3 Bölüm

1053 Words
Aynadan kendime bakıyordum yüzüm solgun görünüyordu üzerimdeki elbise ise fena durmuyordu dümdüz siyah bir elbiseydi işte saçlarıma baktım salık bir at kuyruğu yapmıştım özenli duruyordum onların karşısına paspal bir halde çıkarsam rezillik olurdu zaten odamdan çıktım annem ve babamı salonda gördüm konuşuyorlardı mutfağa geçtim bir kaç çeşit atıştırmalık yapmıştım börek çörek baklava açmıştım demlenen çayın altını kapatım ve etrafa baktım her şeyin düzenli olması çok önemliydi tabakları aynı yöne çevirdiğimde annem mutfağa girmişti "Hazır mı her şey."demişti aynur hanım kızına bakıp gülümsedi çok güzel görünüyordu yeşil gözlerinin içine baktı parlamayı unutmuş gibilerdi kızı mutlu değildi bunu biliyordu ama yapacak bir şey yoktu eğer gülay biraz daha bekar kalırsa başka bir rezalet daha yaşanabilirdi en iyisi böyle olanıydı telli duvaklı babasının evinden çıkması onu rahatlatacaktı kız annesi olmak çok zordu üstelik tek evladı gülaydı ondan sonra hiç çocuğu olmamıştı Gülay onun tek kızı tek varlığı idi çok seviyordu kızını ama yapacak bir şey yoktu en hayırlısı buydu "Hazır anne."dediğinde pencereden gelen ışığa baktı gelmişlerdi kalbi anlamadığı şekilde heyecan ile atarken annesi "Geldiler aman ha kızım yanlış bir şey yapma."demişti aynur hanım hemen kızının kolundan tutuğu gibi kapının önüne getirdi kocası da onun yerini aldığında bir kaç dakika sonra kapı çalmıştı eli heyecanla titrerken derin nefesler verip aldı kapının kolunu açtığında içeriye ilk önce iki büyük adam girmişti hoş geldin diyerek içeriye buyur etti ardından ise iki güler yüzlü yaşlı kadın ve 2 tane de onun yaşlarında genç kız kalbî heyecan ile sıkışırken ağzı dili kurumuştu acaba nasıl biriydi yakışıklı mıydı uzun muydu esmer miydi yakışıklı mıydı üf meraktan ölecektim kapıyı kapatmadan önce içeriye son bir genç adam girmişti ama parmağında yüzük vardı yani bu değildi ve elinde çiçek çikolata yoktu annesi ile bakıştılar ne yani o yok muydu gelmemiş miydi Evleneceği adam onu görmeye gelmemişti İçindeki heyecan tohumları kaybolmuş yerine sinir geçmişti ne demekti bu şimdi tamam oda evlenmeye meraklı değildi ama resmen o adamın yaptığı şey aptallıktı evleneceği kadını nasıl görmezdi görmeden mi evlenecekti üstelik ben onun nasıl biri olduğunu merak ediyordum ya çirkin ezik büzük bir şey çıkarsa işte o zaman yanardı sinirle mutfağa girdiğine elleri titriyordu "Sanki ben evlenmeye çok meraklıyım ya bide gelmemiş salak kimsin sen ya kimsin ezik."dedi yerinde tepinirken ana kuzusu olduğu şimdiden belliydi annesi beğenirse oda beğenecekti peki ya kendisi beğenmese ne olacaktı asla evlenmezdi o zaman çirkin bir adamla evlenmeycekti birde üstelik ana kuzusu ah şaka gibi "Gülay çay yok kızım misafirlere."demişti annesi misafirlerin yanına gitmeden önce tamam dedi içinden tamam "Tamam sakin ol kızım."dedi ve çayın altını yakıp dolaptan tabakları çıkarıp yaptığı şeyleri koymaya başladı 7 kişi gelmişlerdi kendisi ile birlikte 10 kişilerdi hepsini tabaklara koyup hazırladı çay kaynayınca altını kısıp bardakları sıcak suyla geçirdi ve ilk önce demli çayı ardından suyu üzerine koyup içeriye girmişti sakin adımlara ilk önce büyüklerden başlayıp tek tek dağıttığı da diğer iki genç kız ona yardım ederek diğer tabakları servis etmişti gülümseyerek onlara teşekkür etmişti üçünde mutfağa girmişti hepsi sandalyelere oturduğunda yandaki kız elini uzatmıştı "Ayçiçek ben."demişti esmer kız olan çok güzeldi kavruk teni kahverengi gözleri ile tam bir esmer güzeliydi "Sedef bende eltin."dedi genç kadın ayçiçegin tam tersiydi kızıl saçları vardı ama yüzünde çileri yoktu gözleri açık kahverengiye kaçıyordu kehribar gibi bir rengi vardı çok güzeldi insanın baktıkça bakası geliyordu "Memnun oldum Gülay bende."demişti hafif bir tebessüm eşliğinde kızlara baktı ayçiçek görümcesi sedef ise eltisiydi ikiside çok güzel insanlara benziyordu şimdilik büyük konuşmak istemiyordu evlendikten sonra nasıl olduklarını az çok öğrenirdi ama iyi olduklarını hissediyordu köydeki diğer kadınlara kızlara benzemiyordu "Maşallah Gül gibi güzelsin."demişti sedef kaynı ile çok yakışırlardı biri esmer biri sarışın gibiydi ama ikiside çok güzel olurlardı içinden dua etti sedef inşallah bu iş olur dedi gülayı şimdiden çok sevmiştim çok tatlı kızdı "Teşekkür ederim sizde öylesiniz."demişti ikisinde gösterip hep iltifat alan biriydi ama ne zaman böyle söylense utanıyordu cevap bile veremiyordu bazen dili birbirine dolanıyordu "Abim gelmedi yani daha doğrusu gelmedi belki biliyorsundir lojistik bir şirketimiz var abim de orda çalışıyor yani uzun yol şoförü tırı var gelmek istedi ama yetişemedi siz gidin dedi daha 1 haftalık işleri var o yüzden biz geldik yani biraz suratın düşmüştü farklı bir şey düşünmene gerek yok en kısa zamanda inşallah tekrar tatlımızı getirip yüzüğümüzü keseceğiz."demişti ayçiçek samimi bir gülümseme ile genç kıza baktı belki farklı şeyler düşünmüştü kendisi de olsa böyle şeyler düşünürdü abisi evlenmek istemiyordu ama annesinin zoruyla mecbur evlenecekti zaten yaşı artık geçmişti birde gülay'dan iyisini mi bulacaktı fıstık gibi kızdı Bir şey diyemedi sadece kafasını salladı kızlar ile konuşup kendisi hakkında sorular sorulara cevap verdi kızları tanımaya çalıştı baklavaları yediler herkese dağıtılar bulaşıkları el birliğiyle yıkadılar kendi odasına geçtiler orası daha sıcak olduğu için sohbet muhabbet etiler herkes kendi köyünden bahsetti Gülay da dinledi ayçiçek öğretmenlik okuyordu sözlüydü en çok işe buna şaşırmıştı sözlüydü kendisinden bir yaş küçüktü sedef ise okumuyordu 2 yılık evliydi kocası ufuk abi evin ikinci çocuğuydu birincisi adını öğrendiği müstakbel kocası Yusuf Ali ismi çok güzeldi ayçiçek ona abisinin yakışıklığından bahsedip durmuştu uzun boylu esmer öyle böyle diyerek Gülaya iyice kafasına sokmuştu saat 10 geldiğinde ise gitme vakitlerinin olduğunu söyleyip kalkmışlardı kaynanası olacak kadın çok tatlı birine benziyordu oda esmer güzeliydi ayçiçek ile benziyorlardı ufuk abi ise babasına çekmişti o daha beyaz tenliydi acaba evleneceği adam nasıl biri diye düşündü ufuk abi yakışıklıydı ayçiçek güzeldi kaynanası ve kayınbabasınin maşallahı vardı ee onlardan çirkin bir şey çıkmazdı herlade değil mi kendisini buna inandırdı "Oğlan haftaya dönüyor inşallah o zaman gelir tatlımızı yeriz."demişti kaynanası Halime hanım "Her zaman bekleriz. Halime "demişti annesi "Hadi görüşürüz dünürüm."demişti halime hanım aynur hanıma ardından gelinine sarılıp Herkes uğurladıktan sonra derin bir nefes vermişti gülay gerçekten aşırı yoğun stresli bir gün olmuştu hemen yarın olmasını istiyordu ilk önce mutfağa girdi kuruyan bulaşıkları yerlerine koydu etrafı iyice temizledi ve salona geçti yastıkları düzenleyip yerine koydu yer döşeklerini elindeki gırgır ile süpürdü ve odadan çıktı annesi ve babası muhtemelen odalarına çekilmişti kendiside bütün ışıkları söndürdü ve odasına girip aynanın karşısında elbiseni çıkarıp dolaba koydu sıcak pijama takımını çıkarıp giydi ve yatağına yatıp elini açıp dua etmeye başladı bundan başka çaresi yoktu tek istediği şey adamın iyi merhametli vicdanlı biri olmasıydı zaten başka ne isteyebilirdi ki "Allah'ım ne olur bana yardımcı ol hayırlısı neyse o olsun sana yalvarıyorum benim için hayırlı olanı nasip et gözü dışarda karı kızda olmasın vicdanlı merhametli biri olsun ne olur."diyip dua ettikten sonra avuç içlerini yüzüne sürüp bir dua ederek yarını ve diğer günlerin düşünmeye başladı
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD