Polisler gelmişti. Sonunda o psikopat adamdan kurtulacaktım. Ablamı tekrardan göreceğim için, içim hevesle doldu.
Hâlâ bakışlarım Ece deydi. Onun da ben de olan bakışları kararsızdı. Ben ona yalvaran bakışlarla bakarken o emin değildi. Telefonu kapatıp yanıma geldi.
“ Esra abime bunu yapamam.” dediğinde hayal kırıklığı ile ona baktım. Benim burada zorla tutulduğumu bildiği halde ve elime fırsat geçtiği halde yardımcı olmayacak mıydı?
Aynı durumda o olsaydı eğer ben yardım ederdim. En yakın arkadaşımın bu sekilde olmasına dayanamazdım. Ama Ece bana yardımcı olmak yerine abisinin yanında olmayı seçmişti. Ben ona hayal kırıklığı ile bakarken onun gözleri dolmuştu.
“ Lütfen bana öyle bakma Esra. Ben bunu abime yaparsam çok üzülür.” Ece bencil biriydi. Benim üzüleceğimi hiçe saymıştı. Abisini düşünmüştü, daha ne kadar şaşıracağımı bilmiyordum.
“ Ben üzülmeyecek miyim Ece?” Sesim titremişti. Derya yanımda ikimize bakıyordu. Ona baktım. Beni onaylaması için o da kafasını sallayıp konuştu.
Derya,“ Ece sadece abini değil, Esra yı da düşün. Kız burada mutlu değil.” dediğinde tekrardan Ece ye baktım. Kafasını olumsuz anlamda sallarken gözünden yaş düştü.
“ Yapmam...” Acı çekerek konuştu.
Ben Ece nin bana yardım edeceğinden o kadar emindim ki. Bütün güvenimi alaşağı etti.
Dışarıdan gelen seslerle polislerin bir kaç kişiyle konuştuğunu duydum. Ece bana yardım etmese bile kaçmayı deneyecektim.
Ece’ nin telefonu tekrardan çaldı. Arayan kişi kağan Ali ydi. Ece bana bakarak telefonu açtı. Sesi net bir şekilde gelen adam konuştu.
“ Esra nın yanına geldin mi güzelim. Geldiysen telefonu ona ver.” Emir veren sesiyle bakışlarım telefonu buldu. Ece sadece tamam diyerek telefonu bana uzattı.
Titreyen ellerimle telefonu ondan aldım. Telefona beni istemesinin bir sebebi olmalıydı.
“ Kağan Ali” dedim.
“ Esra” dedi.
Derin nefes alışverişi telefonun diğer ucundan geldi. Ne diyeceğini merakla bekledim.
“ Güzelim...” dedi öncelikle ilk defa sesi sıkıntılı çıkmıştı. Ben onun ne diyeceğini beklerken o bir daha konuştu. “ Aşağıdaki polislere, onlara burada isteğinle kaldığını söyleyeceksin.” Sesindeki ifade bir anda değişmişti. Emir verici sesiyle konuşmuştu.
“ Neden böyle bir şey diyeceğim. Kurtulacağım senden Kağan Ali,” dedim.
Onu şuan sinir ettiğimin farkındaydım. Şuan fırsat ayağıma gelmişken tepemezdim.
“ Ablanı sevdiğini sanıyordum.” dediğinde elimdeki telefon düşecek gibi oldu. Beni tehdit ediyordu. Hem de ablamdan. Gözlerim doldu.
“ Bunu yapamazsın” dedim.
“ Eğer polislere burada isteğinle kaldığını söylersen, yapamam ”dedi.
Göğsüme hançer saplanıyordu. Ben o adamdan bir nebze hoşlanmaya başlamıştım. Kendime en büyük hatayı yapmıştım. Kağan Ali, benim üzüleceğimi bildiği halde yine tehdit etmişti. Dediğini yapan biri olduğu belliydi. Kurtulacağım diye sevinirken tekrardan başa sarmıştı.
Gözümden bir damla düştü. Kafamı olumsuz anlamda salladım. Eğer şimdi polislere burada zorla tutulduğumj söylesem, bu adam ne yapıp edip tekrardan beni yanına alırdı. Hem de ablam zarar görürdü. Bir çıkmazın içinde kaybolmuştu. Ruhumun acısı, dört bir yanımı kuşattı.
“ Lütfen ” dedim. Sesim vok kısık çıkmıştı. Beni duyduğundan emin bile değildim. Bağıra bağıra ağlamak istiyordum. Ben buradan kurtulamayacaktım.
“ Beni anlamanı istiyorum.” Sesi duygusuz çıkmıştı. Onu anlamak istemiyordum. Beni sevdiğini söylüyordu ama sevdiğinden şüphe bile duyuyordum. Benim acı çektiğimin farkında değil miydi? Ben her geçen gün daha çok tükeniyordum.
“ Kağan... Lütfen gideyim.” Yalvarıyordum ona. Telefonun diğer ucundan sıkıntılı nefes sesi geldi.
“ Olmaz, sen sadece benimsin.”
“ Mutlu değilim” dedim.
“ Mutlu olacaksın benimle, şimdi ablanı düşün. Polislere ne diyeceğini bilirsin. ” Gözümdeki yaşlar durmak bilmiyordu. Bu adam ne kadar da gaddar biriydi. Ben şuan çok acı çekiyordum. Umursamıyordu.
“ Lütfen” dedim son kez.
“ Güzelim, polisler gidince beni odamızda bekle” diyerek telefonu kapattı.
Gitmeyeceğimden o kadar emin konuşmuştu ki beni bile inandırmıştı. Bir yanım gitmek için can atarken diğer yanım tekrardan sonumun burası olduğunu haykırıyordu.
Ece’ ye baktım. Ona kızgın olsam da bana yol göstermesini istedim. Üzgün bir şekilde bana bakıyordu. O da ağlamıştı. Yanıma gelip bana sarıldı. Hıçkırarak ağladım. Aşağıdan sesler geliyordu. Umursamadan Ece nin omzunda ağladım. Derya’ nın saçlarımı okşamasıyla daha çok ağladım. Buradan kurtuluşum yoktu. En çokta buna ağladım.
Ece den ayrılıp gözümdeki yaşları sildim. Ece'nin “ geçecek, böyle yapma.” demesiyle ona dik dik baktım. “ Hiç bir şey geçmeyecek Ece. Ben ilk defa bugün anladım. Buraya mahkum oldugumu.” dememle içimde kopan fırtınalar durdurak bilmiyordu.
Derya omzuma elini koydu. “ Seni böyle gördüğümde, çok kötü hissettim Esra. Keşke elimden bir şey gelebilse” dedi. Ona zoraki bir şekilde gülümsedim.
“ Teşekkür ederim. ” Sesim kısık çıkmıştı. Üst kattan gelen seslerin buraya doğru gelmesiyle titredim. Kapının açılmasıyla bakışlarım kapıyı buldu.
Bora ve yanında iki polis memuru vardı. Bora benim yüzüme baktı. Daha sonra kaşlarını çattı. Polis memuru bize doğru gelip “ Esra Yılmaz hanginiz?” diye sordu.
“ Benim” dedim. Yanımıza gelip “ hakkınızda ihbar var. Burada zorla tutulduğunuza dahil bilgi geldi” dedi.
Zorla tutuluyordum. Hem de buraya mahkum olmuştum. O acımasız bir adamdı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bakışlarım Bora yı buldu. Bana bakıyordu, ne söyleyeceğimi bildiğinden emin bakışları üzerimdeydi. Ama bir o kadar da bakışları değişikti.
Polis memuru benim konuşmamı bekliyordu m sıkıntıyla elimi pantolanıma sildim. Avuç içlerim terlemişti.
“ Burada zorla tutulmuyorum” dedim. Polis memurunun şüpheli bakışları bendeydi.
“ Eğer tehdit ediliyorsanız, korkmayın. ” Dediğinde başımı olumsuz anlamda sakladım.
“ Hayır tehdit edilmiyorum. Şuan sevdiğim adamla beraber kalıyorum” dedim.
“ Yaşınız tutmuyor. Ailenizin haberi var mı?” Sorduğu soruyla aklıma ablam geldi. Beni arıyordu. Polise gitmemiş miydi? Gitseydi eğer bilirlerdi.
Yanındaki diğer polis memuru tabletinden bir şeye bakıp yanımıza geldi.
“ Kayıp olduğunuz hakkında soruşturma da var. ” Ablam gitmişti. Beni bulmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.
“ Kayıp değilim. Şuan sevdiğim adamla beraberim.” İkinci defa yalan söylemiştim. Ben o adamı sevmiyordum. Yüzünü bile görmek istemiyordum.
“ Bizimle beraber gelmeniz gerekiyor ” dediğinde Bora olaya dahil oldu.
“ Size zorla tutulmadığını söyledi. Nedir bu ısrarınız?” Bora nın keskin sesi polis memurlarının gerilmesini sağladı.
“ Bakın Bora bey, burada reşit bile olmayan birini tutuyorsunuz. Ayrıca kayıp ilanı olan birisi, bizimle gelmek zorunda.” dediğinde Bora kaşlarını çattı.
“ Biz onu burada zorla tutmuyoruz. Kendi isteğiyle burada olduğunu söyledi.”
Polis memuru “ tehdit edilmediğini nereden bilelim.” Apaçık tehdit edildiğimi düşünüyorlardı. Düşünceleri doğruydu. Ben burada zorla tutuluyordum.
Bora telefonuyla birini alıp yanımızdan uzaklaştı. Ece nin korkak bakışları bendeydi. Her an burada zorla tutulduğumu söyleyeceğimi düşünüyordu. Bu hatayı yapmayacağımı bilmeliydi. Söz konusu ablama zarar gelecekse, yapmazdım.
Bora yanımıza gelip “ Kağan Ali bey beş dakikaya burada olacakmış, beklemenizi istedi.”
Polis memurları onayladılar. Kağan Ali nin buraya geldiğinde vereceği tepkiyi merak ediyordum. Sonuçta beni götürmek istiyorlardı. Burada zorla tutulmadığımı söylesem bile inanmamışlardı.
Geçen bir kaç dakikanın sonunda kapıda onu gördüm. Kocaman olan adam büyük adımlarla içeri girdi. Odada direk bakışları beni buldu. Yanıma adımladı. Kollarını omzuma atıp saçlarımı öptü.
İyi hissetirmemesi gerekmez miydi?
Bana dokunuşu, her şeyi iyi hissettiriyordu.
Polis memuru Kağan Ali ye elini uzattı. Kağan Ali, memurun eline baktı daha sonra yüzüne bakıp elini uzattı. Elini sıkıp “ neden gelmiştiniz?” diye sordu. Sanki hicybir şeyden haberi yokmuş gibi davranıyordu. O büyük bir düzenbazdı.
“ Hanımefendi hakkında ihbar var. Burada zorla tutulduğuna dahil. Ayrıca kayıp ilanı da var.” Polis memurunun konuşmasıyla Kağan Ali kafasını salladı.
“ Evi aramak için izin kağıdınız var mıydı?” Yanındaki diğer adam kağıdı çıkarıp Kağan Ali ye verdi. Kağan Ali kağıdı alıp okudu. Kaşlarını çatan adama bakıyordum. Yüzündeki ifade an be an değişiyordu. Karşımdaki polis memurlarının ifadeleri de değişmişti. Bir şey olduğu kesindi.
Kağan Ali kağıdı tekrardan polis memuruna uzattı.
“ Kızı götürebilirsiniz.” dediğinde şaşkınlıkla ona baktım. Aynı şekil de odadaki hepsi şaşırmıştı. Polisler de beklemiyordu. Adam bir kaç saniye sonra bana bakıp “ bizimle geliyorsunuz hanımefendi ” dedi.
Şaşkın bakışlarım Kağan Ali yi buldu. Beni gönderiyordu. Ben ona anlamaz bir şekilde bakarken o bana bakmıyordu. Karşısındaki poli memurunda olan bakışları bana döndü.
Göz kırpıp elimi tuttu. Ben ona anlamsız şekilde bakarken o tekrardan konuştu.
“ Öncelikle kimin adamı olduğunu söyleceksiniz.” dedi. Ne olduğunu anlamadığım anda karşısındaki polis memuruna yumruk attı.
Ya da sahte polis memuru diyebilirim.