
Mardin’in taş sokaklarında, gökyüzüne yükselen tarihi konakların gölgesinde genç bir kadın kaderinden kaçmaya çalışıyordu…
Selin, kendini bir anda hiç bilmediği bir konağın içinde, çıkmazda bulmuştu. İçinden feryat edercesine geçirdi:
"Ne ara buraya geldim? Kaçmalıyım… hemen!"
Karşısında iri yapılı, yüzü elmas şeklinde, kirli sakallı, kocaman gözleriyle hem yakışıklı sayılabilecek hem de tüyler ürpertici bir adam vardı.
Adam sert bir adım attı Selin’e doğru:
— “Bana bak hoca hanım… gördüm, beğendim. Öylesi böylesi yok. Ya benim olacaksın, ya benim olacaksın!”
Bir anda kolunu yakaladı. Sert ve güçlü elleri Selin’in bileğini demir gibi kavramıştı.
Selin çırpındı, haykırdı:
— “Uzak dur benden! Ne sanıyorsun kendini? Çekil önümden!”
Adamın gücü karşısında çaresiz kalmıştı. Tam o anda… dışarıdan lastiklerin taş yolda acı fren sesi yükseldi.
Arabanın kapısı hızla açıldı. Güçlü adımlarla yaklaşan, sert bakışlarıyla bile ortamı sarsan o adamdı: Kartal!
Kartal’ın tok sesi yankılandı:
— “Hayırdır Nizam Ağa? Nedir mevzu?”
Nizam, Kartal’ın sesini duyunca Selin’in bileğini bıraktı. Yarı alaycı, yarı savunmacı bir sırıtışla konuştu:
— “Hoş gelmişsin komutan. Mevzuluk bi’ şey yok. Hoca hanım bizim yeğeni merak etmiş, gelmiş. Sohbet ediyorduk.”
Selin, topuklularına rağmen koşar adım Kartal’ın arkasına geçti. Onun geniş, kaslı bedeni arkasında adeta bir duvar gibi olmuştu.
Kartal gözlerini kısarak baktı Nizam’a:
— “Pek öyle görünmedi bana.”
Sonra arkasındaki kıza döndü. Bakışları güven veriyor, sesi daha yumuşaktı:
— “Bir sorun var mı?”
Selin’in eli titreyerek Kartal’ın eline uzandı. Kavradı ve neredeyse yalvaran gözlerle baktı:
— “Hayır sevgilim… Nizam Bey’in dediği gibi, yeğeni hakkında sohbet ediyorduk. Ben de tam çıkıyordum, sen geldin.”
Kartal, kızın elini tutmasıyla şaşkınlıkla donakaldı. Dudakları aralandı, kaşları çatıldı, tuttuğu ele baktı. O an kısa bir sessizlik çöktü.
Nizam, sırıtmasını gizleyemedi:
— “Kusura bakma komutan, bilmiyorduk. Elde yüzük filan da görmedik. Ayıp ettik.”
Kartal, ifadesini sertleştirdi ve bir adım ileri çıktı:
— “Benim taktığım yüzüğü sana mı sorucam Nizam? Şimdi öğrendin, ona göre davranırsın.”
Sonra Selin’in elini daha sıkı kavradı. Gözleriyle ona “Yürü” der gibi işaret etti.
Selin, ürkek ama güven bulmuş adımlarla Kartal’ın arabasına doğru ilerledi…

