Kilit sesinin yankısı odada çınlarken, Demir koridorda sigarasının dumanını savuruyordu. İçerideki sessizlik, dışarıdakinden daha boğucuydu. Zehra, pencereden dışarı bakarken, gri örtünün üzerindeki yumruğunu yavaşça sıktı. Ağrılarını bastıracak, korkusunu ezecek kadar sert. "Özgür olacağım," diye fısıldadı boşluğa. Sözleri, ağır perdelerde kaybolup gitti. Ertesi sabah, güneş odanın içine sert açılarla girerken kapı tekrar açıldı. Demir değildi. Berfin’di. Elinde bir kahve ve tepsiyle duruyor, Zehra’yı şöyle bir süzdükten sonra içeri adım attı. Üzerinde, pahalı ipekten, bedenine adeta yapışan bir sabahlıktı. Saçları mükemmel bukleler halinde omuzlarına dökülüyordu. “Günaydın,” dedi, sesi tatlı ve yapay. “Demir, sana kahvaltı getirmemi söyledi. O, biraz işlerle meşgul.” Zehra, yatakta d

