Rüya, elindeki evraklarla hızlı adımlarla odadan çıktı. Kapının kapanışı, Aslan Azhaf’ın iç dünyasında kopan fırtınaların yankısı gibiydi. Genç adam ağır adımlarla masasının arkasına yürüdü, koltuğa oturdu ve bir an kendini geriye yasladı. Gömleğinin yakasını parmaklarıyla hafifçe çekiştirdi. Hâlâ daralıyordu. Sıcaktı. Gözlerini kapattı. Rüya’nın kırmızı elbisesi, boynuna sürdüğü o koku, hafif gülümsemesi aklına geldi. Onu ilk gördüğü an, aklına geldi. İri bedeni istemsizce kasıldı. Odanın kendisini bunalttığını hissediyordu. O küçük cadı, ne yapıyordu kendisine böyle? O, duygularını dizginlemeyi bilen, hiçbir kadının başını döndüremediği Aslan Azhaf’tı. Ama şeytana pabucunu ters giydiren bu kız; nasıl bir alevdi? Hayatı boyunca hiç böyle hissettiğini hatırlamıyordu. Boğazını temizl

