ON ALTINCI BÖLÜM

1316 Words
    Sabah her zaman olduğundan erken kalkmıştı yine Yavuz. Esma hala uyuyor olduğu için sessizce kıyafetlerini giyip odasından çıktı.      Aynı saatlerde Selma hanımda sabah namazını kılmak için kalkmıştı. Yavuz bu saatte uyandığı için şaşırsa da artık Esma'nın Berfe'yi zehirlemeye çalışmış olduğunu anlatması gerekiyordu.   "Erken kalkmışsın Yavuz."   "Günaydın daye. Biraz öyle oldu. "   "Oğul benim sana bir şey diyeceğim. "   "Buyur ana ne oldu?"   "Oğlum Berfe'yi hastaneye kaldırdık bilirsin."   "Daye onun için kızacaksan kendimi affettirmeye çalışıyorum Berfe'ye. "   "Yok Yavuz o konu ayrı. Onu unuttum sanma."   "Anlat artık daye ne o zaman?"   "Lafımı kesme. Doktor dedi ki birisi Berfe'ye hamile kalmasını engellemek için bir ot veriyormuş. Ama hamileyken etki etmediği için Berfe'yi zehirlemiş. "   "Ne dersin ana sen kim cesaret eder böyle bir şeye. "   "Anlatıyorum. Merak etme çok maruz kalmadığı için kötü bir etkisi olmadı. Bunu yapan Esma'ymış oğlum. Hoş bu konakta ondan başka kim yapacak?"   "Ana Esma bu kadarına cesaret etmez, edemez."   "Bana inanmaz mısın Yavuz? Mutfağa kendi köyünden birini almıştı. Fazladan para verip ona koyduruyormuş. Berfe hamile kaldığı için biz hastanedeyken kızı azarlayıp göndermiş konaktan. Asiye'leri de tehdit etmiş sizi de kovar gönderirim kimseye söylemeyin diye ama sağ olsunlar anlattılar bana. "   "Anne ne diyeyim bilemiyorum. Esma bu kadarına cesaret edemez biliyorum ben korkar. Bu konakta kimse sevmez onu zaten. Yani belki iftiradır?"   "Bilir misin o kadın senin gözünü kör etmiş. İnşallah gerçekleri fark edince geç kalmış olmazsın. Benim tek duam budur."      Annesi yanından gidince düşünmeye başladı Yavuz. Belki dün gece Esma'nın halini görmemiş olsa inanabilirdi buna. Hesabını sorardı ama dün Esma'yı çok savunmasız görmüştü. O kadın bunu yapamazdı. Yine de konuşurum diye düşündü.      Güneş doğarken konak da hareketli olmaya başlamıştı. Yavaş yavaş herkes uyanıyordu. Bebekler için yemek yenip, kurban kesilecek gündü.     Sipahi konağı hazırlıklara başlarken, daha sonraki saatlerde de Akhan ailesi ve aşiretlerinden yardım edecek birçok kişi gelmişti.     Nerdeyse bütün Mardin gelmişti bu yemek ve tebrik için. Berfe de annesi ve kayınvalidesi ile birlikte kurulan köşe divanında oturuyordu. Yardım etmek istese de tebrik edenlerle konuşması da gerekliydi.      Aşağıda kalabalık devam ederken Esma camdan onları sinirle izliyordu. Kendisi hanımağayken kuması yerini kapmaya meraklı olacak ki başköşede oturtuluyordu. Ama kıza hanımağalığı ne olursa olsun bırakmazdı.      Akıl almak için annesini aradı. O da kızı gibi düşünüyordu. Ona göre gerçek hanımağa kızı gibi olurdu.   "Alo anne?"   "Ne oldu Esma? Sen beni aramazdın."   "Anne bana biraz akıl ver. Ne yapsam bu kumam hala herkesin göz bebeği. "   "Neler yaptın şimdiye kadar?"   "Hamile kalmasını engellemek için ot veriyordum ama o zaman hamileymiş. İlk geceden hamile kalmış kaltak. Sonra Yavuz'un aklına babası sen değilsin gibi şüpheler soktum. Araları biraz kötüleşti ama geri düzeldi. Düzenli olarak kötü davrandığımı söylememe gerek yoktur sanırım? "   "Planlar iyi sayılır ama tam dikkatli atmamışsın adımlarını. "   "Daha çok kader engel oldu benden kaynaklı değil. "   "Neyse sen beni birkaç güne hastaymış annem burada kalsın diye beni konağa sok. Yakından takip edeyim. Bakalım ne yapabiliriz."   "Tamam görüşürüz. Sonra detaylıca konuşuruz. Şimdi kalabalıkta biri kapı dinler falan belli olmaz. "   "Tamam konuşuruz."       Esma annesinin nasıl biri olduğunu bildiği için rahatlamıştı.      Akşam olup herkes dağıldığında arta kalan işleri halledip herkes odasına geçti.      Yavuz gün boyu Berfe'nin yanına gidip nasıl olduğunu sormak istese bile fırsatı olmamıştı.     Çünkü ağalığı hakkında sorun vardı. Yakın zamanda bir toplantı olacak orda konuşulacaktı ama Yavuz ağaydı ve onu ağalıktan almak istemiş olmalarına çok sinirlenmişti.     Hakan da Yavuz'un sürekli ağalarla uğraşmasını fırsat bilmiş hem Berfe ile eskisi gibi yakınlaşmış hem de ağalarla ve aşiret sorunlarıyla yakından ilgili olup adaylığını sağlamlaştırmıştı.     Şimdi Berfe'nin yanına gidebilecek durumdaydı ama Esma ile konuşması gerekiyordu. Bir süre kararsız kalsa da adımlarını Esma ile olan odasına doğru attı.   "Yavuz geldin." diye adama sarıldı.   "Geldim gelmesine de önce bir şeyler soracağım sende cevaplayacaksın."   "Tamam sor kocacığım."   "Berfe'ye hamile kalmasını engelleyen otu veren sen miydin?"   " Ne diyorsun Yavuz? Beni bilmiyor musun? Ben o kadar cani miyim? "   "Dayem o zamanlar eve kendi köylün olan birini aldığını ve ona yaptırdığını söyledi. "   "Annen yanlış anlamış hayatım. O kız beni arayıp iş istedi. Bende evdekiler zaten yoruluyor diye işe aldım. Sonra bu otu verdiğini duyunca kovdum onu. Düşündüm ki senin düşmanın olan biri ona para verip yaptırdı. "   "Onun yaptığını nasıl bildin?"   "Canım diğer çalışanlar kaç senedir bu konakta çalışıyor. Öyle insanlar değiller sen benden daha iyi biliyorsun. Beni ne kadar sevmeseler de ben emindim. Tam o zamanlar şimdiye kadar iş istemeyen kızın arayıp istemesini düşününce onu kovdum tabi ki. "   "Tamam Esma. Ben bu kadarını Esma yapmaz dedim zaten anneme. Yarın da bu dediklerini anlatırım."   "Bana inandığın için teşekkür ederim sevgilim. Çok korktum bana inanmaz ve kalbimi kırarsın diye."   "Dün daha çok yanında olacağımı sana söylemiştim Esma. Merak etme."     Konuşmaları bitince uyuyabilmek için hazırlandılar. Yavuz'un aklına tam olarak uymayan noktalar olsa da şimdi bir şey diyerek yargısız infaz yapmak istemedi.      Berfe kocasının gerçekten samimi olup kendini affettirmeye çalışacağını düşünüyordu. Ama demek ki gerçekten istemiyormuş beni geçiştirmiş diyordu artık.     İki gündür kendisini bırak bebekleri bile sormamıştı. Artık emindi ki adam için kendinin ve bebeklerinin önemi yoktu. Sadece babasının evine gitmesini ve güya ağa olarak rezil olmasına engel olmak için o cümleleri kuruyordu.     Kuma olduğunu biliyordu. Bundan daha kötüsünü yaşayan kadınlar vardı bunu da biliyordu. Ama üzülmeden de edemiyordu.     Kayınvalidesi ve kayınbabası kendi ve bebeklerini seviyordu. Aslı, Mizgin, Hakan, Akın, Azad hepsi seviyor ve ilgili davranıyordu. Bunlar için minnettardı. Yadesi ve Hasan dede gerçek torunları kendiymiş gibi yaklaşıyordu.     Ama yine de bir eksiklik hissediyor ve dolduramıyordu. Ne kadar Yavuz'a kırgın ve kızgın olsa da eksikliğini de hissediyordu.     Belki de hamilelik hormonlarından olan bir şeydir diye düşünüyordu. Daha duygusal olduğu bir dönemdeydi çünkü     Belki de aynı aşerme gibi olan bir olaydır bu diyordu. Bebekleri babaları yanlarında olsun istiyordu ve kendisi de bu yüzden Yavuz'un yanında olmasını istiyordu. En mantıklısı bu diyordu kendine.     Sonuçta Yavuz hem kendine hem de bebeklerine çok kötü şeyler yapmıştı. Ona rağmen onu içten içe seviyor veya hoşlanıyor olmazdı.      Zaten kumaydı ve bu duyguları ona karşı hissetmek için hakkım yok diye düşünüyordu. Halbuki gönül hak falan dinlemezdi. Ama Yavuz'u seviyor mu bunu kendinden başka kimse anlamaz idi.     Hayatım boyunca hiç aşık olamam bu duyguyu yaşamadan öleceğim diye düşünüyordu. Oysa ne çok isterdi biri kalbini hızlandırsın, karşılıklı aşık olup evlensinler. Düğün telaşı, en güzel anlar bütün bunları yaşamak isterdi. Hamile olduğunu bir sürprizle kocasına demek, onun abartılı sevincini izlemek. Her an yanında olması bütün bunların hayalde kaldığını bilmek üzücüydü.      Düşünüyordu da Yavuzla o kadar az anısı vardı ki sanki dört aydır evli değil gibi. En mutlu anıları bebeklerin erkek olduğunu öğrendikleri zamandı büyük ihtimalle. Orada bile kendisi buruktu. Çünkü adamın sırf bebekler erkek diye öyle olduğunu biliyordu.      Kalan anıları hep acı ve mutsuzluk doluydu denebilirdi. En azından ciddi anlamda kendi çocuklarını bari sevse diye düşünmek büyük acıydı bir kadın için.     Mesela evlendiğinden beri Hakan her zaman yanındaydı. Kendine destek oluyordu. Eğlendiriyordu. Bebeklerine değer verip ilgileniyordu. Sadece bir ultrason hariç hepsinde o yanındaydı. Kendinin bile aklına gelmeyen detaylar onun aklına geliyordu. Ona gerçekten minnettardı. Diğerleri de yanında olsa bile o her an yanında gibiydi.      Yavuz ile yaşaması gereken çoğu anı başkasıylaydı. Bu da Berfe'yi üzüyordu. Kuma olsa da hamileydi. Hisleri hep duygusal olmaya yönelikti. Kendine bir türlü sahip çıkamıyordu.      Sahi şimdi canı kebap çekmişti, gece gece bununla nasıl başa çıkacaktı. Eğer Yavuz yanımda olsaydı belki alırdı diye düşünüyordu. Kimseye haber veremedi ama aklı sürekli kebaptaydı. En son dayanamadı ve Hakan ile Akın'a deme kararı aldı.      Hakan'ın kapısına tıkladı ilk olarak. " Berfe ne oldu gece gece iyi misin?"   "Şey,iyiyim ama..."   "Haa, aşerdin kendine engel olamadın geldin ama uyandırdığın için suçluluk mu duyuyorsun?"   "Ama sen bunu nerden bildin? "   "Her seferinde aynı oluyorsun çünkü güzelim. Söyle bakalım bizim afacanlar ne istedi? "   "Kebap istiyorlar. Alır mıyız?"   "Alacağız tabi ki. Hadi sen de giyin bir şeyler dışarıda yeriz sıcak sıcak. "   "Tamam. Akınlara haber versek mi?"   "Boşver uyandırma. İkimiz gideriz. "     Onlar hazırlanıp konaktan çıkarken gece uyanıp terasta duran Esma onları görmüştü. Yine eline koz geçtiği için mutluydu. Bu mutlulukla yerine döndü.      Berfe ve Hakan da açık kebapçıda yemeklerini yiyip geç bir saatte konağa döndüler. Sabah olacaklardan habersiz.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD