Etrafın karanlığından nerede olduğunu göremeden, gelişi güzel atıyordu Mevâ adımlarını.. Nasıl gelmişti buraya, neresiydi burası bilmiyordu ve bu bilinmezlik istemsizce ürpertiyordu içini.. “Ardil..” diye bağırdı sesi titreye titreye.. Yankılanan sesi geri dönüp, dolmuştu kulaklarına, ama oğlundan ses seda çıkmıyordu.. “Oğlummm…! Nerdesin annem..” diye bağırdı bir kez daha. var gücüyle.. Oğlundan ses gelmeyen her saniye, yüreğine koca bir ağırlık çöküyordu Mevânın… “Ardil Fırat..! Oğlum..” diye bağırdı son bir umutla.. “Anne.. Burdayım.. yanıma gel anne korkuyorum..” diye gelen ses ile kaldı olduğu yerde.. Karanlıktan oğlunun yüzünü göremesede, sesin geldiği tarafa doğru yönlendirdi adımlarını hızla.. Bir yandan çamura bata çıka koşmaya çalışıyor , bir yandan da “Geliyorum oğlum,

