Sabah köy meydanında fısıltılar birden alev aldı. Ferit’in at arabası tozlu yoldan girdiğinde herkes durdu. İri yarı adam, yanında üç adamıyla Mehmet Kızılhan’ın evine doğru ilerliyordu. Köylüler birbirine bakıyordu: “Dünür geldi… Arin’e… bugün nikâh konuşulacak.” Arin dağ yolunda Adar’la buluşmuştu. İkisi yine sarılmıştı, bu sefer daha sıkı. Adar’ın kolları Arin’in belini tamamen sarmış, Arin’in parmakları Adar’ın saçlarına dolanmıştı. Dudakları birbirine çok yakındı, nefesleri karışıyordu. Tam o anda köyden yükselen sesler duyuldu. Arin irkildi. “Adar… duydun mu? Ferit geldi… babam dünür çağırdı.” Adar’ın bedeni gerildi. Kolları Arin’i bırakmadı, aksine daha sıkı sardı. Gözleri karardı. “Arin… seni o adama vermeyecekler. Sen benimsin. Bu sarılma, bu sıcaklık… yirmi yıldır benim. Kim

