CİNAYET SAVCISI

1502 Words
Şehrin boş gürültüsünü izlemek için parmaklarıma sıkıştırdığım puroyu dudaklarımın arasına sıkıştırıp zehirli dumanını içime çektim. Kafam o kadar doluydu ki bir şehir beynimin içinde yaşamını sürdürüyor gibiydi. Duştan henüz yeni çıkmama rağmen sıcak yaz mevsimlerinde vucudum tekrar ısınmaya başlamıştı. Sabah saatleri olduğu için İstanbul hep kendini gürültüsü ile ön plana atıyordu. Masaya ilerleyerek son dava ve cinayet dosyalarına baktım. Yeni cinayet dosyaları , çocuk cinayetleri kadın tecavüzleri daha sayamadığım bir çok kan donduran haber ve dosyaları inceliyordum işim gereği. Fakat bu gün çok eski dosyaları elime alacaktım. Eski arşiv dosyaları'nın bazıları incelenirken bazı dosyaların kapağı asla açılmamıştı. Ben cinayet savcısı Leyla DORUK. Araştırmasını sürdürmeye devam ettiğim bazı dosyaları arşivlerden çıkarmıştım bu sabah saatlerinde. Henüz yıllar önce sonuçlanamayan davalara baktığım zaman bazı davaların çok çelişkili bir halde ilerlediğini farkettim. Elime aldığım dosyayı incelerken Nazlı CAN isimli kadın, cinayet vakası henüz 18 yaşını yeni doldurmuş bir kız çocuğuydu. Adli tıp raporuna gözlerim kaydığı anda tekrar inceledim. Vücudunda bulunan 8 erkek DNA'sı ile fotoğrafların bakmayı ihmal etmemiştim. Siyah beyaz bazı fotoğrafları tüm netliğiyle görürken vucudunda ki bazı işkence belirtilerine rastladım. Bazı kesik izleri sırtında söndürülmeye devam eden bazı sigara ızmaritleri. Adli tıp raporuna tekrar baktığımda Nazlı CAN isimli şahısın eski fotoğraflarının yer aldığı dosya ya baktım. Çok güzel bir kız olmakla birlikte ünüversite sınavına yeni girmiş sonuç bekliyordu. Ama onun hayalleri elinden sırasıyla alınırken insanlar yalnızca avutulan yalanları dinlemeye devam ediyordu. Hayattan koparılan bir kadını asla ismini bile bir defa bile dile getirmiyorlardı. Kumral yeşil gözleriyle dünyalar güzeli bir kızmış. Şuanda ise yeni fotoğraflarına baktığım esnada eski halinden eser yoktu. Cesedi ölü olarak denizde bulunurken tanınmayacak haldeydi. Bedeninde ki işkence ve darp izleri sayısız kesikler , çürümüs eti o kadar kötü görünüyordu ki iki fotoğrafın arasındaki tek benzerlik ismiydi. Dosya'nın her sayfasına bir bir bakarken insanlık beni şaşırtmamış ve kanımı dondurmuştu.Kızın yüzü kanlar içinde tanınmayacak haldeyken vücudunda kırılmadık kemik bırakmamışlardı. 8 kişinin tecavüzüne uğrayan işkencelerle öldürülen bir kadının cinayet dosyası elimdeydi. Bu suç 3 yıl önce işlenerek katil zanlıları serbest bırakılmıştı. Şuanda ise elini kolunu sallayara geziyorlardı. "Nasıl olabilir ? " dedim ellerim bir birine karışırken. Nasıl serbest bırakılabilirdi. Ailesinden herhangi bilgi yoktu çünkü aileside susturulmuş tehtid edilmişti. Sinirlerim gerilirken ağzımdan bir küfür yuvarladı boş odaya. Pro küllüğüne proyu bırakarak diğer üç dosyayı da incelemeye başladım. Necla KAHRAMAN , henüz 23 yaşında bilgisayar mühendisliğini yeni bitirmiş bir öğrenci.Vucudunda 10 erkek DNA'sı bulunan tecavüze uğrayan bir kadın. Adli tıp raporuna bakılacak olursa bir defa hamile kaldığı belirlenmişti. Bilekleri kesilerek denize atılan Necla KAHRAMAN son defa aranarak denizde cansız bedeni bulunmuştu. Kendime bir şarap doldurarak yudumlamaya başladığım esnada şarabın ciğerlerimi yakmasına izin verdim. Necla KAHRAMAN adında katliama kurban gitmiş bir kadının eski haberlerine baktım. Dosyaları bir bir açtığımda ise Ailesinin kayıp ilanı verdiğini ve sonra kendi rızaları ile geri çektiklerini anladım. Bu tuhaf döngü her vakada oluyordu çünkü tehtid ediliyorlardı. Annesin ve babasının açıklamalarında ise " kayıp çocuğumuzdan umudu kestik. Daha fazla devleti yormak istemiyoruz. Aramaları bu sabah saatlerinde bitirdik. Umarım daha fazla kayıp yaşanmadan her çocuk ailesine geri döner. Sevgilerimizle KAHRAMAN ailesi. " Açıklamaları bir kaç cümleyle dile getirmişlerdi fakat bu anormal durumun en garip tarafı bu dosya arşivde olmasına rağmen bir defa bile açılmamıştı. Anne babası hakkında bilgi almak için en arka sayfalarına kadar indim dosya'nın ve sonu tam da tahmin ettiğim gibiydi. Annesi Ayşe KAHRAMAN merdivenlerden düşerek omur iliğini kırmış ve hayatını kaybetmişti. Babası Arif KAHRAMAN gıda zehirlenmesinden hayatını kaybetmişti. Bahaneler ile yazılmış bazı otopsi sonuçlarının her birinin yalan olduğuna emindim. Beynimde oluşan çıkmaz yolların sonunu aynı olacak gibiydi. Muhtemelen her cinayet vakasında olduğu gibi bu katliamda da aynı sonuçları alacaktım. Çünkü arşivdeki dosyaların her biri o kadar aynıydı ki sanki bir yazarın kaleminden dökülmüş cinayet kitabı gibiydi. Fakat şöyle bir durum vardı bütün bu arşivden indirdiğim cinayet dosyalarında ki kadınlar ile aynı şehirde yaşamışız. İstanbul. Karanlığı içine çeken girdap gibi bir şehirdir İstanbul. Necla KAHRAMAN'IN arşiv dosyasını diğer tarafa bırakmam ile beraberinde gelen diğer dosyayı elime aldım. Bu dosya bütün arşiv dosyalarından daha kalındı tenimi ürpertirken dosyaya yavaşca giriş yaptım. Leyla ULUS. Henüz 27 yaşında cinayet savcısı. Dosya'nın her satırını okurken o cinayete kurban gidenin ben olduğumu düşünmeden edememiştim. Parmaklarımın arasında ki puro külünü masaya silkeleyerek zehirli dumanını içime çektim ve dosyayı gözden geçirmeye başlamıştım. 27 yaşında genç bir savcıymış Leyla ULUS.Elime aldığım dosya ile adli raporunu okumadan TRT haber kanallarında yayınlanan bazı haberleri okumak için ek dosyaları elime alarak okumaya başlamıştım. Başlığında şöyle yazıyordu; ACI KAYBIN VAR ÜLKEM; Bu gün bir savcı katledildi. Bu gün genç bir kadın katledildi. Bu gün geleceğin annesi katledildi. Bu gün benim evladımı katlettiler. On iki erkek tarafından cinsel istismara uğrayan Leyla ULUS henüz genç bir savcı mertebesinde olup kariyerini yüceltmekteydi. Fakat ani gelen kaderin ağır darbesi Leyla ULUS'u hayattan genç yaşta kopararak gözlerini karanlığa yumdu. Adil olmayan dünya şartları adalet için savaşan bir savcıyı hayattan koparmıştı. Geride kalan ailesine ve yakınlarına Allahtan rahmet ve sabırlarımızı diliyoruz. Huzur içinde uyu Leyla ULUS. Haber sadece bu satırlardan ibaretti. Hiç şaşırmamıştım. İsmimin geçtiği her satırda sanki bedenime dokunuluyormuş gibi canım yanıyordu. Soğuk kanlılığımı koruyarak okumaya devam ettim. Adli tıp raporuna göre on iki (12) erkek tarafından tecavüze uğrayan Leyla ULUS bir gece yarısı hayatını kaybetmişti. Adli tıp raporunu okumaya devam ettiğim zaman her haberin aynı olması beni şaşırtmamıştı. Bu dosyaları hiç bir avukatın veya savcının elinden geçmemişmiydi. Adli raporu yazan otopsi doktoru tekrar inceleme dahi istememişmiydi. O an cinayet polisleri birdaha bu dosyayı nasıl sorgulamamıştı aklımdaki binlerce soru bir biri ile çelişiyordu. Leyla ULUS evli bir kadındı eşi asker ve kendisi savcıydı. Henüz 10 aylık evli olan çift yıllardır beraberliklerirni koruyorlardı. Leyla ULUS'un cansız bedeni denizde bulunmuştu. Hamile olduğunu öğrenen katil zanlıları Leyla ULUS'un rahmine ve yumurtalıklarına gelecek şekilde sekiz defa ağır bıçak darbesi ile hayatına son verdirtmişti. Leyla ULUS'un eşi Barlas ÖZER askerliğe devam ediyor olarak görünüyordu. Fakat dosyasını incelemeye devam ettiğimde ise şuanda Barlas ÖZER' den haber alınamıyordu. Ve en önemlisi ise Leyla ULUS'un ağır tedavi başlangıcına başlayacağı tespit edilmişti. Meme kanseri teşhisi konulmasına rağmen bu davalardan vazgeçmeyen Leyla ULUS'un hayatına son veren katil zanlıları olmuştu. Azimli ve hırslı bir kadını davaları ićin hayattan koparmışlardı. Fotoğraflarına bakmak için dosyadan çıkardığımda kadının çıplak bedeni'nin üzerine bıçaklar ile baş harflerini yazdıklarına şahit olmuştum. Leyla ULUS'un cansız bedenine bile işkence çektirmişler ve denize atmışlardı. Kanseri ağır geçse de davasından vazgeçmiyordu ve tek davası ise ondan önceki öldürülen kadınları bulmaktı. Leyla ULUS'un dosyasını diğer tarafa bırakarak diğer dosyayı incelemek için elime aldım. Bu dosyaların her birini adliyede ayrıntılı bir şekilde inceleyecektim çünkü hiçbiri tatmin etmemişti. Salih KARA 32 yaşında bir çocuk babasıydı. Polis memuru olan Salih KARA vücudunda bazı DNA bulgularına rastlanarak hayatına bir kurşun ile son verdirtmişti. Ama büyük bir sorun var ki Salih KARA'nın da cansız cesedi denizde bulunmuştu. Vücudunda ki bazı bulgular bütün katil zanlılarıyla aynıydı. Salih KARA'nın alın ve kalp olmak üzere iki farklı bölgeden 4 ,4 kurşuna rastlanmıştı. Toplam vücudundan sekiz kurşun çıkarılmıştı. Şuana kadar dört cinayet dosyasını elden geçirmiştim ve her birinin katillerinin aynı benzer noktaları vardı.Öfkemi burnumdan solurken kendimi geriye koltuğa atarak son şarap damlalarını yudumladım. Şehrin kalabalığın gürültüsüne kulak vermezken sırtımı koltuğa daha çok yasladım. Beni şaşırtan ise bu cinayetlerin benzer noktaları olmasına rağmen asla tekrardan incelenmemesi ve birdaha o dosya'nın açılmamasıydı. Hiç bir savcı veya avukat bir daha bu dosyaları açmamış açtırmamıştı. Nemli saçlarımı çıplak omuzlarıma bırakarak oturduğum koltuktan tek seferde kalktım. Masanın üzerinde ki telefonu alarak baş savcılardan birinin numarasını tuşladım. Kariyerinde oldukca kapsamlı ve güçlü ilerleyen savcı muhtemelen bütün bilgilerden haberdardı. Ama herzaman ki gibi emin olmuyor ve güvenmiyordum. Hukuki mesleğe sahip olmanın en büyük yollarından biri kimseye güvenmemekti. Telefon ikinci çalışta açılırken konuşmaya başlamıştım. " Rahatsız ediyorum sayın savcım. Kusuruma bakmayın lütfen sizinle ufak bir konu hakkında konuşmam gerekiyor. " dedim Akif beyin konuşmasını beklerken. " Günaydın Leyla hanım. " dedi Arif bey diksiyonunu bozmadan tok sesi ile. Orta yaşlarda bir baş savcı olması her şeyi biliyor demekti ve bu arşiv dosyalarını inceleyenlerden biri de muhtemelen Arif beydi. " Sizi dinliyorum. Hangi konu hakkında konuşmak istemiştiniz?" " Yüz yüze konuşmamız daha uygun olacaktır sayın savcım." dedim Arif beyi onaylamadan. Kısa süren sessizliğin ardından Leyla ULUS'un dosyasını elime alarak konuşmaya devam ettim. " On yıl önce bu gün Leyla ULUS katledildi ve bunun nedeni ise benzer katliamları incelemek istediği için öldürüldü. " dedim tek nefeste konuşmaya devam ederken. Arif bey sesiz kalmaya devam ederken ben konuşmaya devam ediyordum.Ama içimde öyle bir his vardı ki bu şüpheye engel olamıyordum. " Lütfen. " dedim sinirden ellerim titrerken. " Lütfen sayın savcım bana sizinle konuşmam için bir şans verin. Bu dosya çok karanlık ardında beş insan cinayeti bulunuyor. Üstelik normal bir cinayet değil her birinin sonu işkenceli ölümlerle sonlanmış lütfen sayın savcım. " dedim onun konuşmasına fırsat tanımadan. Çünkü bana bilgileri verebileçek sayılı insanlardan biriydi Arif ŞEN. " Bu dosyalar hakkında bana bilgi verin ki katilleri hücreye tıkayım." dedim net ve tok sesim ile soluksuz konuşurken. Sessizdi. Konuşmuyor. Susuyordu. Hep sustu. Susmaya devam etti dakikalarca. Ölüm sessizliğini korumaya devam etti ve bir ses geldi telefondan. Ve beklenen şeyi yaşamıştım.Telefonu yüzüme kapatmıştı. Gerçekleri benden neden sakladığı çok meçhuldu. Ve bunun nedenini öğrenmeden asla yerimde durmayacaktım. Leyla ULUS diğer cinayetleri araştırmak için ölüme kurban gitmişti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD