Dönen Dünya 🌏

1010 Words
Dediğimle adam kendisini geriye çekince gözlerimi ondan ayırmadım. "İyi o zaman artık hırsız olmadığımı öğrenmiş oldun." Dediğiyle mahcup bir şekilde ellerimi birleştirdim ve parmaklarımla oynamaya başladım. "Şey, ben ev arkadaşımın kız olacağını düşünüyordum." Dediğim şeyle masumca ona bakarken göz bebeği büyüdü. "Kıza benzer bir halim var mı?" Dediği şeyle gözlerim karın kaslarına kayınca yutkunarak tekrar ona baktım. "Yok tabii ki." Aklından geçenlerin ne olduğunu düşünürken ıslak saçlarından damlayan su dikkatimi dağıtıyordu. "Elif sana o detayı vermemiş belli ki." Dediğiyle direkt başımı aşağı yukarı salladım. "Ben seni banyoda bu halde görünce, şey bir de yeni uyanmışken... ya anlayacağın korktum işte!" Gözlerim arada karın kaslarına giderken bunu fark etmiş olacak ki küstah bir gülümseme sergiledi. "Ben evindeki Hırsız, Yiğit?" "B-ben de Sude." "İnanamıyorum." Elif kahkaha atarak eliyle açık ağzını kapattı. "Artık meşhur olan bad boyu gösterirsin bana." Ardı ardına kesintisiz gülerken kafasına vurup beynini akıtmamak için kendimi sıkıyordum. "Tamam Elif." Kısaca onu geçiştirince önündeki yemeğe döndü. Bende önüme bakınca bir süre sonra Elif çığlık atacak gibi oldu. "Sude, Kenan geliyormuş!" Hay ebesinin! Yarım kalan yemeğimi umursamadan masadan kalktım. "Beş dakika ya burada olurmuş!" Elif iyice panik yapınca ağzımı peçeteyle hafifçe silerek tabağıma bıraktım. "Bardayım." Masadan Elif'in bakışlarıyla uzaklaşınca bara geçerek kendime içki söyledim. Kenan denen adı şerefsizi vurmamak için kendime ekstra hakim olmak zorunda kalırken önüme gelen içkiyle rahatlayarak direkt umursamadan kafama diktim. "Oo yavaş ol, ağırdır." Kapalı gözlerimi açarak bardağı masaya bıraktım. "Bir tane daha." Barmen hayretle bana bakarken yenisini doldurup getirdi. "Dayanıklısın." Gülerek başımı iki yana salladım. "On yedinci masadaki adamı görüyor musun?" Başıyla beni onaylayınca bardağı elime alarak diktim, bir yudum alarak geri bıraktım. "Heh, işte onu öldürmemek için içiyorum." Barmen gülümseyerek o masaya bakıyordu. "Birbirlerini seviyorlar." Kaşlarım çatılırken arkama baktım. Elif ve Kenan masada birbirine girerek tartışırken çatık kaşlarla sordum. "Birbirlerine girmişler." "Onların aşkı bu." Tekrar ona bakınca benden uzaklaşarak müşterilerle ilgilenmeye başladı. "Böyle sevgiyi ben..." Hafif çaplı söverken tekrar arkama baktım. İkisini gülerken görünce kaşlarım iyice çatıldı. "Sevgi bu mu ya?" Gülerek önüme bakınca barmeni karşımda buldum. "Gerçek sevgi bu. Bu arada ben Can." Çatılan kaşlarım düzelince gülümsedim. "Ben de Sude." Barmen bana ve arkadaşlarıma kapanışa kadar eşlik edince sonunda Can onlara kapatacağını söylemişti de Kenan, Elif'le vedalaşıp gitmişti ve istemesem de tekrar gözler bana kaymıştı. Ellerimi iki yana açarak bilmiyorum dercesine Elif'e baktım. "Çok içti mi?" Elif, Cem'e doğru bakarak sorunca Cem beni satarak başıyla onayladı. "Hey, beni ele verdin sen şuan!" Sarsılarak ayağa kalkınca dünya ayaklarımın altında dönüyordu. "Bak dokuz nokta yedilik bir deprem oluyor he." Elif koluma girerek beni bardan çıkartınca kepenkleri kapatan Cem'e döndüm. "Sonra görüşürüz yakışıklı Cem." "Adım Can." Dudaklarım aralanınca kahve gözleri karanlıkta bile belli oluyordu ama daha siyah haliyle. Elif beni gelen taksiye sokmaya çalışırken içeri giren başımı dışarı çıkartarak bağırdım, "pardon Cem." Ay, adı Cem miydi Can mıydı? Aman neyse ne!! Taksici sürmeye başlayınca Elif'e bakarak sordu. "Nereye gidiyoruz abla?" Elif'in gözleri de bana kayınca dönen taksiyi izliyordum. "Evin nerede senin?" Elif'e doğru baktım. "***** Caddesi." Tek mahalleyi bilirken taksici anlayarak sürmeye başladı. Dakikalar sonra sokağa girerken beyaz binamı görerek taksiciyi durdurdum. "Burası!" Sallanan binaya işaret ederken elim de sallanıyordu. Bu deprem neden durmadı hâlâ?! Taksiden inince Elif koluma girdi. Gözlerim tekrar binaya kayınca o bina olmadığını anladım. "Aa, bizimkinin ışıkları vardı." İkimiz beraber öylece sokakta bizim binayı ararken sabah gördüğüm zift gözleri görünce çığlık attım. "Hırsız!" Elif korkuyla sıçrayınca bağırarak beni köşeye çekti. Karşıdan gelen zift siyahı gözler yanıma gelince çığlık attım. "Hırsız!" Sevinçle kucağına atlayınca etraftan geçen insanlar bize bakıyordu. "Şşşt, kızım Hırsız diye bağırmasana." Hırsız beni susturunca sevinçle ona baktım. "Sen olmasan ben binamı bulamıyordum, hadi götür beni." Kollarımı boynuna dolayarak ona bakarken gözleri kısıldı. "Hırsız diye bağırma yoksa birazdan karakolluk olacağız, tamam mı?" Onu onaylayınca Elif'e bakarak el salladım. "Hırsızcığımla evime gidiyorum, sonra ararım seni." Elif gülerek el sallayınca tekrar önüme döndüm. Hırsız elini bacaklarımın arasına atarak düzgünce kucaklayınca başımı boynuna gömdüm. "Niye bu kadar içtin ki kızım?" "Öldürmemek için." Dediğim şeyle gözlerim kapanırken Hırsız'ın mırıldandığını duydum ama tam anlayamadım. "Sikeyim Kenan'ı, kebap getirin!" Mırıldanarak gözlerimi açınca başıma giren muhteşem ağrıyla etrafıma bakındım. "Odama nasıl geldim ben." Ayağa kalkarak üstüme bakınca pijamalarımı görünce çığlık attım. O mu değiştirmişti üstümü! Koşar adımlarla salona giderek evde kimsenin olmadığını gördüm. Sinirle banyoya geçince aynaya yapışmış bir not görmemle gözlerimi iyice açtım. "Pijamalar için üzgünüm. Dün seni yatağına götürürken tezgahın üstündeki sürahiyi eline alıp üstüne döktüğün için değiştirmek zorunda kaldım. Hırsız..." "Hadi canım!" Başka neler olmuştu ki, acaba ona da dökmüş müydüm? Banyodan çıkınca telefondan Elif'i arayarak akşam buluşmak için restoran ayarlarken Elif daha fazla dünü konuşmamak için telefonu yüzüme kapattı... "Hadi canım!" Başka neler olmuştu ki, acaba ona da dökmüş müydüm? Banyodan çıkınca telefondan Elif'i arayarak akşam buluşmak için restoran ayarlarken Elif daha fazla dünü konuşmamak için telefonu yüzüme kapattı.. "Sana sürprizim var diyor." Kenan'ın tüm anlattıklarını masaya yatırıp tartışırken bir yandan da yemek yiyorduk. "Ne olabilir acaba?" Merakla yemeğimi yerken gözlerim bara kaydı. Barmen tam benim bulunduğum yere bakınca göz kırparak müşterisine döndü. "Aa, Cem." Elif gözlerini devirdi. "Can o, can." Kıkırdayarak güldüm. Elif'le yemeğimizi bitirince bara geçtik. Barmen bizi görür görmez yanımıza gelince barda iki barmen vardı bugün. "Patron sana eleman almış." Dediğime, gülerek masanın altından iki bardak çıkardı. "İyi yapmışım o zaman." Şaşırarak ona bakarken göz kırparak içki doldurdu ve önümüze itti. "İş konusunu ne yapacaksın diyorum ya?!" Sabahtan beri konuşuyor muydu o? Gözlerimi Can'dan ayırarak Elif'e baktım. "Bilmem, bakacağım yarın." Yıllar sonra memleketten tekrar şehire inince bildiğim sokaklar değişmişti ve pahalılık almış başını gidiyordu ama sıkışmadan iş bulabilirim diye düşünüyordum. İçkimizi içerken barmen tekrar masamıza geldi. "Al bunu," elinde tuttuğu kağıdı bana uzattı, "eğer burada çalışmak istersen ararsın beni." Şaşkınlıkla ona bakarken elindeki kartı alarak baktım. "Can Köseoğlu." Beni başıyla onaylayınca samimi bir gülümseme sergiledi. "Bende Elif, memnun oldum." Gözleri Elif'e kayınca el sıkıştılar ardından bana doğru döndü. "Düşün, ama en geç yarın aramanı bekliyorum Sude." Asılı olan havluyu alarak ellerini kuruladı ve tezgahın altına bırakarak önlüğünü çıkarttı, arkasını dönerek giderken içimden bir ses burada çalışmam gerektiğini haykırıyordu. "Durun?" Olduğu yerde durdu. "Gel benle." Dediği şeyle tekrar yürümeye başlayınca ayağa kalktım. "Elif, siktir git. Bu benim fırsatım." Elif arkamdan gülerken hızlı adımlarla Can'a yetiştim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD