28

216 Words
Telefonu tam kapatıp kadının ameliyattan sonraki üçüncü ayındaki bedenini detaylıca inceleyecekken Ferhat'ın bir kez daha konuşmasıyla içime içime sıkıldım. "Sor." "Pastane... Efendim pastaneye tam olarak ne olacak?" Amcamın babamın ölümünden sonra beni dolandırarak üstüne konduğu pastane... "Pastanenin adını Efruz diye değiştirip kapat." "Peki Batın Bey? Sonuçta kendisi pastaneyi satın alanın siz olduğunu anlayacaktır." "Kendisine yoğun olduğumu söylersin Ferhat. Telefonumu kapattığımı ve kapatmadan öncede sana verdiğim talimatları anlatırsın. Son kez, iyi geceler." "İyi geceler." Bıkkınlıkla telefonu kapatıp koltuğun bir köşesine atarak kadının en son ki halini izlemeye başladım. İnsanlar için bu kadar değişmeye gerek var mıydı? Kendimizi kısıtlamaya? Keşke beyni olan herkes düşünemese, düşünse bile konuşamasa, konuşsa bile beyninde bir süzgeç olsa ve kelimeleri ayıklansa, kelimeler ayıklanmasa bile sonradan özür dilemeyi bilse, özür dilemeyi bilmiyorsa bile yüzsüz gibi suratımıza bakıp gülmese, gülse bile o kişiyi affedecek kalp karşısındakinde olmasa. Belki o zamam hayat daha kolay olurdu. Ayrıca değişmektense kabullenmek daha iyi değil miydi? Kendimizi kabullenmek. Nereden bakarsan bak mutlu olmak için yapılması gereken tek şeydi. . "Tek başına bulabileceğine emin misin? İki gün daha evde takılsan da ben gelince halletsek?" "Ben çocuk değilim Eva." Alttan at kuyruğu yaptığım saçlarıma alnımın iki tarafından da saç çıkarıp daha güzel bir görünüm verdim. Telefonun diğer tarafından Eva'nın homurtuları yükselmeye başlamıştı bile. "Sen çocuk değilsin de..." "Benim için endişelenmene gerek yok."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD