Koridorun ışıkları artık gözümü acıtıyordu. Saat kaçtı bilmiyordum. Zaman durmuştu. Sadece kapıya bakıyordum. O kapının ardında arin vardı. Arin’in nefesi vardı. Arin’in sırrı vardı. Ve o sır her saniye biraz daha kanıyordu… Ferit biraz ileride oturuyordu. Başını dizlerine yaslamıştı. Ellerini kenetlemişti. Hiç konuşmuyordu. Sanki dili yoktu. Sanki nefesi bile suçtu. Onun sessizliği bile koridoru dolduruyordu… Ben kapının önünde ayakta duruyordum. Elim metalin üzerinde. Soğukluğu içime işliyordu. Arin. dedim içimden. Dayan. Sesim çıkmadı. Sadece dudaklarım kıpırdadı… İçeriden cihaz sesleri geliyordu. Bip… Bip… Bip… Sonra bir an durdu… Sonra tekrar başladı ama daha zayıf… Her ses kalbimi parçaladı… Bir hemşire kapıyı açtı. Elinde kan torbaları vardı. Hızlı

