Açtığım çukurlara gübre koyup geri kapatmak tam 2 saatimi almıştı gerçekten çok yorulmuştum birde üstüne acıkmıştım hemde kurt gibi elimdeki sepeti de alıp büyük çınar ağacının dibinde oturdum ve derin bir nefes verdim gerçekten çok yorulmuştum sepetimden doğradıgım salatalık domates peyniri çıkarıp ekmeğimin arasına koyup yemeye başladım her bir ısırıkta daha fazla yemek istiyordum kolumdaki saate baktım on bire geliyordu on ikide evde olmam gerekiyordu yarın misafirler geliyordu evet belki de yarın sözleniyordum heyecanlı mıydım sanırım evet ayçiçek o kadar övmüştü ki merak etmem çok normaldi
"Vay vay gülay hanım evleniyormuşsun."dedi
"Çakal."diyip arkasına baktığında en yakın arkadaşını Nurhanı görmüştü tam 2 aydır görmüyordu neredeydi bu kız hemen ayağa kalktığı gibi arkadaşına sıkıca sarıldı elleri onun belindeyken birbirlerine sıkıca sarılıp harketet ediyorlardı
"Çok özledim kız seni."demişti Nurhan arkadaşını uzun zamandır görmemişti kendisi nişanlı olduğu için çeyiz almak ev döşemek için abisinin evine gidiyordu abisi doktor olduğu için şehirde yaşıyordu bazen yanına gitmek ona iyi geliyordu ama burda özlediği arkadaşı gülay vardı evlenince burdan gidecekti ve arkadaşını geride bırakacaktı
"Bende seni çok özledim."demişti Gülay arkadaşına dudaklarını büzüp masumca baktı ona nurhan nişanlıydı ve belki de 1 ay içinde evleniyordu evlenince burdan gidecekti
"Doğru mu duyduklarım Yusuf Ali Çelik ile mi evleneceksin."demişti nurhan heyecanlı bir şekilde arkadaşının yanına oturup yüzüne öyle saf saf bakmaya başladı annesi karşı köyden bu köye gelin geldiği için karşı köyü az çok bilirdi Çelik ailesi tanınan bir aileydi iyilerdi maddi manevi durumları çok iyiydi yusuf ali ise köyün en yakışıklısıydı iyi adamdı karı kızla işi olmazdı namazında niyazında adamdır derlerdi inşallah arkadaşı çok mutlu olurdu tek isteği buydu
"Kısmen doğru diyelim."dedi ve peynir ağzına koydu çok acıktigi için durmadı salatalık domates derken arkadaşı konuşmaya devam ediyordu onu kafası ile onaylıyor tamam diyordu arkadaşı konuşmayı pek severdi öyle böyle konuşurken bu sefer konu onun ilişkisine gelmişti kulağını açıp dinlemeye başladı nurhan ismail ile tam 6 aydır nişanlıydı ismail merkezde bir hastanede personel olarak çalışıyordu ne iş yaptığını tam olarak bilmiyordu
"Ee ismail ne diyor bu işe."dediğimde dert yakınmaya başladı genç kız arkadaşına
"Olmaz diyor Gülay."
"Ben karışmıyorum canım sizin aranızdaki özel mesele kendi aranızda konuşun anlaşın." dedi gülay böyle konularda akıl vermek pek ona göre değildi ikiside yetişkin insanlardı konuşarak her şeyi çözüme kavuşturabilirdi
"Sinan hiç gelmedi mi yanına."
"Şeytan görsün yüzünü."dedi nefretle sinan denildiği anda içindeki nefreti kusmak istiyordu onunla ilişki yaşadığı bir ay boyunca resmen midesi bulanmıştı tek derdi öpüşmekti kendiside ona izin vermediği için zorla öpmeye kalkıyordu hiç bir zaman onun sevgisine inanmamıştı ona takıntılı bir sapıktı sadece o adamın derdi onu elde etmekti
"Hala mı seni takip ediyor."dedi nurhan endişeli sesiyle gülayın başına bir şey gelmesinden korkuyordu ya bir gün tenha bir yerde ona bir şey yaparsa Allah korusun ama o adamdan o sapıktan her şey beklenirdi
"Geçen gün pazara gittiğimde yine karşıma çıktı saçma sapan şeyler söyledi yine."
"Başına bir şey gelmesinden korkuyorum dikkatli ol."
"Bir halt yapamaz ağzına sıçarım onun."dedi gülay sinirle yine ağzı bozulmuştu ama resmen o adamın yaptığı şeyler iğrençlikten öteydi bir an önce bu adamdan kurtulması gerekiyordu
"Yaparsın kızım sen."diyip kahkahayı basıp eliyle gülayın omuzuna vurmuştu ikiside gülerken gülay elindeki peyniri Nurhanın ağzına sıkıştırdı
"Ay sus kız karnım ağrıdı ye şunu da."diyerek kalan salatalığı da sokmuştu kızın ağzına eliyle anlına gelen açık kumral saçlarını geriye savurdu ve Nurhanın bacağına vurdu
"Kalk bizim eve gidelim dün akşam baklava yapmıştım bir kaç dilim kalmıştı senin nasibinmiş."dedi ve yerdeki sepetini nurhana vermiş kendiside de küreği ve kalan gübre torbasını kaldırmıştı ikiside yolda giderken bir an önce eve varmak istiyordu hava soğuk buralar ise pek tekin değildi
***
Elinin altında olan direksiyonu ustaca çevirmek onun işiydi tam 7 yıldır bu işi yapıyordu seviyor muydu evet onun için araba tır sürmek keyifliydi ama bazen yorucu da olabiliyordu yorgun gözler ile telefondan saate baktı ikiye geliyordu yarım saat sonra eve varacaktı sonunda dinlenecekti tam 1 aydır seferdeydi çabuk çabuk eve gelemeyi pek sevmezdi bir iki üç ay çalışır eve gelir bir hafta kaldıktan sonra yine işinin başına geçirdi boş durmayı sevmezdi hele evde oturmak ona göre hiç değildi belki de uzun yol şoförlüğünü bu yüzden seviyordu istediği yere gidiyor geliyordu ne bir tantana vardı nede başka bir şey evin en büyük oğlu ve çalışkan olduğu için belki de bunun katkısı vardı radyodan çalan ahmet kayanın müziğine eşlik ederken köy yoluna girmişti memleket gibisi yok derlerdi haklılardı özlediği o koku burnuna gelmişti memleketin soğuk ayazı pencereden içeriye girdiğinde gülümsedi bu ayda bu soğukluk çok fenaydı
"Özlemişim."dedi kendi kendine annesini babasını kardeşini çok özlemişti ailesi onun için değerliydi ama tek bir sıkıntı vardı annesi sürekli olarak onu evlendirmek istiyordu tamam bir yandan haklıydı artık yaşı gelmişti 27 yaşında olgun bir adamdı kendine göre birini istiyordu bu yaştan sonra çoluk çocuk ile uğraşamazdı kendi gibi olgun aklı başında terbiyeli sakin uzun boylu esmer güzeli olan bir kadınla evlenmek istiyordu tabi bu köyde böyle kızlar var mıydı acaba gerçi başka köylerde de yoktu ki hepsinin aklı beş karış havadaydı
Annesi geçen gün ona telefon ettiğinde bir kız bulduğunu söylemişti ciddiye almamıştı ama annesi oldukça ciddi olduğunu söylemişti bildiği tek şey karşı köyden bir kızdı tabi annesi abartta abarta övmüştü işte şöyle güzel böyle güzel açıkçası pek ümidi yoktu bunada hayır diyip geçecekti şimdilik hayatında kimseyi istemiyordu bir kadınla uğraşıp hayatını tehlikeye atamazdı
Tırı dikkatlice patika yoldan geçirdikten sonra Park yerine getirmişti bundan sonra arabaya binip devam edecekti zaten 10 dakikalık yoldu tır buralardan geçmezdi kendini tehlikeye atmaya gerek yoktu yolun kalan kısmını arabayla tamamlamıştı eve varınca kornaya bastığında kapı açılmıştı arabayı evin içine koyduktan sonra kapısını açıp evin önündeki kalabalığa baktı bütün ailesi sıraya dizilmişti ilk önce ona koşan kız kardeşine sıkıca sarılıp saçlarından öpmüştü daha sonra ise annesi babası abisi ve yengesi ile selamlaştı
"Oğlum hoş geldin paşam nasıl özlemişim annem."diyip oğluna özlemle bakmıştı halime hanım kaç aydır görmüyordu oğlunu elini yüzüne koyup okşadı yüzüne baktı zayıflamış mıydı saçı başı uzamıştı kim bilir oralarda ne yiyip içiyordu
"Hoş buldum anacım bende özlemişim sizi." dedi ve annesinin alnına bir buse kondurdu yusuf ali anasının onun için endişe ettiğini biliyordu ama iyiydi ona bir şey olamazdı turp gibiydi sadece iki gündür uyumadığı için biraz yorgundu biraz uyursa biraz kendine gelecekti
"Abicim yengem nasıl güzel bir görsen bir içim su bebek gibi bir şey ya hele o gözleri var ya masmavi aslında tam mavi de değil su yeşili gibi."dediğinde annesi katılarak
"Değil mi kızım nasıl terbiyeli ahlaklı güzel kız tam benim gelinim olacak kız."demişti halime hanım heyecanlı bir şekilde
"Annem benim uykum var çok yorgunum biraz uyuyayım iki gündür gözüme uyku girmedi."dedi ve konuyu değişerek merdivenleri çıkmaya başladı
"Tamam oğlum dinlen sen konuşuruz akşam." demişti halime hanım heyecanlı çıkan ses tonuyla bu iş olacaktı aklına koymuştu kimse onu bu kararından vazgeçilmezdi sesiz sakin güzel tam oğluna layık bir gelin adayıydı gülay
Merdivenleri çıkarken dudaklarında belirtisiz bir gülümseme eklenmişti neydi bu şimdi annesi ilk defa bu kadar birini beğenmişti merak duygusu daha fazla baskınlaşmıştı iyice kafasını karıştırmıştı böyle giderse annesi yarın onu götürebilirdi bile en iyisi yine burdan tüyüp gitmekti biri birini bu kadar övüyorsa gerçekten o işte bir iş vardı hiç kimse kusursuz değildi üstelik madem bu kız bu kadar güzeldi akılıydı neden şimdiye kadar evlenmemişti kendisini mi beklemişti tam bir saçmalıktı
O kadar güzel olduğuna da inanmıyordu gözleri yeşil bile olmayabilirdi