Salondaki orkide üç gün önce tomurcuk vermişti. Şimdi iki yaprağı sararmıştı. Elif, çay bardağını sehpanın üstüne, peçetenin üstüne bıraktı. Peçetede ince bir hilal oluştu bardağın altında. Kaan'ın çalışma odasından gelen sesleri dinledi. Telefonla konuşuyordu. Alçak perdeden ama hızlı. Arada bir duraksıyor, sonra daha da alçaltıyordu sesini. Duvarlar sızdırıyordu yine de: "...dosya hazır... yarın sabah..." Sonra bir isim. Kadın ismi. Seda. Bardağı aldı, mutfağa yürüdü. Tezgahın üstünde sabah kahvaltısından kalan ekmek kırıntıları duruyordu. Parmağının ucuyla topladı, lavaboya düşürdü. Musluğu açmadı. Adı Seda. İpek'in bahsettiği isim değildi. Zeynep'i biliyordu. Üniversite aşkı, mimar, şimdi yurt dışında, evli, iki çocuklu. Ama Seda'yı duymamıştı. Telefon kapandı. Çalışma odasının ka

