ON BEŞİNCİ BÖLÜM

1353 Words
    Yavuz daha gün doğmadan kalkmıştı ilk defa. Kendisi de şaşırsa da karısını izlemesi için güzel bir fırsattı bu. Onun güzel kokusuyla ve melek yüzüne bakıp uyanmak Yavuz için şükür sebebiydi.      Karısını izlerken nasıl bu kadar süre senden uzak kalmışım diyordu. Bu kız sanki yaşama sebebiydi de ondan önce ki yaşamı hiç olmamış gibiydi.      Otuz yaşına gelmişti ve en büyük hayali baba olmaktı. Artık imkansızlaştı baba olamayacağım dediği anda bunu gerçekleştirmişti meleği.      Daha önce birlikte uyuduklarındaki gibi kız gece üzerine çıkmıştı. Kendisi bu durumdan memnun olsa da karısı uyanıp da fark ettiği zaman kızaracağını biliyordu.      Bir kez daha ne kadar şanslı olduğu gözlerinin önüne geldi. Bu güzellik tek kendisinindi. Güzelliğinden öte kalbi daha da güzeldi.      Kızın kıpırdamaya başlamasıyla sıkı olan kollarını daha da kenetledi üst üste Gözlerini kapatıp karısının ne yapacağını beklemeye başladı.      Berfe uyanmak üzere olsa da gözünü daha açamamıştı. Başını yastığına biraz daha gömdü. Ama sonra bilinci yerine gelince yastığının sertliğini hissetti ve başını kaldırdı.      Durumu fark ettiği zaman kızarmaya başladı. Resmen gece kocasının üstüne çıkmış orada yatıyordu. Adam uyanırsa daha çok utanacağını biliyordu.       Kocası da olsa alışamamıştı. Aylarca hep uzak olmuşlardı sonuçta.  Şimdi bir anda sırf konuşuyorlar diye alışacak ve çok yakın olacak değildi.      Adamı uyandırmadan kalkmak istedi ama adamın kendini saran kolları öyle sıkıydı ki kurtulamıyordu. Zorlasa bile açamayınca acaba Yavuz uyandı o mu tutuyor diye şüphelendi ve kafasını bir anda kaldırınca adamla göz göze geldi.      Adam gülerek kendisini izliyordu. Bu biraz daha utanmasına neden oldu. Normal konuşursam daha çok utanırım diye düşündüğü için çirkeflik yapmaya karar verdi.   "Ya Yavuz madem uyandın niye izin vermiyorsun kalkayım?"   "Kızarmış yanaklarınla çabalamalarını izlemek güzeldi bebeğim. Hem karımın birkaç öpücük verip beni o şekilde  uyandırmasını bekliyordum. Tabi hiçte öyle olmadı."      Yavuz'un söyledikleriyle Berfe daha çok utandı. Keşke hiçbir şey demeyip kollarını açmasını bekleseydim diye düşünüyordu şimdi.   "Ee nerede öpücüklerim?"   "Yaa öpemem ben utanırım."     Kızın masumca bunları demesiyle adam kahkaha attı. Sanki daha önce hiç öpmemiş gibiydi. Bu tatlı hali çok hoş geliyordu.   "Daha ilerisini de yapmıştık güzelim. Hatta kanıtı olarak hamilesin. Unuttun mu yoksa? Hemen hatırlatabilirim."   Adam konuştukça kız daha fazla renk değiştiriyordu.   " Ne? Hayır."   "Eh, unutmamana sevindim güzelim. O zaman sen bana hatırlat. "   "Ya ben onu mu diyorum. Bırak artık beni."   "İstediğim öpücükleri almadan seni bırakmayacağım meleğim. Hadi."   "Yavuz sen çocuk musun tutturdun öp diye. "   "Çocuk olmadığımı sana kanıtlardım da birazdan kahvaltıya inmeliyiz. Gece hatırlatacağımdan emin olabilirsin."     Adamın sözleriyle kız başını eğdi ve yutkundu. Bu cümlesiyle bebeklerini az daha kaybedeceğini hatırladı.     Belki de Yavuz o geceyi unutmuştu çoktan. Ama Berfe düştüğü durumu hiç bir zaman unutamazdı.    Ne kadar küçük düştüğünü ,adamın kendini bırakmasını ve bundan dolayı  Hakan'a gidip olayı anlatmak zorunda kalmasını, yaşadığı korkuyu. Hiçbirini unutamazdı. Hayatının en çok nefret ettiği anlarıydı belki de.     Bunları kendisine ve de bebeklerine yapan adamla olduğu hale baktı birde. Sanki hiç o anlar olmamış gibi burada adamla yatıyor sabah sanki normal karı kocaymış gibi tatlı atışmalar yapıyordu.     Nasıl bu kadar çabuk normale dönüp böyle olabildik diyordu kendi kendine. Kendisine tecavüz ettiği gerçeğini bile affedebilirdi belki. Bir kadın olarak ne kadar zoruna gitse de çocuklarına daha huzurlu bir yuva sunmak için yapardı. Ama bebeklerini düşürdüğü durumu ve onlara yakıştırdığı şeyi unutamazdı.      Genç kızın bu düşüncelere dalmış halini merakla izliyordu Yavuz. Birden bire ne olduğunu anlamadı. Sadece ona takılmak ve biraz daha utandırıp güzel, tatlı halini izlemek istemişti. Sorunun ne olduğunu hala bulamamıştı.   " Berfe ne düşünüyorsun güzelim bu şekilde? Sorun nedir?"   "Yavuz bu konuşma fazla uzadı. Artık beni bırakır mısın? "   "Hayır, Berfe. İlk önce neşeliyken bir anda bu hale gelmenin sebebini bana söyleyeceksin. Hadi güzelim söyle. "   "Yavuz daha fazla konuşmak istemiyor  canım. Lütfen beni bırak."      Kızın ağlamaklı bir sesle ve yaş dolu gözlerle kendine bakması Yavuz'u çok üzmüştü. Hâlâ söylediklerinde yanlış ne olduğunu ve kızı bu hale getirebileceği hakkında tahmin yürütmeye çalışıyor ama bulamıyordu.      Kapının tıklatılmasıyla gözlerini bir birinden ayırdılar. Adam daha fazla kız üzülmesin diye zorlamayıp bıraktı.   "Ağabey, Berfe kahvaltı yapacağız hadi gelin."   "Tamam Aslı sen in geliyoruz."      Berfe hemen banyoya girdi. Elini ve yüzünü yıkayıp dişlerini fırçaladı. Gözü biraz sulanmış duruyordu hala ama bu çokta umurunda değildi.      Kız çıktıktan sonra Yavuz da girdi ve o farklı olarak duş alacaktı. Berfe de ne giyineceğini düşünüyordu. Hava sıcak olduğu için ferah bir elbise giydi. Saçını da topuz yapınca hazırdı.      O hazır olana kadar Yavuz da duştan çıkmıştı. Sadece beline havlu sarıp çıktı ve Berfe onu öyle gördüğü için utandı. Daha önce onu öyle görmüş olsa bile fark etmiyordu. Hemen arkasını döndü.   " Ben ineyim sen de gelirsin."   "Bekle güzelim iki dakikada giyinirim zaten."       Berfe daha fazla konuşmak istemedi ve bir şey demeden beklemeye başladı.      Yavuz da hazırlanınca aşağıya inmek için odadan çıktılar. Adam çıktıklarında kolunu kızın omzuna atıp kendine çekti kız her ne kadar aklına gelenlerle rahat hissetmese de bir şey demedi ve indiler.      Evdeki herkes kahvaltıya geçmişti. En sona onlar kaldığı için Berfe biraz telaş yapsa da Yavuz rahattı. Herkes onlara bakarken adamın kolunu omzundan hala çekmemesi de telaşının diğer bir sebepti.      Onların sofraya samimi bir halde geldiğini gören Esma ve Hakan kızgındı  Şimdiye kadar hiçbir zaman Yavuz ona bu şekilde kolunu atmamıştı. Ailesinin yanında yakın da olmamaya çalışırdı.      Hakan'sa uzun zamandır kızdan çok uzak kaldığını düşünüyordu. İstanbul'a keşke hiç gitmeseydik diyordu. Böylece Yavuz da geri gelmezdi. Kendiside Berfe ile daha rahat olurdu. Aylardır bebekler ikisininmiş gibi düşünürken bir anda Yavuz'un ortaya çıkması kötü olmuştu.      Kendi yerlerine geçecekleri için kız adamdan uzaklaşıyordu ki adam onu bırakmadı.   "Günaydın herkese. Azad abim sen şu tarafa geç. Berfe artık benim yanımda oturacak. Hakan'la oturma muhabbeti fazla uzamıştı."   "Hayırdır kocacığım bu ara çok hevesli gibisin kuma karına. "   "Adı üstünde karım Esma."   "Ben de karınım ama farkında değil gibisin. Çok memnun ediyor herhalde seni gözün kumacığımdan başka bir şey görmüyor."   "Haddini bil. Kendini Berfe ile bir de tutma. Bu sabah sesin fazla çıkıyor."   "Bak sen. Ee Berfe bana söylemeyecek misin Yavuz sana böyle olsun diye ne verdiğini?"   "Ben hiçbir şey yapmıyorum. "   "Aşk olsun ama. Kumam olup kocamı benden çaldın zaten. Bir de üzerime  salıp bir şey yapmadım mı diyorsun?"   "Yeter sen fazla oldun. Yürü git odana. Bugün oradan çıkmayacaksın. "   "Yavuz ben-"   "Yürü dedim."      Kadın hırsla kalkıp merdivenlerden çıktı. Odasına girdiğinde adeta sinirden kuduruyordu. Her zaman böyle şeyler söylediğinde başkalarına zehir olurdu. Ama şimdi kocası resmen onu sofradan kovmuştu.      Bir şeyler bulmalıyım diyordu. Kuma olan o kadını bitirmek için bir şeyler bulmalıyım.      Yavuz'un halini masada şaşırarak izliyorlardı. Yadesi ve annesi bu durum için mutluydu. Esma'nın kendine gelip düzgün davranması gerekiyordu. Gerçi huylu huyundan vazgeçmezdi.      Kahvaltıdan sonra kahvelerini içip erkekler holdinge gitmişti. Kadınlar da güzel havanın tadını çıkarıyordu.      Berfe ise kocasının sabahki Esma'ya olan tavrından suçluluk duyuyordu. O kendisine laf söylediği için Yavuz böyle davranmıştı.           Sabahki olaylar dışında gün oldukça sıradan geçmişti. Akşam yemeğini hazır edip erkeklerin eve gelmesi bekleniyor idi.      Geldiklerinde Yavuz yemekten sonra Esma'nın yanına çıkmıştı. Bugün ki hali ve tavrı için kadını uyaracaktı. Berfe hamileydi ve bebekleri kötü etkilensin istemiyordu.   "Oo Yavuz ağamız gelmiş. "   "Esma bu tavrını daha fazla sürdürme. Yeter artık. Senelerdir hayatımı zehir ettin. Tam mutlu olacağız derken yine zehirli dilini çıkarma. "    "Ben mutlu olamayacağım anladın mı  o bebekler senin ve kuma karının. Bana ait değiller. Hanımağa da o kadın olur. "   "Tek derdin bu değil mi? Beni de zaten sevmiyorsun. Hanımağa olmak, gücün sende olması, para çok meraklı olduğun İstanbul sosyetesinden olmak. "   "Hayır Yavuz. Gerçekten seviyorum ama sen beni görmüyorsun ki. Gözünde   olan tek şey o kuma olacak yılan."   "Berfe yılan değil."   "Bak yine onu savunuyorsun. Ben seni sevdiğimi söylüyorum sen o yılan değil diyorsun. Niye beni görmüyorsun ki? Ben de senin karınım. Zaten anne asla olamayacağım bir de kuman var hamile kaldı daha ilk evlendiğinde. Bu durum benim için ne kadar zor bunu neden düşünmüyorsun?"      Kadının söylediği şeyler mantıklı gelmeye başlamıştı. Esma gerçekten çok yalnızdı. Evde herkes Berfe'yi severken, Esma'yla konuşmuyordu. Kendisi de bu yaralı kadını yanlış anlayıp onu yalnız bırakmıştı. Artık daha iyi anlıyordu onu ve destek olacaktı. Sanki kadının yaptığı kötü şeyler kafasından uçmuş gibiydi.   "Tamam Esma haklısın. Özür dilerim seni çok yalnız bıraktım. Ama sen de iyi olmalısın. Berfe senin bebekleri sevip onlarla ilgilenmene kızacak birisi değil zaten. Yani üzülme. Ben daha çok senin yanında olacağım artık tamam mı? "   "Teşekkür ederim Yavuz. Hadi yanıma gel. Artık benimlesin. "   "Tamam üstümü çıkarayım geliyorum"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD