Paralel Yangınlar

430 Words
Dağ yolundan döndükten sonra Arin’in içi hâlâ yanıyordu. Adar’ın göğsüne yaslanışını, beline dolanan kollarını, parmaklarının teninde bıraktığı sıcaklığı unutamıyordu. Eve girer girmez odasına kapandı. Pencereyi araladı, karşı konağa baktı. Adar’ın odasının perdesi hafifçe kıpırdıyordu. Adar da onu izliyordu. İkisi de tek kelime etmeden, sadece bakışlarıyla konuştular. Arin parmaklarını dudaklarına götürdü, Adar da aynı hareketi yaptı. Sanki uzaktan öpüyorlardı birbirlerini. O bakış o kadar samimi ve sıcaktı ki Arin’in dizleri titredi. Adar pencere pervazına yaslandı. Eli göğsünden aşağı kaydı ama bu sefer durdu. Yeterince hayal etmişti. “Yarın yine dağ yolunda…” diye mırıldandı kendi kendine. “Bu sefer daha uzun sarılacağım sana Arin.” Zeynep ve Ferhat’ın Gizli Ateşi Köyün alt tarafındaki çeşme yolunda ise başka bir ateş yanıyordu. Zeynep su testisini doldururken Ferhat karşıdan geliyordu. Ferhat, Karahanların uzak akrabasıydı; yirmi yıldır töre yüzünden kimse birbirine fazla yaklaşmamıştı. Ama Zeynep’in yüzü her seferinde kızarıyordu. Ferhat durdu. Sesini alçaltarak: “Zeynep… yine mi sen? Her sabah aynı saatte burada olman tesadüf mü?” Zeynep testiyi yere bıraktı, yanakları al al oldu. Başını öne eğdi ama göz ucuyla Ferhat’a baktı. “Tesadüf değil… biliyorsun.” Ferhat bir adım yaklaştı. Elini testinin sapına koydu, Zeynep’in parmaklarına değdi. İkisi de irkildi ama elini çekmedi. Zeynep’in parmakları Ferhat’ın parmaklarına hafifçe kenetlendi. O dokunuş kısa, utangaç ama çok samimiydi. “Ben de seni düşünüyorum Zeynep,” dedi Ferhat fısıltıyla. “Ama töre… ablan ve Adar yüzünden köy iyice gerildi. Yine de… seni gördüğümde içim ısınır.” Zeynep’in gözleri doldu ama gülümsedi. O gülümseme Arin’in gülümsemesine benziyordu; aynı aile ateşiydi. “Ben de Ferhat… ablam Adar’ı seviyor. Ben de seni. Ama babam duyarsa… ikimizi de yakar.” Ferhat parmaklarını Zeynep’in parmaklarından yavaşça çekti ama gözlerini çekmedi. “Yarın yine burada… aynı saatte. Sadece bir dakikalığına da olsa.” Zeynep başını salladı. Testiyi aldı, kalbi deli gibi çarpıyordu. Ferhat arkasından baktı, dudaklarında hafif bir gülümseme vardı. Adar ve Arin’in Dönüşü Arin odasında Zeynep’in eve geldiğini duydu. Kardeşinin yüzü kızarmıştı, gözleri parlıyordu. Arin kapıyı araladı. “Zeyno… sen de mi?” Zeynep irkildi ama ablasına sarıldı. “Abla… Ferhat’la… çeşmede… parmaklarımız değdi. Tıpkı senin Adar’la yaşadığın gibi… ama korkuyorum.” Arin kardeşinin saçlarını okşadı. “Ben de korkuyorum Zeyno. Ama Adar’la dağ yolunda sarıldık bugün. O sıcaklık… vazgeçemiyorum.” İki kardeş pencereye yaslandı. Karşıda Adar penceredeydi, biraz ötede Ferhat avluda volta atıyordu. İki erkek de iki kızı izliyordu. Adar ve Ferhat aynı anda aynı şeyi düşündü: “Bu ateş artık tek başına yanmıyor.” Arin ve Zeynep de aynı anda fısıldadı: “Seninim…” Köyün taşları iki ayrı ateşi birden hissediyordu. Ve bu iki ateş… yavaş yavaş birbirine yaklaşıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD