Mayıs geldiğinde Boğaz'ın suları ısınmıştı. Martılar vapurların ardından uçuyor, simit atan yolculara eşlik ediyordu. Elif o sabah altıda uyandı, perdeyi araladı, denize baktı. Güneş yeni doğuyordu, suyun üstünde turuncu bir yol vardı. Kaan hâlâ uyuyordu. Yüzü yastığa dönük, nefesi düzenli. Elif onu uyandırmadı, mutfağa geçti. Çaydanlığa su koydu, ocağı yaktı. Tezgahın üstünde dün akşamdan kalan ekmek kırıntıları vardı, topladı, lavaboya düşürdü. Musluğu açmadı. Bugün son sınavıydı. Bitirme tezi çoktan teslim edilmiş, onaylanmıştı. Bu sınavdan sonra diplomasını alacak, dört yıl önce yarıda bıraktığı şeyi tamamlamış olacaktı. Parmağı tezgahın kenarında bir çizgiyi takip etti. Dört yıl. O kadar zaman geçmişti ki, arada Kaan vardı, anlaşma vardı, düğün vardı, her şey vardı. Kaan'ın ayak se

