Haziran sıcağı İstanbul'u eritti. Boğaz'ın suları durgunlaştı, martılar tembelleşti. Kaan her sabah sekizde şirkete gidiyor, akşam altıda dönüyordu. Perihan Hanım'ın zorladığı düzen buydu: sekiz-altı, hafta sonları kapalı. Yetki devri yapmıştı, üç genel müdür yardımcısı almıştı, Bülent Bey'i danışman yapıp köşeye çekmişti. Şirket batmamıştı, aksine, ilk kez çalışanlar mutluydu. Elif üniversiteye kaydını yaptırmıştı. Kaldığı yerden, üçüncü sınıftan başlayacaktı. Kayıt için gittiğinde kampüste yürümüş, gençlerin arasında kendini yaşlı hissetmişti. Ama sonra sınıfa girmiş, sıraya oturmuş, kalemi eline almıştı. Ve hatırlamıştı: öğrenmeyi seviyordu. Bir akşam Kaan eve her zamankinden geç geldi. Saat sekizi geçiyordu. Elif mutfakta, yemek yapmıştı bu kez, fırında tavuk. Kaan içeri girdi, ceket

