"Yani Yavuz ne desem bilemedim."
"Berfe şuana kadar çok kötü biriyim senin gözünde bunu biliyorum. Böyle düşünmen benim yüzümden. Sana hiç hak etmediğin şekilde kötü davrandım bunu da biliyorum. Tam bir pislik gibi davrandım. Ama yemin ederim hiçbiri sağlıklı kararlar alarak yaptığım şeyler değildi. Hiçbir sebep affettirmez bazı yaptığım şeyleri ama ne olur bana şans ver ne olur? Birde öyleyken tanıyalım birbirimizi belki sonrasında da devam ederiz olmaz mı? "
"Ben yani yaptıklarını affedemem ki Yavuz. Ama bir karar aldım ben. Artık ne karar alırsam alayım bu bebeklerim için olacak. Yaşam amacım onlar benim ve biliyorum ki iyi bir aile ortamını en çok onlar hak ediyor. Ama biz hiç böyle iyi bir aile olamayacağız Yavuz. Senin bir karın daha var. Her mutlu olduğum zaman yine bir şey olacak biliyorum. "
"Berfe lütfen bir şans ver. Hem şimdi için hem de sonrası için. Gerçekten çok iyi bir koca ve baba olacağım. Senin ve bebeklerimizin mutsuz olmasına izin vermem. "
"Pekala. İleride keşke dememek için sana bir şans veriyorum. Umarım senin dediğin gibi olur. "
Yavuz heyecanla gülümsedi ve kıza sımsıkı sarıldı.
"Çok teşekkür ederim güzelim, eminim ben her şey çok iyi olacak. Bize bir şans verdiğin için teşekkür ederim."
"Umarım."
Tekrar yerlerine uzandılar ve sohbet ederek yıldızları izlemeye devam ettiler geç saatlere kadar.
Sabah olduğunda Yavuz Berfe'den önce uyandı. Kollarında uyuyan karısı ile mutlulukla gülümsedi.
Karısının hemen uyanmayacağını biliyordu. Hamileliği ilerlediğinden bu yana daha çok uyumaya başlamıştı.
Bir yandan karısının saçlarını eliyle seviyor, okşuyordu. Diğer yandan saçına küçük küçük öpücükler bırakıyordu.
Yaklaşık bir saat boyunca karısını sevdi. Daha sonra kahvaltı hazırlamak için kalktı ve mutfağa indi.
Çiftliğe geldiklerinden beri istediği gibi davranabiliyordu Berfe'ye karşı. En azından soğuk halde olmasına gerek olmuyordu.
Berfe yavaşça gözlerini açtı. Saate baktığında yine geç uyandığını anladı. Zaten Yavuz da yanından gitmişti.
Adama bir şans vermesi iyi mi yoksa kötü mü bilmiyordu. Sadece ilerde bir gün keşke şans verseydim belki her şey daha farklı olurdu demek istemiyordu.
Sadece deneyeceklerdi. Belki konağa gidince bu hâlleri devam edemeyecekti ama burada mutlu olabilirlerdi.
Geleceği kim bilebilirdi ki?
Fazla oyalanmak istemeyerek rutin hazırlığını yaptı ve mutfağa inmek için odadan çıktı.
Yavuz kahvaltıyı hazırlamış son bir kaç şey daha koyup Berfe'yi çağırmak için odaya çıkacaktı.
"Yavuz erken uyanmışsın."
"Günaydın güzelim. Evet, erken kalktı bu adam ve karısıyla bebeklerine güzel bir kahvaltı hazırladı."
Berfe de adamın oyununa devam etti
"Ah, çiftliğe geldiğimizden beri fazla düşüncelisiniz Yavuz bey. "
"Ben her zaman düşünceliyim Mira hanım ama gösteremiyoruz bazen."
"Her zaman görmek isterim Yavuz bey. Başka yeteneklerinizde var mı bari?"
"Elbette var karıcığım. Mardin ağası olarak ve Yavuz Miran Sipahi olarak çok yetenekli bir adamımdır."
"Hmm..."
"Kocana inanmıyor musun yoksa gelin hanım? Bunu kahvaltıda parmak ısırır haldeyken yanıtlamanı isterim. "
"Baya da iddialısınız bakalım dediğin kadar iyi mi?"
"Buyurun lütfen leydim."
Neşe içinde bir kahvaltı geçirdiler. Ara sıra birbirlerine laf atıp eğleniyor tatlı sohbetler ediyorlardı.
Kahvaltıdan sonra bulaşıkları yine el birliğiyle hallettiler ve çiftliği gezmek için dışarı çıkmaya karar verdiler.
Biraz yürüyüş yaptıktan sonra Berfe istediği için atların olduğu ahıra doğru yol aldılar.
İçeri girdiklerinde Berfe hemen at sevmek için Yavuz'dan ayrıldı. Bütün atları sevdi ve elleriyle besledi.
Ama içlerinden bir at ona farklı bir bağ hissettirmişti. Heyecanla Yavuz'a dönüp konuşmaya başladı.
"Yavuz biraz bu ara binebilir miyim lütfen?"
"Güzelim at binmeyi biliyor musun ki"
"Evet, biliyorum. Küçükken babam iki ağabeyime ve bana öğretmişti. Küçük bir çocukken de çok severdim. Sürekli at binmek isterdim. İlk karşılaştığımız gün at binmek için çıkmıştım evden hatta. "
"Doğru haklısın güzelim. Birden onu hatırlayamadım. Ama hamilesin bu at alışık olduğun bir at değil. Fırtına çok asi bir attır. Ya düşersen sana ve minik bebeklerimize bir şey olursa."
"Düşer miyim ki?"
"Güzelim sadece olasılıklar. Garanti değil düşüp düşmemen sonuçta."
"Haklısın ben en iyisi binmeyeyim. Ne olur ne olmaz bilemeyiz. Bebeklerim her şeyden daha önemli. "
"Sen bilirsin birtanem."
"O zaman biraz dolaştıralım."
"Olur güzelim gel hadi dolaştıralım."
Böylelikle atı ahırdaki bölmesinden çıkarıp biraz gezdirmek için harekete geçtiler.
Berfe atla konuşup onu severken Yavuz uzaktan sevdiği kadını izliyordu. Biraz izledikten sonra bu anı ölümsüz kılmak için telefonunu çıkardı.
Berfe'si gerçekten çok güzeldi. Dışı güzeldi evet ama içi de çok güzeldi. Hiç kötü bir şey düşündüğünü görmemişti kimse hakkında.
Dünya'nın en güzel kadınıydı Yavuz için. Ondan daha güzelini görmemişti. Hoş başkası için dünyanın en güzel kızı olan Yavuz'un gözünde Berfe'nin yarısı bile etmez gibi geliyordu.
İçi ayrı dışı ayrı çok güzel olan bu kız kendisinin karısıydı. Sevdiği kadın ve kalbini böyle attıran tek kadındı.
Her şeyiyle Mira gerçekten bir melek gibiydi. Yavuz'un meleği...
Berfe biraz atla ilgilendikten sonra yorulduğunu hissetmişti. Bu yüzden kenarda kendisini izleyen Yavuz'un yanına doğru ilerlemeye başladı.
"Güzelim, bir şey mi oldu?"
"Yavuz ben biraz yoruldum da ahıra atı bırakıp eve geçsek olur mu? "
"Olur tabi ki meleğim. Hatta sen şu ağacın gölgesinde dur. Ben hemen atı bırakıp geleyim. Daha fazla yorulma."
"Tamam bekliyorum o zaman seni."
Yavuz karısını fazla bekletmemek için hızlı adımlarla ilerlemeye başladı. Şuan kendi arazilerinde olsalar da gözü arkada kalıyordu.
Olabildiğince hızlı bir şekilde ahıra atı götürdü ve yerine koydu. Ardından yine koşar adımlarla karısının yanına gitti.
"Yoruldun mu Yavuz? Ben bekliyorum zaten niye acele ettin ki?"
"Seni merak ediyorum güzelim burası güvenli desek bile bilemeyiz. Her an yanımda olmanı seviyorum."
Adamın son sözleriyle Berfe utandı. Bu yüzden hemen gitmek istediğini söyledi.
Yavuz karısının utandığını anlamıştı şimdilik daha fazla sevmek konusunda bir şey söylemeyecekti. Zamanı geldiği an durmayıp sevdiğini söyleyecekti. Sadece bu ne zaman olur bilmiyordu ve bir an önce o anların gelmesini istiyor, sabırsızlanıyordu.
Karısı yorulduğunu söylemişti. Bu yüzden Yavuz daha fazla yürümesini de istemedi ve bir kolunun belinin altına diğerini bacaklarının altına geçirip onu kucağına aldı.
Kocasının aniden yaptığı hareketle Berfe'nin ağzından minik bir çığlık çıkmıştı.
"Yavuz ne yapıyorsun?"
"Hamile olan ve yorulan karımı daha fazla yormamak için kucağıma aldım."
"O kadarda yorulmadım Yavuz. Lütfen indir beni. Biraz daha böyle yürürsen belin ağrıyacak. "
"Güzelim zaten kuş gibi hafifesin ne belimin ağrımasından söz ediyorsun? Senin daha fazla kilo alman gerek artık bunun için uğraşacağım. "
"Olsun yine de belin ağrır."
"Belim ağrırsa ilgilenmez misin? "
"İlgilenirim ama yine de ağrımasın. "
"Merak etme güzelim bir şey olmaz. Bu kaslar boşuna yok. Sen keyfini çıkar bence. "
Berfe daha fazla itiraz etmeden eve ulaşmalarını bekledi.
Sonunda eve çok yakın oldukları zaman adamın kendisini yere indirip öyle devam etmelerini beklese de adam hala kucağında tutuyordu.
Beraber eve girdiler ve salondaki üçlü koltuğa Berfe ile beraber oturdu Yavuz.
Biraz dinlendikten sonra yine keyif içinde vakit geçirdiler.
Çiftliğe geleli bir hafta olmuştu ve şimdiye kadar en güzel geçirdikleri bir haftaydı aslında.
Sadece ikisi vardı. Yavuz her zaman olduğunun aksine çok sıcaktı ve hep Berfe'ye güzel sözler söyleyip küçük ve tatlı sürprizler yapıyordu.
Adamın bu hali kendini affettirmek için mi diye düşünüyordu bazen Berfe ama Yavuz öyle içten davranıyordu ki konaktaki halinin sadece ağa görüntüsü ve kabuğu olduğunu düşünüyordu.
Yavuz'un gerçek hali böyleydi. Sıcak, esprili, eğlenceli ve düşünceli. Sadece Mardin ağası olduğundan bunu konak veya başka bir yerde gösteremiyordu.
Aynı zamanda Esma konakta sürekli ne zaman geleceklerini düşünüyordu. İlk seferinde olduğu gibi gitgide uzaklaşıp birbirlerinden soğusunlar diye yaptığı plan işe yaramamıştı. Bu sefer Yavuz çok farklı davranmış kumasını da alıp gitmişti. Üstelik nerde olduklarını bile kimse bilmiyordu.Bir hafta önce kayınvalidesi sadece biraz dinlenmek için uzaklaşacak bir yerlere gideceklerini söylemişti.
Hakansa uzun zaman sonra Berfe ile uzak olmasının şokunu yaşıyordu. Kıza sadece Yavuz yüzünden yaklaşmıyordu. Berfe'ye aşık olmuştu ve kuzeninin yaptıkları işine geliyordu. Çünkü Yavuz kıza kötü davrandıkça Berfe kendisine sığınıyordu. Aylarca en yakınında olan kendisiydi bir anda kuzeni aralarına girmişti. Eğer Berfe kendisinden uzaklaşırsa buna dayanamazdı. O yanı başında hep Berfe'nin olmasına alışmıştı. Bir adım uzağında olup istediği zaman ulaşması, kızın güzel gülüşleriyle kendine hayat vermesi, bebekler sanki ikisininmiş gibi davranması ve Berfe'nin buna ayak uydurmuş gibi olması. Bütün bunlar onu ayakta tutuyordu. Bir kez daha onu kuzenine kaptıramazdı. Berfe'yi ilk gördüğü andan beri seviyordu. Onunla kendisinin evleneceğini düşünürken o ağalar kuma olmasına karar vermişti. Ama bu sefer öyle kolay yenilemezdi.Berfe bir gün kendisinin olacaktı bunu biliyordu.