Toplamış tası tarağı öyle gelmiş Halil Efe. Elinde koca bir valiz. "Kalamazsın burada," dedim vaziyeti anlayınca. "Küçük yer burası laf söz çıkar." "O kadar yolu geri gidemem Ayşem, daha yeni ameliyat oldum ben." Salondaki eski döşemeli sandalyelerden birine oturmuş, kendini davet ettiği sofraya yiyecek bir şeyler getirmemi bekliyordu. "Kim verdi böbreğini sana?" Pat pat soruyordum, biraz sonra sorularımı bırakıp ellerimle dövecekmiş gibi. Başına cehennem zebanisi gibi dikilmemi önemsemeden gülümsedi. "Teyzem! Sırf gelip senin başına bela olayım diye yaptı. İyi etmiş dimi?" Cevap vermeden mutfağa gittim. Hasta haliyle yüzlerce kilometreyi tepip gelmişti, öyle ya da böyle onu kovacak değildim. En azından bugünlük. Kahvaltılık bir şeyler hazırladım; evde ne varsa. Biraz peynir, zeytin,

