Parmaklıkların demiri soğuktu. Avludaki ıhlamur çiçek açmıştı, kokusu bütün bahçeye yayılmıştı. Elif taş merdivenleri çıktı, büyük kapının tokmağını kaldırıp bıraktı. Ses avluda yankılandı. Kapıyı yaşlı hizmetli açtı. Elif'i tanıdı, kenara çekildi. Perihan Hanım salondaydı. Her zamanki koltuğunda, Boğaz'a bakıyordu. Elini kaldırdı, yanındaki sandalyeyi işaret etti. Elif oturdu. "Kaan nerede?" "Şirkette." "Yalnız mı geldin?" "Yalnız." Perihan Hanım başını salladı. Kahve söyledi, içtiler. Yaşlı kadının elleri fincanın etrafında, damarları belirgin, kemikleri inceydi. "Anlat." Elif anlattı. Seda'yı, mektubu, yemeği, orkidenin yapraklarını. Anlatırken sesi düzdü, Kaan'ın sesi gibi. Perihan Hanım dinledi, sözünü kesmedi. Elif sustuğunda, yaşlı kadın fincanını tabağa bıraktı, ellerini

