Prolog

316 Words
Gece, Erzurum dağlarında rüzgârı bile zincirleyen cinstendi. Şahin Konağı’nın taş avlusu, ay ışığı altında buz gibi parlıyordu. Büyük meclis odasının kapısı aralıktı. İçeriden yükselen sesler, yıllardır aynı cümleyi tekrarlayan bir lanet gibiydi. “Sen halefsin, Miran.” Baran Şahin’in sesi, odayı dolduran duman gibi ağırdı. “Berdel yapacaksın. Aşiretin kanı seninle devam edecek. Töre böyle der.” Miran Şahin, 27 yaşındaydı ama o an kendini on yedi yaşındaki o asi çocuk gibi hissetti. Sırtını duvara yaslamış, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Koyu kahve gözleri, dedesinin buz grisi bakışlarıyla çarpışıyordu. “Ben tek kadına inanırım,” dedi sessizce. Sesi, fırtınanın içinden geçen bir bıçak gibi keskindi. “Töre beni satın alamaz. Kuma da almam, berdel de yapmam.” Odadaki hava bir anda dondu. Ali Asaf Şahin, koltuğunda kımıldamadan oturuyordu. Yetmiş yıllık ömrü, töreyi kanun yapmış bir adamdı. Dudakları kıpırdadı ama sesi çıkmadı. Sadece eli, masanın üzerindeki eski tespihi sıktı. Şîwan Amca ise sandalyesinden kalktı. Kaslı bedeni kapıyı kapattı. “Kaçarsan,” dedi yavaşça, “seni İstanbul’dan bile alırız. O zaman gölgeni de zincirleriz.” Miran gülümsedi. Ama gülümsemesi soğuktu. Tam o anda, ilk kez hissetti. Sol kolunda, bileğinden omzuna kadar ince, gümüş-siyah bir yanma başladı. Teninin altında bir şey kıpırdanıyordu. Gölgesi, yerde uzanırken yavaş yavaş değişti. Önce duman gibi dalgalandı, sonra kalın, ağır zincir halkalarına dönüştü. Zincirler sessizce kıvrılıyor, taş zemine vurdukça hafif bir metal tıkırtısı çıkarıyordu. Kimse görmedi. Henüz. Miran yumruğunu sıktı. Zincirler tenine gömüldü, acı verdi ama aynı zamanda güç verdi. Sanki aşiret ona “seni bağlayacağız” derken, kader de kendi zincirini örmeye başlamıştı. O gece, konaktan ayrılırken arkasına bakmadı. Arkasından sadece bir ses yükseldi. Berivan Yenge’nin zehir gibi fısıltısı: “Kaçabilirsin Miran… Ama zincir peşini bırakmaz.” Sabah olduğunda Miran Şahin, İzmir’den İstanbul’a giden ilk uçağın biletini almıştı. Liman kolunun yeni efendisi olacaktı. Uzay Aslanbey’in güvendiği adam, Savaş Duman’ın ortağı. Ama gölgesi artık onundu. Ve o gölge, kalın zincir halkaları şeklinde dalgalanıyordu. İstanbul’a ayak bastığında,
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD