27

1206 Words

Artık ağlamayı kesmiş ama derin derin iç çekiyordum. Halil Efe ise uzandığım kanepenin baş ucuna oturmuş, bir elimi tutmuş başını da o tuttuğu elime yaslamıştı. "İyiyim tamam artık, bırak elimi..." dediğimde kaldırdı başını. Yorgun görünüyordu, gözleri kan çanağıydı. Gülümsemeye çalıştı zoraki. "Acıkmışsındır, bir şeyler hazırlayım mı sana?" "Aç değilim gerçekten." "Ama böyle..." "Sütün kesilir deme sakın!" Demeyeceğinin vaadini verir gibi başını salladı. "Senin yerinde olsam benden nefret ederdim!" İtirafına şaşırmadım, bunca zaman sonra ne düşündüğünü bilmek iyice içi boş bir anlamsızlıktaydı. Derin bir nefes alıp verdim, elimi daha net sıktı. "Annem bana senin imzanı gördüğünü, tehditlere boyun eğemeyecek kadar genç olduğunu ve babamı ele vermek zorunda olduğunu söyledi. İstanbul'

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD