Yaklaşık iki saattir yoldalardı. Yavuz birkaç kere Berfe ile konuşmayı denese bile kızın verdiği kısa cevaplarla daha fazla konuşmadı.
Oysaki kızın her zamanki neşesiyle konuşup gülmesini isterdi. Ama sanki karısı sadece kendisinin yanında gülüp eğlenmiyor gibiydi.
Berfe daha çok odada yaşadıkları an için utanıyordu. Kendini adama teslim etmişti adeta. Kapı çalmasa devam eder ve itiraz etmezdi adama. Nasıl bu hale geldiklerini bile anlamamıştı kız.
Bir öpücük bütün kırgınlıkları yok edebilir miydi? Yaraları sarar mıydı? Peki Yavuz gerçekten kötü anıları ona unutturmak istiyor muydu yoksa öylesi bir söz müydü?
Adamın her davranışında kızın aklı daha çok karışıyordu. Bazen gerçekten birbirini seven karı kocalarmış gibiydi. Yavuz kendisiyle ilgileniyordu, çocuk gibi oluyordu bazen yanında. Ama bazı zamanlar -hatta çoğu zaman- herkesin söylediği acımasız yanı ortaya çıkıyor Berfe başta olmak üzere çoğu kişiyi de yakıp yıkıyordu.
Şimdi arabada kendini konuşturmak için çabalıyordu adam. Eskiden olsaydı veya ters anına denk gelseydi uğraşmaz hatta susmamdan memnun bile olurdu. Bunu biliyorum. Ama bazı hareketleri kalbimi ısıtıyordu. Bunun yanlış olduğu da bir gerçekti tabi.
Onun bir eşi daha vardı. Sevdiği ve değer verdiği karısı. Bana yaptıklarına boşver diyemezdim. İşte birçok nedenle biz imkansızdık. Beni sevmesi gerçek aile olmamız, çocuklarımızı istediğimiz gibi yetiştirmemiz bütün bunlar ve daha çoğu imkansızdı. Bu yüzden kendi kalbime sahip çıkmalıydım.
Önceden olsa herkesi ve her şeyi ben düşünürdüm. Aman kimse kırılmasın, o üzülmesin, bu darılmasın. Ama artık daha olgun biri olacaktım. Önceliğim en sevdiklerim olacaktı.
Her şeyden öte ne yapsam bebekler için yapacaktım. Benim yaşam gayem onlar olacaktı.
Sonunda çiftlik evine geldiklerinde Yavuz arabayı garaja park etti.
"Güzelim, içeri girelim. Sonra ben bu valizleri getiririm. "
"Tamam."
Yavuz'un kapıyı açmasıyla girdiler. Gelmeden Yavuz birilerini arayıp evin içini temizletmişti. İki saat için fazla iyi bir temizlikti. Buna şaşırmıştım.
"Yavuz yolda aramıştın ama baksana ev çok temiz olmuş. "
"Hem iki haftada bir temizlik yapılıyor hem de çok kişiyle temizlediler."
"Anladım."
"Acıktın mı Berfe'm?"
"Aslında biraz acıktım. Burada yiyecek bir şeyler var mı ki?"
"Alışveriş yaptılar. Birde yemek olması lazım bir bakar mısın mutfağa? Bak şu kapı. Bende valizleri getireyim."
"Tamam."
Berfe, Yavuz'un dediği kapıdan içeri girince yemek kokuları burnuna geldi. Bunun üzerine gülümsedi. Biraz dese bile gerçekten çok acıkmıştı ve yorgun hissediyordu.
Tencerelerin başına gidince ayranaşı çorbası, ekşili köfte, çoban salatası, tatlı olarak da tulumba yapmışlardı. Ilık oldukları için Berfe tekrar ısıtmadan tabaklara servis yapmaya başladı. Biraz sonra Yavuz da gelirdi nasıl olsa.
Yavuz da arabadan aldığı valizleri kalacakları odaya götürdü ve mutfağa gitti.
" Yemek yapmışlar değil mi? "
"Evet, Yavuz yapmışlar. Gel hadi."
Kısa sohbetlerle yemeklerini yediler. Yemeklerini yediklerinde Yavuz kızı şaşırtmıştı. Çünkü masayı toplarken o da yardım ediyordu.
"Yavuz sen bırak istersen ben yaparım hemen. "
"Elime mi yapışacak güzelim? İkimiz beraber yapalım işte. Hem hamilesin sen fazla yorulmamalısın. "
"Daha önce hiç iş yaparken görmedim ya şaşırdım. Hem yorulmam ki masayı toplamakla. Benim akıllı bebeklerim hiç yormuyor beni. "
Kızın ellerini karnına koyarak dediği şeylerle Yavuz'un içi sıcacık olmuştu. O da kızın yanına gidip arkasından sarıldı ve elleriyle karnını okşamaya başladı.
"Aferin babasının aslanlarına seni hiç yormasınlar tabi."
Karşılıklı gülümsediler ve bir süre öyle kaldılar.
"Berfe'm senin biraz kilo alman gerek ama. Baksana dört aylık iki tane bebek var karnında ama çok az çıktı. Hamile olduğunu kimse anlamaz bile. "
"Yani biraz küçük karnım ama doktor iç karnım büyük olduğu için böyle dedi. Hem çoğu kişi hamile olduğumu zaten biliyor. Anlamalarına gerek yok ki."
"Genelde hamile kadınlar kilo alıp çok şişmezler mi? Sen neden öyle değilsin? Hala manken gibisin. Kıskanıyorum."
Adamın kıskanıyorum demesiyle kız bir hayli şaşırmıştı.
"Kıskanıyor musun? İyide neden?"
"Nasıl, neden? Sen beni kıskanmıyor musun mesela?"
"Iıı hayır, kıskanmıyorum."
"Öyle olsun Berfe hanım. "
"Neyse neyse az laf çok iş. Hadi şunları yıkayalım madem yardım edeceksin."
Adamın onaylamasıyla başladılar. Berfe yıkıyor, Yavuz duruluyordu. Kısa sürede bitirdiler.
Daha sonra Berfe yorgun hissettiği ve uykusu geldiği için uyumaya çıktı.
Yavuz da akşam konuşmak istediği şeyler olduğu için ve Berfe'ye sürpriz yapmak istediği için hazırlık yapmaya başladı. Burada oldukları süre boyunca ve sonrasında Berfe'yi hep mutlu, huzur içinde yapacaktı.
Birkaç saat sonra...
Berfe çok yorulmuş olmalı ki uzun süredir uyuyordu. Bu süre Yavuz içinde avantajdı. Çünkü kızın tam hazırlığın orta yerinde uyanmasını istemezdi.
Akşam için yemek hazırlamış, güzel bir yer yapmıştı ikisi için. Berfe'nin bu sürprizi beğenmesini umuyordu.
Berfe uyandığında aradan baya saat geçtiğini fark etmişti. Nerdeyse akşam olmuştu. Yemek hazırlaması gerekti ve bu saate kadar uyuduğu için belki kızar Yavuz diye çekinmişti.
Geldiklerinde kendisine yardım etse de adamın yemek hazırlamayacağını da tahmin edebiliyordu. Yavuz'un bir anı diğerini tutmadığı için emin olamazdı.
Elini yüzünü yıkayıp kıyafetlerini de değiştirdi. Rahat olması için siyah, kalın askılı düz spor bir elbise giymişti. Evde Yavuz hariç kimse olmadığı için daha rahattı.
Aşağı indiğinde Yavuz etrafta yoktu. Kendisi de direk mutfağa gitti. Yavuz'u daha sonra da bulabilirdi.
Mutfakta yemek kokuları vardı. İlk geldiklerinde olan koku olmadığı belli gibiydi. Daha et ağırlıklı bir koku vardı ve yeni tencereler çıkarılmıştı.
Herhalde yine birileri gelmiş en iyisi Yavuz'u bulayım diye düşündü.
Aşağı katlarda ve bahçede göremedi. Tam verandada dururken arkasından sarılan kollarla irkildi.
"Benim Mira'm korkma."
"Birden dokununca irkildim sadece. Bir şey sorabilir miyim? Ya da iki soru da olabilir."
"Sorabilirsin tabi ki güzelim."
"İlk olarak ben bahçe, bu katla üstteki kata bakmıştım ama bulamadım seni. Neredeydin?"
"Birazdan göreceksin güzelim."
"Bide sen benim Mira olan adımı nasıl biliyorsun?"
"Güzelim sana ilk zamanlarda da Mira diyordum hep. Daha çok benim diğer ismimle benzer olduğundan tabi. "
"Doğru unutmuşum. Sanırım o zaman soramadığım için soru işareti olarak kalmış. Bu arada neyi göreceğim? "
"Hadi gel göstereyim."
Elini kızın beline götürdü ve içeri girdiler. Hazırladığı terasa gelince ilk olarak kız geçti.
İlk olarak minderlerle bir yer sofrası hazırlamış üzerine kendi yaptığı yemek ve aldığı içecekleri koymuştu.
Terasın en köşesine yine minderleri kullanarak büyük bir yatma yeri elde etmişti. Gece burada yıldızları izlemek ve konuşmak istiyordu. Orada da çeşit çeşit meyveler vardı.
Yerlere mumlar dizmişti. Hava erken kararmıştı. Bu yüzden mumlar yanıyor ve romantik bir hava oluşturuyordu.
"Güzelim beğendin mi? "
"Çok güzel olmuş burası. Her şeyi sen mi yaptın?"
"Evet, seni mutlu etmek istedim. Sen uyuduğun zaman fırsat ayağıma gelmiş gibi oldu. Hadi gel bakalım yemekleri yiyelim soğumadan."
Adamın bunları yapmasıyla kendini affettirmek istemesinde samimi olduğu belli olmuştu Berfe'ye göre. Bu yüzden ılımlı davranacaktı. Belki tamamen onu affedemem içten içe ama bebeklerim şu an olduğunda daha iyi bir anne babayı hak ediyor. Babalarının da ilgilenmesi önemli diye düşünüyordu.
Havadan sudan şeyler konuşuyorlar ve birbirlerini daha iyi tanıyorlardı. İlk zamanlarını yaşayan normal çiftler gibi diye düşündüler.
Yemekleri bitse bile sohbetlerini hiç bitirmeye niyetleri yok gibiydi. İlk defa böyle normal hissediyorlardı. Bu anın güzelliği ikisi içinde önemliydi.
Neredeyse iki saat boyunca konuşup, birbirleri hakkında yeni şeyler öğrendi ikiside.
Örneğin Yavuz, Berfe'nin atları çok sevdiğini, evcil hayvan beslemek istese bile annesi izin vermediğinden içinde bir ukde olarak kaldığını, küçükken çok yaramazlık yapsa da her zaman başka birilerinin ona kıyamayıp üstlendiğini öğrenmiştim. Tabi daha birçok anı.
Berfe de adamla konuştukça içinde olan gerçek benliğini görüyor gibiydi. Hemen yumuşamak istemiyordu ama sanki adam her gözlerinin içine derince baktığında, kendisine iltifat ettiğinde ve anlattığı güzel anılarla kalbinde farklı bir kıpırtı hissediyordu. Bunun ne olup olmadığını bilmese de bu hissi sevmişti.
Kızın daha fazla öylece oturmasını istemedi Yavuz. Aslında daha önce ona söyleyip uzanmaları iyi olurdu ama kız konuştukça kendini bile unutuyordu.
"Mira'm artık şuraya geçelim mi? Hem belin ağrımasın. Hem de yıldızları biraz izleyelim."
"Tamam oraya geçelim."
Uzandıkları zaman Yavuz kızı kendi göğsüne yatırdı. Sol tarafta olduğu için tam kalbinin üzerindeydi Berfe.
Hızlı kalp atışlarına anlam veremese de dinledikçe huzur dolduğunu hissetti.
Bir süre hiç konuşmadan yıldızları izlediler. Daha sonra Yavuz artık demek istediği şeyi söyleyecekti. Umarım Berfe kabul eder diye dua etti içinden.
"Güzelim."
"Efendim Yavuz? "
"Bir şey sormak istiyorum ama cevap vermeden iyi düşün olur mu? Çünkü bu istediğim şeyi kabul etmeni çok istesem de seni zorlayamam biliyorum. "
"Merak ettim. Sor hadi."
"Ben şey istiyorum Mira. En azından kaldığımız süre boyunca birbirine aşık ve normal evlenmiş bir çift olsak olur mu? Daha önce yaşadığımız kötü şeyler en azından bir süre aramızda olmasa. Hem belki beni öyle daha kolay affeder ve ..... neyse o kısmı sonra söylerim. Olmaz mı? Lütfen Mira, lütfen. "