Arin o sabah erken saatte uyanmıştı. Adar hâlâ uyuyordu, kolunu Arin’in beline atmış, derin derin nefes alıyordu. Arin yavaşça doğruldu, pencereye yaklaştı. Köyün taşları sabah ışığında parlıyordu ama Arin’in içinde bir ağırlık vardı. Yarası kapanmıştı ama doktorun sözleri hâlâ kulaklarındaydı. “Hamile kalman zor olabilir.” Adar ise hiç baskı yapmıyordu. Sadece her gece “Sen varsan yeter” diyor, onu kollarının arasına alıp uyuyordu. Arin pencereden dışarı bakarken Adar uyanıp arkasından sarıldı. Çenesini Arin’in omzuna dayadı, sesi uykulu ve sıcaktı. “Günaydın eşim. Yine erken kalktın. Bir şey mi var?” Arin başını Adar’ın göğsüne yasladı. “Nine dün yine konuştu. ‘Köy fısıldıyor’ dedi. Ama sen hiç baskı yapmıyorsun. Teşekkür ederim Adar… Seninle olduğum için çok şanslıyım.” Adar Arin’i

