Miran, kahvaltısını o kadar hızlı yapmıştı ki hızına hiçbirimiz yetişememiştik. Hilal, Miran’ın masadan kalktığını gördüğünde küçük bir ekmeğin içine zeytin, peynir koyup eline aldı. “Bunu ben yolda yerim, hadi çıkalım.” dedi. Hilal, hem elindeki ekmeği yiyor hem de çıkışa doğru yürüyordu. Miran da Hilal’in yanında yürüyordu. Hep birlikte arabaya geçtiğimizde motoru çalıştırıp gaza bastım. Gözlerimi Hilal ile Miran’da gezdirdiğimde, Hilal ekmeğini yerken Miran’ın gözleri Hilal’in karnındaydı, pür dikkat seyrediyordu. Hastaneye geldiğimizde hızla doktorun yanına çıkıp. “Oğlumuz kardeşlerini görmek istiyor.” dedik. Doktor, Miran’ın yüzündeki ifadeyi gördüğünde tebessüm ederek, “Tabii ki buyurun.” deyip Hilal’e sedyenin olduğu bölümü işaret etti. Hilal, sedyeye uzandığında Miran’ın gö

