları hani. " "Kocam şuan burada olmayabilir ama dediğiniz ve beni aşağıladığınız şeyleri söyleyeceğimden emin olabilirsiniz. " "Bak Esma sen bizi kötü bellemişsin. Kendini nerede görüyorsun bilmem. Ama belli ki kibrin gerçekleri görmeni engelliyor. Sen şuan Sipahi olabilirsin ama bu her zaman sürmeyebilir. Yavuz bir gün seni boşayabilir. Dışarı çık sor bakalım kaç kişi seni hanımağa olarak görüyor kaç kişi kuma diye aşağılayıp türlü kötülükler yaptığın kadını? Bizler senin de kötülüğünü istemeyiz kızım. Lâkin sen kötülüğü kendi kendine edip başkalarını suçlarsın. Hanımağacılık oynamak istersen sen bilirsin. Ben çok sene oldum hanımağa. Az önce laflar söylediğin kızımda. Ama hak etmeyince istediğin kadar hanımağayım de bir işe yaramaz. İnsanların gönlünde kimin olduğu önemlidir. Annen kalsın burada iyileşene kadar. Biz misafiri geri çevirip onu yollamayız. Sende büyüklerine ne deyip demeyeceğini öğren. Ha birde en önemlisi insanları kazanmaktır bu işte. Hatta dünyada. Seni gerçekten seven hiç kimse yoksa etrafında tonla insanda olsa yalnızsındır. Sen bunları düşün." Esma bir hışımla avluyu terk edip odasına çekildiğinde annesi arkasından yalakalık yapmak için çalışmalara hızla başladı. Esma kendilerini kurtaramazsa bu insanlara iyi biri gibi görünürse acıyıp yardım ederlerdi. Kendini de düşünmek zorundaydı. Hızla geçip giden bir haftayla Berfe ve Yavuz'un geri döneceği gün gelmişti. Bu bir haftada Esma daha da fena bir hâlde herkese kök söktürüyordu. Ayrıca annesi de konağın hanımı gibi davranıp çalışanlara sürekli emirler veriyordu. Dünürlerinin yanında iyi mahzun kadın rolünü oynamaya devam ediyor ve yalnızken kendi haline dönüyordu hemen. Hakan da şimdiye kadar geçen süre boyunca daha fazla dağılmıştı. Berfe'si hala gelmemişti. Berfe'den uzak olmak sanki aklını kaybedecekmiş gibi bir his yaratıyordu onda. Berfe ve Yavuz hazırlanmaya başladı valizlerini toplamaları gerekiyordu. Bu bir ay boyunca aşklarını doyasıya bir şekilde yaşamışlardı. Berfe gittikçe Yavuz'un içini görüyor ve gördükçe ona daha çok çekiliyordu. Adamı sevmeye başlamıştı ya da daha fazlası bilmiyordu. Ama bu hissi sevmiş gibiydi. Yavuz da Berfe'nin karnının gitgide büyümesiyle sevinçten deliye dönecek gibi hissediyordu. Gerçekten kilo alsın karısı diye çok uğraşmıştı. Kaldıkları bir ayda aşık olduğu güzel kadınıyla çok güzel vakit geçirmişti. Her an onun için çok özeldi. Mardin'e konağa gittiklerinde de devam etmek ve aşık karı koca hallerinde olmalarını çok istiyordu. Umarım Berfe beni gerçekten sevmiş ve bu sürede affetmeye başlamıştı diye düşünüyordu. Minik karısı bu süre boyunca yakın davransa da acaba ilk başlardaki şans için mi yoksa içinden geldiği için mi böyleydi emin olamıyordu. Umarım sende beni seviyorsundur güzel kadınım diye düşünüp son kez iç çekti. Valizleri Yavuz'un arabaya taşıması üzerine Berfe de bindi ve yola çıktılar.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD