Odasına geçerek oturduğumuzda karşımdaki sandalyeye oturdu. Şartları bir bir konuşarak anlaşırken tek yapmam gereken içkilerin sırasını ve her şeyini bilmekti, e burası cepte.
"Akşam çalışacaksın akşam dokuz da gelip, gece üç'de çıkacaksın. Seni eve ben de bırakabilirim, her şeye bir çözü...." Daha fazla dayanamayarak lafını kestim. "Anlaştık." Elimi uzatarak beklerken şaşırmış olacak ki duraksadı ama ardından elimi sıkarak anlaştık.
"Bugün müsait misin?" Başımı olumlu anlamda sallarken ellerini birbirine vurarak ovuşturdu. "Harika. Gel benimle." Ayağa kalkarak bara geçince ikimiz de önlüklerimizi taktık. Gözlerim arkamdaki saate kayınca bir olduğunu gördüm.
Bana usulca her şeyi anlatırken ne kadar güzel bir patron olduğunu düşündüm. Kahve gözleri ışık saçarken yana attığı hafif sarı saçları ona çekicilik katıyor gibiydi. Dolgun dudakları oldukça genişken hafif çıkmış kirli sakalları onu oldukça beyefendi gösteriyordu, ama çapkın bir beyefendi.
"Anladın mı?" Başımı olumlu anlamda sallayarak onu köşeye ittirdim. "Ah, pardon Can bey." Gülerek tam arkama geçti ardından bana doğru eğilerek fısıldadı. "Tam karşıya bak." Gözlerim karşıya kayınca gelen zift siyahı gözlere takıldım. "İlk müşterin geliyor." Nefesi beni titretirken başka biri daha varlığıyla beni titretiyordu, hatta gözleriyle.
Yiğit direkt karşımdaki bar sandalyesini çekerek oturdu. "Bir porto." Keyfi yoktu sanırım, bu kadar sert girdiğine göre. Arkama dönmek için hamle yapınca Cem ile burun buruna geldik. Gözleri bana takılı kalırken yutkundum.
Bu kadar yakın olursa öperdim ama ben...
Sapık mısın Sude!
İç sesime hak vererek sustum.
Sesimi çıkarırsam beni fark etmeyen Yiğit direkt buraya bakacaktı. Cem elini kaldırarak önüme gelen bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı ve kulağıma eğildi. "Bir daha ki sefere saçını topla." Saçımdaki eli okşayarak kayarken geriye çekildi. Tüm vücudum dokunuşuyla titreyince öylece ona bakıyordum.
Çekiciydi...
Benden uzaklaşınca kendime gelerek Yiğit'in istediği şarabı güzelce açtım ve bardağa doldurdum, ardından dikkatlice önüne servis ettim. Yiğit hâlâ beni görmemişken Cem arkamdan eğilerek fısıldadı. "Son bir şey daha." Nefesim daralırken dudaklarımı araladım. "Afiyet olsun."
"Aferin." Cem'in gülümsemesini hissederken Yiğit başını kaldırarak bana baktı.
"Sude?"
Gülümseyerek Yiğit'e bakarken gözleri hala benim üzerimdeydi. "Tanışıyor musunuz?" Cem araya girince Yiğit'in gözleri direkt ona kaydı, bir süre öylece ona bakarken araya girdim. "Evet, kendisi benim ev arkadaşım." Cem gülümseyerek elini uzattı. "Sude'nin patronuyum." Yiğit'in gözlerinde ufak bir ateş parçası belirince elini uzatarak sıktı.
"Az uzaklaş sen." Cem'e bakarak uyarınca, itiraz etmeden yana kaydı. Gözlerim öylece onda kilitli kalırken müşteriler bara oturmaya başlamıştı bile.
"Sude, sen işine bak." Yiğit bana emirler yağdırırken hala Cem'in elini bırakmamıştı.
Yiğit'e neydi yani??
Zaten ona üstümü değiştirdiği için kızgındım, ne hakla bana emir verirdi.
"Sen bana emir veremezsin Yiğit." Gözleri bana kayınca kaşları çatıldı. "Kızım işine bak deduk da?" Karadeniz şivesiyle beni uyarınca gözlerim şaşkınlıkla iyice açıldı.
Karadenizli miydi?
Daha ev arkadaşımı tanımazken kendime kızdım. Emredersin Tahir Kaleli. "Tamam." Cem'in de bakışlarıyla ayrılarak müşterilerle ilgilenmeye başladım. Gözlerim ara ara onlara kayarken seslerini müzik yüzünden duyamıyordum.
Dakikalar sonra Cem ayrılınca tanıdığı müşterilerin yanına giderek sohbet etmeye başlamıştı. Yiğit ise önüne bakarak sigarasını ve içkisini içiyordu.
Bir süre sonra Yiğit önüme geldi. "Seni bekleyim mi?" Gözlerim saate kayınca yarım saatimin olduğunu gördüm. "Sen git ben gelirim." Israr etmeyerek başını salladı ve ayağa kalktı. "Taksiye bin gel." Gözleri benim üstümde dolaşınca kuruladığım bardağı sertçe bıraktım. "Gelirim ben." Gözlerimden sinirli olduğumu anlamış olacak ki onun gözlerine de ateş düştü.
"Bu herif iyi değil onunla gelmeyi düşünme bile." O sırada Cem yanıma gelerek elimdeki bardaklara baktı. "Hadi be kızım müşteriler seni bekliyor." Cem'in uyarısıyla Yiğit'e son bir defa bakarak müşterilerin yanına gittim.
Bu gece onu öldürecektim!
Saatım dolduktan sonra Cem'e veda ederek çıktım. Uykulu gözlerle derince nefes çekince Cem de arkamdan çıktı. "Nereye Sude?" Gülerek yanıma gelince ona doğru döndüm. Esneyerek, "eveeh." Diyince gülerek kolunu omzuma attı.
"Arabamla gideriz." O da dükkanı müdüre emanet edince beraber arabasına bindik. Siyah BMW dikkat çekerken oldukça gösterişliydi. "Arabanı uyuyor olsam bile fark ederim." Gözlerimi kapatarak geriye yaslandım.
"Vay, BMW hastası mısın?" Gülerek gerneştim. "Fazlasıyla ama daha çok Mercedes." Uzun bir ıslık çalarak hissettirmeyen bir şekilde arabayı çalıştırdı. "Motora bak bee." Dudaklarımdan çıkan cümleler beni şaşırtırken Cem gülüyordu. "O motor yüzünden cüzdanım boş. Evin ne tarafta?"
Gülerken yolu tarif edince direkt kapıma kadar getirmişti. Gerneşerek gözlerimi açınca bakışlarının üzerimde olduğunu fark ettim. "İyi geceler patron."
"İyi geceler." Arabadan inince doğruca eve girdim. Ceketimi askıya asarak odama doğru ilerlerken aklıma gelen şeyle salonun ortasında durakladım. "Pislik, çık odadan!" Karanlık salonun ortasında bağırınca Yiğit'in sesi gecikmedi. "Bağırma kızım da?" Korkuyla ürkünce salondaki koltukta oturduğunu anladım.
Karanlıkta onu göremezken sinirlerim iyice bozuluyordu. "Ne hakla benim üstümü değiştirirsin sen!" Ayağımı yere vurunca gözlerim karanlıktaydı. "O adam tekin değil." Beni dinlemeyip kendi aklındakini sununca iyice sinirlendim.
"Ya sen ne hakla benim üstümü değiştirirsin!?" Nefesimi derince verdim. "O işten çık Sude." O hâlâ beni dinlemezken omzumdaki çantayı koltuğa doğru fırlattım. "Adi pislik, beni soyan sensin, o adam ise yardımcı oldu!"
"Kızım, riv riv etma da!" Karanlıkta birden yanıma gelerek bana tepeden bakmaya başlayınca titredim. "Öyle değil mi? Beni soydun sen. Hem de haberim bile olmadan, sen bana..." Birden kolumdan tutarak beni duvara yaslayınca şaşkınlıkla dudaklarım aralandı.
"Şşşşşt, ağır ol." Nefesi bana çarparken korkuyla içime çektim. "Ben sana bakmadım bile. Bizim olmayana dokunmayız." Karanlığın içinde parlayan irisleri beni kilitlerken t-shirtün üstünden tuttuğu kolumu yavaşça bıraktı. "Ben sadece hasta olma diye değiştirdim üstünü, yoksa meraklı değiliz kızım."
Yutkununca gözlerim adem elmasına kaydı, yavaşça yukarı çıkarak aşağı indi. Cem'in bana bu kadar yakın olması dengemi bozuyordu. "Ama değiştirdin." Başını iki yana sallayınca elini alnına koydu. "Yeter da!" Bana doğru eğilerek kolunu omzumun olduğu yere götürünce korkuyla ona baktım ama o ışığı yaktı.
Tüm ihtişamı ile karşımda dururken dudaklarımı araladım ama araya girdi. "Şşşş, yeter dedum." Dudaklarım tekrar aralanınca iyice yakınıma gelerek ellerini iki yanıma yerleştirdi. "Bak, yeter dediysem yeter kızım. Şimdi seni..." Susunca araya girdim. "Ney seni?"
Yiğit öne atılarak dudaklarıyla kulağıma doğru yaklaştı. Yutkunuşunu iliklerime kadar hissederken, yavaşça nefesini verdi. "Git." Sakalları yanağıma batınca elimle mini eteğimi tutarak sıktım.
Öylece orada donmuşken midemde uçuşmaya başlayan kelebeklerin hepsini yakalayıp yok etmek istedim. Saniyeler sonra Yiğit benden uzaklaşınca tek kelime etmeden odama koştum.